Birkaç Blog Hikayesi

Buralar eskiden hep dutluktu. Sonra taze çiçeğe konan kelebekler gibi, gelenler bir üşüştüler ki; sorma gitsin.
Tabi her güzel şeyin sonu geldiği gibi, gidenler gitti, kalan sağlarla artık burada başbaşayız. Neler yazmışız, çizmişiz haydi birlikte okuyalım. Bakalım neler varmış...

tio yazar

Bugünkü şansınız :

İbram yaparsa, alâsını yapar

Hiç yorum yok:

İ
nsanın adı çıkmaya görsün. Kötüsü berbat bir şey Allah korusun da iyisi de duruma göre çok da iyi bir şey olmayabiliyor. İşte Amerika'nın 11 Eylül'ü Türkiye'nin 12 Eylül'ü var. Benin neyim eksik di mi? Kimin kızından neyim kısa. The İbrahim Ortach'ın da 12 Ekim'i var bu günden sonra:

Sabah keyifli uyandık. Pazartesi sendromundan eser de yok. Ancak işe gelene kadar. Geldik...
Yine anormal bir durum sayılmaz. Sadece adres şaşıran çaresiz insanların çare türbesi olacağımız bir günmüş...

1- İmam Efendi cemaatle mahkemelik olmuş ama sonrasında affetmiş. Davasını geri çekecekmiş. Dilekçe yazacak printerı arızalıymış, bizimkinde yazmalıymış. E o işlere bakmıyoruz desek de nafile arzuhalcilik de yaptık... İmam efendi giderken özenle masanın üstüne elindeki paralar arasında kısa bir tereddüt yaşadıktan sonra 50 kuruş yerine 25 kuruş bıraktı. Biz de öğrenmiş olduk kaç paralık adam olduğumuzu...

2- Arkadaş anlaşmalı evlilik yapmış Almanya'da bir bayanla şimdi ayrılmak istiyormuş. Ancak noterden anlaşma evrakı çıkarmak pahalıymış. Mail adresinde kadının gönderdiği evrakın bir print'i alınacakmış. Printer baba türbesi olduk o kesin. Kafelere yönlendirdik "Abi yaparsan sen yaparsın" dedi. Dayanamadık. Yapıcı bir adama çıkmış namımız memlekette.

3- Mühendis arkadaş Autocad dosyasını flash'a alacakmış. İnterneti arızalı imiş. Benim pc'den çektik verdik. İyi de bana ne. İnternet kafe yok mu memlekette. O işi de biz yaptık.

4- Şımarık çocuk dedesini kapmış da gelmiş. Sınıf başkanlığına adaymış. Seçim broşürü dizayn edilecek ve 100 adet basılacakmış. Az dinleyip kırmadan incitmeden bir matbaaya yönlendirdik. Tabi ona da yaparsa İbram yapar demişler. Ne yapıcı adammışım da haberim yokmuş.

5- Servisteki yeni arkadaşlar 2 tane PC’yi onara edeyim derken göçürmüşler. El atmak bize düştü. Yaparsa İbram yapar tabi. Yapalım bakalım ha iki ha on iki ne farkeder.

6- Arkadaşın biri gereksiz yere fiyat politikamız hakkında ipucu vermiş müşteriye. Adam işimizi hafife alıyor ve verdiği parayı çok görüyor. Münasip dille anlattım. Biz yaparsak iyi sini yaparız...

7- İnternetimiz kesintili bağlanmaya başladı. Bir yerde bir cinslik var. Bulacam. Kendi himmete muhtaç dede, âleme himmet ede'yiz ama hala angarya fırtınası sürüyor.

8- Yazıcımız da çalışmadı. Network çuvalladı... Bir bakmak lazım..Onu da yapıver İbram dedi patron. Tabi efendim benden başka kim yapıcak.

9-Kargo'dan gelen ürün 3ncü kez yanlış gönderilmiş. Telefonu ve ağzımı açtım, gözümü yumdum. Yapacağınız işi adam gibi yapın dedim. Herkes ben değil ki tabi.

10- Komşu çiçek saksısı taşırken üstüne su döktüğü laptopumuzdan sonra bugün de bir tanesinin üstüne standını düşürdü. Adamın güneş şemsiyesi Resmen geldi standına çarptı aldığı rüzgârla. Stant sürüklendi bizim dükkâna girdi. Masanın üstündeki laptopun ön kısmına çarptı. Laptop çalışmıyor:(

11- Selamın aleyküm diye biri bağırdı az önce bu saatte. Aklımı aldı kapının önünde. Üstelik sarhoş gibi bir ağız yuvarlaması ile "yazıcı var mı" çocuğun dersini çıkarttıracaktım dedi. Tek kelime "yok" dedim. Allah Allah biri "elektronik sebili" olduğum yalanını yayıyor herhalde sokakta...

12- Biri kız arkadaşının bloğuna yorum yaptım diye beni engellemiş. Nasıl oluyorsa, aman kızlar gözünüzü seveyim. Bana bakmayın benim yârim var. Yorumlarım hoşunuza da gitse sırıtıp gülümsemeyin. Kimsenin tavuğuna kış demiyorum. Rahat olun arkadaşlar. Relax lütfen...

13- Bir ihbar aldım. Her an yine yaptığım bir yorum dolayısıyla hakaretengiz bir mail alabilir mişim. Ne oluyor ya... Teker teker gelin. Hem ben yorum yaparsam da iyisini yaparım.

14- Taksiye atlayıp bir kaç koli malzeme alıp getirdim işyerine. Yolda ihtiyar taksici amca bir kısmını sonra alalım bunlar çok dedi... Şaşkınım taksiye mi çok geldi, Amcaya mı bilmem ama bir kısmını bıraktım diye ikinci kez taksiye ödenecek 8 lira maaşımdan kesilecek. Bunu biliyorum. Taksici amca da en az ben kadar iyi yapıyor.

Hayır, anlamıyorum, en masum halimde bugün bunlar başıma geliyor. Sevgilim diyecek ki: Yine neler yaptın? Yapmadım sevgilim, canım, cicim. Ama o da diyecek ki ;yaparsa İbram yapar diyorlar. Hem ben de biliyorum malımı dicek. Eh pek de yanılmayacak...

Yaaaa! Kurşun döktüreyim diyecem birisi 14lüyü kapıp gelecek diye korkuyorum. Lütfen okuyun bana, üfleyin anacığım. Nazar mı değdi ne. Şu blog dünyasında burç yazanlar, fal bakanlar hangi yükselenim ebesinin hangi burcuna girdi de aksine aksine gidiyor işlerim. Azıcık bir bakın da akıl verin yahu...

Ya sabır hacı, ya sabır! Bunaldım resmen...

.......................................
Hamiş: Her gün aksatmadan gelen hayırcım, bu gece ancak şimdi geldi. Bir ton fırça attım sabah niye gelmedin, aksattın mesai diye. Normal verdiğimin 2 katı hayır verdim kendisine. Ne demişler “bir sadaka bin bela defeder” Eder bence de… Elemterefiş….

İ
nsanın adı çıkmaya görsün. Kötüsü berbat bir şey Allah korusun da iyisi de duruma göre çok da iyi bir şey olmayabiliyor. İşte Amerika'nın 11 Eylül'ü Türkiye'nin 12 Eylül'ü var. Benin neyim eksik di mi? Kimin kızından neyim kısa. The İbrahim Ortach'ın da 12 Ekim'i var bu günden sonra:

Sabah keyifli uyandık. Pazartesi sendromundan eser de yok. Ancak işe gelene kadar. Geldik...
Yine anormal bir durum sayılmaz. Sadece adres şaşıran çaresiz insanların çare türbesi olacağımız bir günmüş...

1- İmam Efendi cemaatle mahkemelik olmuş ama sonrasında affetmiş. Davasını geri çekecekmiş. Dilekçe yazacak printerı arızalıymış, bizimkinde yazmalıymış. E o işlere bakmıyoruz desek de nafile arzuhalcilik de yaptık... İmam efendi giderken özenle masanın üstüne elindeki paralar arasında kısa bir tereddüt yaşadıktan sonra 50 kuruş yerine 25 kuruş bıraktı. Biz de öğrenmiş olduk kaç paralık adam olduğumuzu...

2- Arkadaş anlaşmalı evlilik yapmış Almanya'da bir bayanla şimdi ayrılmak istiyormuş. Ancak noterden anlaşma evrakı çıkarmak pahalıymış. Mail adresinde kadının gönderdiği evrakın bir print'i alınacakmış. Printer baba türbesi olduk o kesin. Kafelere yönlendirdik "Abi yaparsan sen yaparsın" dedi. Dayanamadık. Yapıcı bir adama çıkmış namımız memlekette.

3- Mühendis arkadaş Autocad dosyasını flash'a alacakmış. İnterneti arızalı imiş. Benim pc'den çektik verdik. İyi de bana ne. İnternet kafe yok mu memlekette. O işi de biz yaptık.

4- Şımarık çocuk dedesini kapmış da gelmiş. Sınıf başkanlığına adaymış. Seçim broşürü dizayn edilecek ve 100 adet basılacakmış. Az dinleyip kırmadan incitmeden bir matbaaya yönlendirdik. Tabi ona da yaparsa İbram yapar demişler. Ne yapıcı adammışım da haberim yokmuş.

5- Servisteki yeni arkadaşlar 2 tane PC’yi onara edeyim derken göçürmüşler. El atmak bize düştü. Yaparsa İbram yapar tabi. Yapalım bakalım ha iki ha on iki ne farkeder.

6- Arkadaşın biri gereksiz yere fiyat politikamız hakkında ipucu vermiş müşteriye. Adam işimizi hafife alıyor ve verdiği parayı çok görüyor. Münasip dille anlattım. Biz yaparsak iyi sini yaparız...

7- İnternetimiz kesintili bağlanmaya başladı. Bir yerde bir cinslik var. Bulacam. Kendi himmete muhtaç dede, âleme himmet ede'yiz ama hala angarya fırtınası sürüyor.

8- Yazıcımız da çalışmadı. Network çuvalladı... Bir bakmak lazım..Onu da yapıver İbram dedi patron. Tabi efendim benden başka kim yapıcak.

9-Kargo'dan gelen ürün 3ncü kez yanlış gönderilmiş. Telefonu ve ağzımı açtım, gözümü yumdum. Yapacağınız işi adam gibi yapın dedim. Herkes ben değil ki tabi.

10- Komşu çiçek saksısı taşırken üstüne su döktüğü laptopumuzdan sonra bugün de bir tanesinin üstüne standını düşürdü. Adamın güneş şemsiyesi Resmen geldi standına çarptı aldığı rüzgârla. Stant sürüklendi bizim dükkâna girdi. Masanın üstündeki laptopun ön kısmına çarptı. Laptop çalışmıyor:(

11- Selamın aleyküm diye biri bağırdı az önce bu saatte. Aklımı aldı kapının önünde. Üstelik sarhoş gibi bir ağız yuvarlaması ile "yazıcı var mı" çocuğun dersini çıkarttıracaktım dedi. Tek kelime "yok" dedim. Allah Allah biri "elektronik sebili" olduğum yalanını yayıyor herhalde sokakta...

12- Biri kız arkadaşının bloğuna yorum yaptım diye beni engellemiş. Nasıl oluyorsa, aman kızlar gözünüzü seveyim. Bana bakmayın benim yârim var. Yorumlarım hoşunuza da gitse sırıtıp gülümsemeyin. Kimsenin tavuğuna kış demiyorum. Rahat olun arkadaşlar. Relax lütfen...

13- Bir ihbar aldım. Her an yine yaptığım bir yorum dolayısıyla hakaretengiz bir mail alabilir mişim. Ne oluyor ya... Teker teker gelin. Hem ben yorum yaparsam da iyisini yaparım.

14- Taksiye atlayıp bir kaç koli malzeme alıp getirdim işyerine. Yolda ihtiyar taksici amca bir kısmını sonra alalım bunlar çok dedi... Şaşkınım taksiye mi çok geldi, Amcaya mı bilmem ama bir kısmını bıraktım diye ikinci kez taksiye ödenecek 8 lira maaşımdan kesilecek. Bunu biliyorum. Taksici amca da en az ben kadar iyi yapıyor.

Hayır, anlamıyorum, en masum halimde bugün bunlar başıma geliyor. Sevgilim diyecek ki: Yine neler yaptın? Yapmadım sevgilim, canım, cicim. Ama o da diyecek ki ;yaparsa İbram yapar diyorlar. Hem ben de biliyorum malımı dicek. Eh pek de yanılmayacak...

Yaaaa! Kurşun döktüreyim diyecem birisi 14lüyü kapıp gelecek diye korkuyorum. Lütfen okuyun bana, üfleyin anacığım. Nazar mı değdi ne. Şu blog dünyasında burç yazanlar, fal bakanlar hangi yükselenim ebesinin hangi burcuna girdi de aksine aksine gidiyor işlerim. Azıcık bir bakın da akıl verin yahu...

Ya sabır hacı, ya sabır! Bunaldım resmen...

.......................................
Hamiş: Her gün aksatmadan gelen hayırcım, bu gece ancak şimdi geldi. Bir ton fırça attım sabah niye gelmedin, aksattın mesai diye. Normal verdiğimin 2 katı hayır verdim kendisine. Ne demişler “bir sadaka bin bela defeder” Eder bence de… Elemterefiş….

Sonunda bu da oldu ya...

Hiç yorum yok:

Duygusal bir çocuk olduğumdan ve vaktiyle çok Yeşilçam filmine ablaların yanında beleş gitmişliğimden "sulu göz" bir adamımdır. Duygusal iniş çıkışlarım yıl içerisinde tölere edilebilir seviyelerde seyreder ve genelde baş edebildiğim bir durumdur.

Gençliğimde "Kürkü için öldürülen Foklara, ABD'nin yediği boklara ve zulüm gören halklara" ağlamışlığım var. Bu duygusal durumun "bahar" geldiğinde azdığına veya bir periyoda bağlı olduğuna dair bir his de var içimde. Gerçi rahmetli babam "bizim oğlanın aybaşı tuttu yine" diyerek bunu çok iyi özetlese de bu duygusal iniş çıkışlar sanatçı yüreğimi çok yoruyor son zamanlarda.

Derken bir de buna ufak yollu bir depresyon eklenince olan oldu anlayacağın aziz okuyucu. "Sevgilim beni eskisi kadar sevmiyor'la başlayıp, lan göbekten mi gözükmüyor bu çocuğun başı adlı cinsel kaygı belirtileri içeren klip" ile devam eden süreç sonunda, iyice psikopata bağladım evlerden ırak.

Sabah başka, akşam başka bir ruh hali, karşıdakinin ses tonundan, huyuna suyuna her gün gördüğüm davranışına takma durumları, üşüme, terleme, sıkıntı basması, hafakanlar, korkular, kaygılar, şüpheler de eklenince bir güzel işin boku çıktı.

Erken yatıyorum uykuya doymuyorum. Geç yatıyorum, uyuyasım gelmiyor. Kuruyemişin çıtırına merak sarıp, saçlarıma düşen akları, tararken kelimi gizliyorum. Yeni nesil pop şarkıcılar dinlemeye merak sarıyorum. Hiç olmadığım kadar görünüşümü önemsiyorum ama öte yandan parmağımı oynatasım gelmiyor. Yaptığım işten de, çişten de bir haz almıyorum derken hayırlısıyla "Andropoz'a" girmişiz.

Zaten yaş 40+ lara girince şüphelenmek lazımdı, geç bile kaldı arkadaş. İşin kötüsü ben bu hali anlayana kadar eş, dost, arkadaş, sevgili derken birçok insanın kalbini kırdım geçirdim bu arada. Aferin bana değil mi. E ne bileyim ben, avuç avuç badem yemem gereken bir döneme girdiğimi. Hayırlı olsun.

Şimdi "kimse beni sevmiyor" diyerek triplere giren, selam verene fırça atan abileri daha iyi anlıyorum. Alışacağız ne yapalım. Ölümlü dünya. Yaşamak da yaşlanmak da kader. Saçlar ağarıyor, göbekler büyüyor, boy-lar kısalıyor. Vitamin ve enerji içeceği ihtiyacı baş gösteriyor:)

İşin kötüsü insan sevdiğini üzüyor farkında olmadan. Hele bir de işin sanal boyutu varsa o arkadaşların işi reelden daha zor. Yok, telefona geç cevap verdin diye trip yapmalar, yok Face'de laf sokmalar. Yok, Msn'de gizlenip saklanmalar. Üzüntüler, sıkıntılar, kalp kırmalar, incitmeler...

O dediğimden bende yok ama "amama koyim" :(

Duygusal bir çocuk olduğumdan ve vaktiyle çok Yeşilçam filmine ablaların yanında beleş gitmişliğimden "sulu göz" bir adamımdır. Duygusal iniş çıkışlarım yıl içerisinde tölere edilebilir seviyelerde seyreder ve genelde baş edebildiğim bir durumdur.

Gençliğimde "Kürkü için öldürülen Foklara, ABD'nin yediği boklara ve zulüm gören halklara" ağlamışlığım var. Bu duygusal durumun "bahar" geldiğinde azdığına veya bir periyoda bağlı olduğuna dair bir his de var içimde. Gerçi rahmetli babam "bizim oğlanın aybaşı tuttu yine" diyerek bunu çok iyi özetlese de bu duygusal iniş çıkışlar sanatçı yüreğimi çok yoruyor son zamanlarda.

Derken bir de buna ufak yollu bir depresyon eklenince olan oldu anlayacağın aziz okuyucu. "Sevgilim beni eskisi kadar sevmiyor'la başlayıp, lan göbekten mi gözükmüyor bu çocuğun başı adlı cinsel kaygı belirtileri içeren klip" ile devam eden süreç sonunda, iyice psikopata bağladım evlerden ırak.

Sabah başka, akşam başka bir ruh hali, karşıdakinin ses tonundan, huyuna suyuna her gün gördüğüm davranışına takma durumları, üşüme, terleme, sıkıntı basması, hafakanlar, korkular, kaygılar, şüpheler de eklenince bir güzel işin boku çıktı.

Erken yatıyorum uykuya doymuyorum. Geç yatıyorum, uyuyasım gelmiyor. Kuruyemişin çıtırına merak sarıp, saçlarıma düşen akları, tararken kelimi gizliyorum. Yeni nesil pop şarkıcılar dinlemeye merak sarıyorum. Hiç olmadığım kadar görünüşümü önemsiyorum ama öte yandan parmağımı oynatasım gelmiyor. Yaptığım işten de, çişten de bir haz almıyorum derken hayırlısıyla "Andropoz'a" girmişiz.

Zaten yaş 40+ lara girince şüphelenmek lazımdı, geç bile kaldı arkadaş. İşin kötüsü ben bu hali anlayana kadar eş, dost, arkadaş, sevgili derken birçok insanın kalbini kırdım geçirdim bu arada. Aferin bana değil mi. E ne bileyim ben, avuç avuç badem yemem gereken bir döneme girdiğimi. Hayırlı olsun.

Şimdi "kimse beni sevmiyor" diyerek triplere giren, selam verene fırça atan abileri daha iyi anlıyorum. Alışacağız ne yapalım. Ölümlü dünya. Yaşamak da yaşlanmak da kader. Saçlar ağarıyor, göbekler büyüyor, boy-lar kısalıyor. Vitamin ve enerji içeceği ihtiyacı baş gösteriyor:)

İşin kötüsü insan sevdiğini üzüyor farkında olmadan. Hele bir de işin sanal boyutu varsa o arkadaşların işi reelden daha zor. Yok, telefona geç cevap verdin diye trip yapmalar, yok Face'de laf sokmalar. Yok, Msn'de gizlenip saklanmalar. Üzüntüler, sıkıntılar, kalp kırmalar, incitmeler...

O dediğimden bende yok ama "amama koyim" :(