Bu yazı hit alır mı sence?



Bayramlık ağzımı açmamam lazım ama madem bayram geldi açayım. Nedir bizim toplumdaki gereksiz eleştiri hastalığı anlamıyorum. Üstelik eleştirisini yaptıklarımız bizatihi ya yaptıklarımız ya da baktıklarımız oluyor nedense.

-Tüüü terbiyesizler diye laf soktuğumuz insanların yaptıklarını yapabilmek için yana yakıla can atanlarımız var.

Bir kadın sokaktan az rahat bir giyimle geçiyor, mahallenin bütün kelli fellileri hatunun arkasından boynu yamulana kadar baktıktan sonra söylenir. "Edepsiz bu yahu, böylede giyinilir mi, ayıp diye bir şey var." Madem öyle bakma sen de kardeşim.

Bloglara bakıyorsunuz en çok hit alan yazılar bel altını usulünce işleyen yazılar ama yorumlarına bakıyorsun. "Ahlaksız, terbiyesiz, neler yazmışlar" E birader okuma o zaman. Sen search'e olmadık kelimeleri yazıyor da o blog sahibini maden tetkik arama gibi arayıp buluyorsan bundan dolayı neden başkasını suçluyorsun ki?

Kaç tane blog yazarı var tanıdığım, oturup adam gibi yazsalar hit almazlar ama bel altına indiler mi reytingleri tavan. Demek ki bu piyasada geçer akçe bu. Nasıl müzik piyasasında bir yerini açıp, klip çekmeden sanatçı olunamıyorsa bu piyasa da ünlü bir blogcu olmak için kelimelerin fermuarını açmak gerek belki de. O artık her yazarın kendi tercihine, tıynetine kalmış.

Bakalım deneyelim bu yazı kaç hit alacak mesela? Şimdi gerekli kelimelerimizi koyuyoruz postumuzun içine. Okuyun bakalım bir yerleriniz şişecek mi? İşte sihirli reçeteniz hazır. Hayırlı olur mu? Pek sanmam ama hayırlısı neyse o olsun...

1- On kere "erkek cinsel organı" bir kaç farklı ifade şekliyle eksiksiz zikredin.
2- Bir o kadar "kadın cinsel organı" ekleyin ama argosu  olsun mutlaka.
3- Cinsel eylem içeren küfürler koyun içine. Sin Kaf edebiyatı yapın.
4- Vermek, almak, içmek, mıçmak türü eylemlerden bahsedin.
5- Afilli bir resim hatun resmi bulun, blogun girişine güzelce ekleyin.
6- Cinsel pozisyonlardan bahsedin. Ekstrem olanlar daha çok ilgi çekebilir.
7- Kadınsanız erkek argosu iyi hit alır, bol bol cümle içinde a.q kullanın.
8- Röntgencilik,  dikiz duygularını kışkırtan ifadeler, soru cümleleri işe yarar.
9- Okuyuculardan bir kısmını yanınıza alırken, bir kısmına da hakaret edin.

Oldu mu?

İbram abiniz size kurban olsun



L
afın gelişi, mesela dedik yani...
Maksadım bayramınızı kutlamaktır.

Kurban bayramında aman trafik terörüne kurban gitmeyin.Kim vurduya giden pek kolay gelemiyor geri. Dikkat edin kendinize, sevdiklerinize.
Sinirlerinize hâkim olun, birbirinizi elde bıçak varken incitmeyin. Neşeli, mutlu hoş ve güzel bir bayram geçirin.

Fakirleri, ihtiyaç sahiplerini kollayın gözetin. Kurbanınızın derisine, gerisine, etine, kemiğine sahip çıkın. Yerine ulaştığından emin olun. Kavurma yaparsanız bana da gönderin.

Ben gidiyorum müsaadenizle, siz kalanlar sağlıcakla ve esen kalın. Bayram sonrası görüşmek üzere sevgili okuryazar hatta üstüne yorum bile yapar dostlarım.

Böyle gelmiş, şöyle gitmez bu dünya.
Hastalara şifa, dertlilere deva, borçlulara eda nasip etsin Mevla...
Kimine kuzu, kimine danası, kimine de bayram bahanesiyle Maldiv adası.

Dım dım, dırı dım dım...

Buyur burdan yak...




Geçenlerde bir arkadaşımızın başına geldi. Yazılarının içerik olarak kopyalanması olayını hatırlarsınız. Hiç hoş değil, çok tatsız bir olay. Bu konuda yazan çizen olduğu ve benim de görüşlerim "çırılçıplak" belli olduğu için fazla bir şey söylemeye gerek yok.

Yazılarımın beğenilmesinden hoşlanıyorum, insanlarca paylaşılmasından da. Ancak tüm bunları yaparken nezaket kabilinden de olsa adımın veya nickimin referans verilmesi gerekmez mi? Gerekmiyor bazı insanlara göre. Ancak kanunlar öyle demiyor ve ciddi yaptırımları var. Biliyorsunuz, burada boşuna saymayalım .

Bugün eski yazılarımı (siz burada hiç okumadınız onları) karıştırırken bir kaç satırını google'a pasteledim. Ama ne göreyim. Yazılarım kesilip biçilmekle, değiştirilmekle kalmamış. Bir de altına imza atılmış. Üstelik imza atılmakla da kalmamış bir kaç kişi de alıntılayıp yazıların altına imza atan arkadaşa "jest" yapmışlar. Yani yazdıklarımı araklayıp imzalayan kişi, telif hakkına saygı gösteren birkaç blog sahibi tarafından adeta ödüllendirilmiş. Tabi onların suçu yok. Eser sahibi "San"dıkları kişiye hürmette kusur etmemişler.

Şimdi ne yapmam lazım?
Düşündüm. İlgili sitelere birer mail attım. Gerekli düzeltmeyi yapmaları için. Bir müddet sonra da eski yazılarımı yeniden yayınlamaya başlayacağım. Hepsi daha önce "geocities ve diğer bir kaç sitenin" kayıtlarında var. Emeğe saygı göstermeyenleri gördüm ama emeğine saygı gösterilen bir "(ç)alıntı üstadını" da yeni duyuyor, yeni görüyorum.

Kendisini bulursam en kısa sürede tebrik edip, araklayıp tahrif ettiği yazılarımı sitemde yayınlamak için izin isteyeceğim. Vay be... Erbabı yaparsa yorgan bile titremez diye boşuna dememişler. Yıllardır uyuyormuşum. Uyandıran "google" sağolsun.

Fatihin fedaisi Kara murat geliyor:) savulun bre melunlar...

HAMİŞ:
*Yakalarsam napıcamı ben biliyorum  ama yakalayamazsam da bedduam tutar, başınıza resimdeki gibi bi  olay gelebilir. Allah korusun.

Tek geçerim



Aşk, sevda, sevmek ve sevdiğini kıskanmak üzerine onlarca söz, yüzlerce şiir vardır.
Ama ben kendimi bildim bileli aşağıdaki dörtlüğü tek geçerim.
Sevda bu mudur?
Bence budur...

"Ey benim bahtı yârim
Gönlümün tahtı yârim
Yüzünde "göz" izi var,
Sana kim baktı yârim?"

                              Karacaoğlan

Son Birkaç Yorum

Related Posts with Thumbnails