* Günün Yazısı :

Gezi Notları

Hiç yorum yok:


Facebook ve Twitter'de Gezi olayları ile ilgili paylaştıklarımdan yola çıkarak kendi adıma kendi tarihime not düştüm. 

Blog yazısı olarak daha çok şey yazılabilirdi  belki ama böylesi daha kolayıma geldi. Paylaşımlar ilk günden itibaren kronolojiktir.

  • * Ha gayret. Üstüne gaz sıkılıp, dövülmedik kalabalık kalmasın. (kinaye)
  • * Keşke birileri bu sözü unutmamış olsalardı. "Haddinden fazla şiddet, manadaki hikmeti yok eder"
  • * Neydi o söz. "İmam yellenirse"...
  • * Eğer siz günah işlemeseydiniz, Allah sizi helak eder ve yerinize, günah işleyip, peşinden tövbe eden kullar yaratırdı. (Hadis)
  • * Şiddet yönetimsel beceriksizliğin de göstergesidir. Kontrolsüz güç güç değildir. Ali'ye kızıp, faturayı Veli'ye de kesmek olmaz...
  • * Vaktiyle yaşam ve düşünce biçimleri nedeniyle özgürlük alanları kısıtlanan AKP seçmenlerine düşen, şu an yaşanan gelişmelere karşı, biz sizi bunun için seçmedik diyerek seslerini yükseltmektir.
  • * "Elinde sadece çekiç olan, herşeyi çivi olarak görür"
  • * Tamamen haksız bile olsalar, insanların sizi ve uygulamalarınızı eleştirme, protesto etme hakkı vardır.
  • * Beyaz masa, gönül elçisi, ef püf kurmakla olmuyor bu. En azından informasyon, enformasyon, halkla ilişkilerde çuvalladınız...
  • * Göndereydin Ertuğrul Günay'ı. Tamam arkadaşlar ben başbakanla görüştüm "Halkımın istemediği bir şeyi yapmam!" dedi. Şimdi piknik ve konser zamanı. Çalsın davullar diyeydi...
  • * Kimse bu halka tepeden bakamayacak. Herkes halkın hizmetinde olacak. Üstünlük taslamayacak. Böyle diyerek oyları aldıktan sonra, (isterse sana oy vermesin) insanlara büyüklük tasladığında, kırıcı konuştuğunda bunu en alt tabakadaki memurun da benimsiyor. Dün şikayet ettiğin şeyi bugün sen halka yapıyor hale geliyorsun. Hal böyle olunca da provokasyonun yolu açılıyor. Buna fırsat veren de zemin hazırlayan da sen oluyorsun...
  • * Bir sözümüz vardı. Başörtülüler tekmelenirken, cumaya gidenler fişlenirken, insanlar mağdur edilip hor görülürken. Biz mağdur olanın yanında yer alacağız diye. İşte bugün o sözü tutma zamanı. Kardeşlerimize de kardeşliğimize de "gaz" sıkmayın...
  • * Herşeyin doğrusunu sen biliyor, ya da bildiğini sanıyor olabilirsin. Hakkımızda hayırlısını, iyiliğimizi de isteyebilirsin ama soruyorum bunu jopla, gazla, tazyikli suyla mı yapacaksın...
  • * İtiraf ediyorum bize posta koyanlara, posta koyarken iyiydi ama bize de posta koymasaydın daha iyiydi...
  • * Biri size yanlış öğretmiş. Kalabalıkların "gazını almak" gerekir. Gaz vermek değil..
  • * Şimdi sen kocaman bir pankart yapıp, "bu ağaçları şuraya taşıyacağız - lütfen bu çabamıza destek verin - ağaçlar ölmesin" deseydin de o ağaçları sökseydin. Oraya toplanan kalabalık bir ucundan tutup senle beraber taşımaz mıydı...
  • * Allah’ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı YUMUŞAK DAVRANDIN. Eğer KABA, KATI yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık sen onları affet. Onlar için Allah’tan bağışlama dile. İş konusunda onlarla MÜŞAVERE ET (danış) . Bir kere de karar verip azmettin mi, artık Allah’a tevekkül et, (ona dayanıp güven). Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever. (Ali-İmran 159)
  • * Başbakan dahil herkes olayın 3-5 ağaç meselesi olmadığında hemfikir. Yine de herkes çözümü karşısındakinin pes etmesinde arıyor. Yanlış...
  • * Başbakan'ın imdadına yine Kemal bey yetişecek gibi. Gitme dedi diye inadına Gezi parkına gidiyor CHP. Koş koş, polislerin yapamadığını yapar, halkı bir güzel dağıtırsın...
  • * Geçmişle hesaplaşmak adına özür dileyenler bugünler içinde özür dilemeyi bilmeliler...
  • * Merkez medya "güce olan tapınması ve göbek bağı" ile susarak sınıfta kalırken "sosyal medya" "maniplasyonlar, yalan dolan, çakma foto, haber ve dedikodular" yüzünden sınıfta kaldı. Herkesin şapkasını önüne koyup düşünmesi gerek...
  • * Sosyal medya ateşle oynuyor. Bu yalanları engellemenin bir yolu bulunmazsa gerçekten Sosyal medya'nın güvenilirliği kalmayacak. Aklınızın yatmadığı ve güvenmediğiniz haberleri paylaşmayın...
  • * Hepimizin toptancı anlayışlardan vazgeçmemiz gerekiyor. Ordaki yaşam tarzını ve çevreyi korumaya gönüllü eylemcilerin ortalığı kırıp döktüğüne inanmadığım gibi, provakatörlerin de masum eylemciler olduğuna inanmıyorum. Sapla samanı ayırma görevi olan yetkililerin ise sıradan şiddet uygulaması kitleleri harekete geçiren en büyük hata...
  • * Son çareyi ilk başta uygularsanız, olayların kontrolünü kaybetmeniz kadar doğal bir şey olamaz.
  • * O kadar insanı imece usulu hayırlı bir inşaat için oraya toplayabilseydin, şimdi çatıyı bitirmiş, kiremitleri döşüyor olurdun:)
  • * Polis de hatalıydı diyebilen bir insan, dönüp halkına "onlar adına özür dilerim" de diyebilir..
  • * Hiç bir demokratik lider "ben halkımın istemediği şeyi yapmam" dediği için küçük düşmezdi...
  • * Her demokratik tepkide halkın önüne "fanatik, anarşist, saldırgan ve holigan" fotoğraflarını koyup, hatalı davranışlarınıza tepkisiz kalmasını bekleyemezsiniz..
  • * Biraz daha devam edin eylemlere, vurup kırmaya. Haklılığınızı tamamen yitirip, bokunu çıkarana kadar... O zaman sayenizde sandıklar yine AKP'ye çalışacak... Durmayın hadi...
  • * Herkes karşıt durumu özetleyen fotoğraflarla birbirini kötülüyor. Oysa alsanız elinize destek verdiğiniz durumun aksini gösteren en kötü fotoğrafı ve altına "iyi yaptık" yazabilecek misiniz bir düşünseniz..
  • * Başbakanın inadı, polisin sertliği ve eylemin provatörler eliyle yayılması... Duracağı yeri bilmesi gerektiğini birileri herkese hatırlatmalı...
  • * Camiye bira şişesi ile, sarhoş gireceksin. Ana bacı düz gideceksin. Halkın malını halktanım diye harap edeceksin. Sonra benden eylemine destek bekleyeceksin. Yok öyle, orda dur şimdi...
  • * Olayın rengi "ağacın yeşilinden" "orak çekicin kızılına" döndüğünde bizim rengimiz hala yeşildir...
  • * Ha gayret, eylemi amacından saptırmaya, kırıp dökmeye devam. Aldığınız bu gazla 2 gün daha devam ederseniz AKP'ye ilk seçimde kesin biraz daha oy kazandıracaksınız...
  • * Sokağa dökülen hiç kimsede asıl o sabah "gazı yemesine" rağmen, ertesi gün elinde çop poşeti "gezi parkını" temizleyen çocuklar, gençler kadar akıl yok mu?
  • * Bu gazın üstüne hükümet kanadından mahalli seçimlerle, genel seçimleri birleştiren bir "baskın seçim" hamlesi gelirse benim için sürpriz olmaz.
  • * İş zorla, "zorba olduğunu iddia ettikleri" seçilmiş bir başbakanı götürmekse "yemezler"... Biz ne seçtiğimiz insanın zorbalığına izin veririz ne de seçmediklerimizin...
  • * Merak etmeyin. Günü geldiğine inanırsa sandıkta "AKP"yi de değiştirmesini bilecek olan halk, sokakta taş sopa atan değil evinde, işinde, gücünde olanlardır.
  • * Birileri sertlik yanlısı yöneticilerle, vurup kıran göstericilerin "aynı cephede" olduklarını hatırlatsa. İtidalli vatandaş, sakince tepkisini koyan eylemci de "başka bir cephe" nin insanı oysa...
  • * Direniş çok mu masum. Bazıları karıştıktan sonra hayır. Çok mu tuuu kaka "o sertliğe göre" hayır. Başbakan çok mu agresif "evet" Bu birilerine küfretme ve ortalığı yakıp yıkma hakkı verir mi."tabi ki hayır.
  • * Birilerinin kırdığı camlar, yakıp yıktıkları şeylerin, birilerinin yaktığı canlar, attığı gazlar, tekmelerin faturası hepimize yol su elektrik "faturası" olarak gelecek. Biliyorsunuz değil mi?
  • * Tam AKP'nin bu seçimde "mağdur edebiyatı" yapacak bir şeyi kalmamıştı ki, aferin yetiştiniz imdadına. Seyredin seçimlerde "bizi zorla götürmek istediler, yakıp yıkıp talan ettiler" diyerek alacakları oyları.
  • * "Fikirler zorla ve şiddetle, top ve tüfekle asla öldürülemediği gibi zorla ve şiddetle, kırıp, dökmekle de asla ifade edilemez"
  • * Avrupada eylemcilerin pasif direniş metodlarını görmek lazım. Kendini zincirlemek, hiç hareket etmemek, sesini bile yükseltmeden pankartlarla protesto etmek ve yöneticilerin olabildiğince hoşgörü göstermesi.. Daha gidecek çok yolumuz. Yiyecek bi kaç fırın ekmeğimiz var...
  • * Bir liderin olaylar karşısında takınacağı tavrın rakipleri ve düşmanlarınca tahmin edilip, bilinebilir olması o lider açısından yönetim zaafiyeti oluşturur.
  • * Bugüne kadar kişisel karizması ve oy potansiyeli partisinden daha yüksek bir Erdoğan vardı. Bugünden sonra AKP yine iktidara en yakın partidir ama en azından oyu kendi liderinden az olmayacaktır. Bu da fena bir şey değildir..
  • * Sosyal medyaya kızma başbakanım. Keşke bu çatışmalar sadece sosyal medyada Fotoshop üstünde kalsaydı. Ne cana, ne mala zarar gelmese. Biber gazı masrafı da olmasaydı...
  • * Sandıktan %99'la da çıksanız %1'in hakkını korumak göreviniz. Sandıktan %30la'da çıksalar seçilene saygı duymak görevimiz...
  • * Hiç kimse önyargılı ve toptancı bir genelleme yaparak, karşı tarafı suçlama hakkını kendinde görmemeli. Zaten olayların sebebi bu değil mi...
  • * Bu olayda Deniz BAYKAL olayı gibi oldu sanki. Ortalık çok karıştı, sen bir yurt dışı gezisine çık yerine Bülent Abi özür dilesin... diyerek emeklilik yolu açılıyor belki de.
  • * Öncelikle başbakan hatalarını düşünmeli. Sağlığını gözden geçirmeli. Belki o da "tükenmişlik sendromu" yaşıyordu. Kolay değil hem ülkenin başbakanı, hem dünya lideri, hem istanbul belediye başkanı gibi davranmak. Ama bu da onun tercihiydi... Demokrasiler "tek adamın" sırtlayabileceği kadar hafif yükler içermiyor... İyi ki.
  • * Mağdurların gururu ve savunucu olan bir adamın kendini mağdur hisseden yeni kitleler yaratması belki de ileride okullarda ders olarak okutulacak. Şahsen amacının bu olduğunu sanmıyorum ama bir şekilde "iktidar" denen şey sen onu değiştirmeye çabalarken o da seni değiştiriyor. Farkında olmuyor insanlar.
  • * O ağacın altını bilmem anıyor musun? diye bir şarkısı olan bir ülkenin çocuklarına bu yapılmamalıydı. Belki o ağaçlara birileri sevdikleri kızın ismini yazdılar kalpler içine. Belki o ağacın altında evlenme teklif ettiler.
  • * Eylemcilerin arasına karışmış provakatörler olduğu bir gerçek ama ya ilk gün polisin arasında bir kaç provakatör vardıysa. Ulan vuralım bi kaç kişiye jopu, sıkalım gazı gözüne gözüne ortalık karışsın dedilerse... Bence bunu da araştırmak gerek...


Facebook ve Twitter'de Gezi olayları ile ilgili paylaştıklarımdan yola çıkarak kendi adıma kendi tarihime not düştüm. 

Blog yazısı olarak daha çok şey yazılabilirdi  belki ama böylesi daha kolayıma geldi. Paylaşımlar ilk günden itibaren kronolojiktir.

  • * Ha gayret. Üstüne gaz sıkılıp, dövülmedik kalabalık kalmasın. (kinaye)
  • * Keşke birileri bu sözü unutmamış olsalardı. "Haddinden fazla şiddet, manadaki hikmeti yok eder"
  • * Neydi o söz. "İmam yellenirse"...
  • * Eğer siz günah işlemeseydiniz, Allah sizi helak eder ve yerinize, günah işleyip, peşinden tövbe eden kullar yaratırdı. (Hadis)
  • * Şiddet yönetimsel beceriksizliğin de göstergesidir. Kontrolsüz güç güç değildir. Ali'ye kızıp, faturayı Veli'ye de kesmek olmaz...
  • * Vaktiyle yaşam ve düşünce biçimleri nedeniyle özgürlük alanları kısıtlanan AKP seçmenlerine düşen, şu an yaşanan gelişmelere karşı, biz sizi bunun için seçmedik diyerek seslerini yükseltmektir.
  • * "Elinde sadece çekiç olan, herşeyi çivi olarak görür"
  • * Tamamen haksız bile olsalar, insanların sizi ve uygulamalarınızı eleştirme, protesto etme hakkı vardır.
  • * Beyaz masa, gönül elçisi, ef püf kurmakla olmuyor bu. En azından informasyon, enformasyon, halkla ilişkilerde çuvalladınız...
  • * Göndereydin Ertuğrul Günay'ı. Tamam arkadaşlar ben başbakanla görüştüm "Halkımın istemediği bir şeyi yapmam!" dedi. Şimdi piknik ve konser zamanı. Çalsın davullar diyeydi...
  • * Kimse bu halka tepeden bakamayacak. Herkes halkın hizmetinde olacak. Üstünlük taslamayacak. Böyle diyerek oyları aldıktan sonra, (isterse sana oy vermesin) insanlara büyüklük tasladığında, kırıcı konuştuğunda bunu en alt tabakadaki memurun da benimsiyor. Dün şikayet ettiğin şeyi bugün sen halka yapıyor hale geliyorsun. Hal böyle olunca da provokasyonun yolu açılıyor. Buna fırsat veren de zemin hazırlayan da sen oluyorsun...
  • * Bir sözümüz vardı. Başörtülüler tekmelenirken, cumaya gidenler fişlenirken, insanlar mağdur edilip hor görülürken. Biz mağdur olanın yanında yer alacağız diye. İşte bugün o sözü tutma zamanı. Kardeşlerimize de kardeşliğimize de "gaz" sıkmayın...
  • * Herşeyin doğrusunu sen biliyor, ya da bildiğini sanıyor olabilirsin. Hakkımızda hayırlısını, iyiliğimizi de isteyebilirsin ama soruyorum bunu jopla, gazla, tazyikli suyla mı yapacaksın...
  • * İtiraf ediyorum bize posta koyanlara, posta koyarken iyiydi ama bize de posta koymasaydın daha iyiydi...
  • * Biri size yanlış öğretmiş. Kalabalıkların "gazını almak" gerekir. Gaz vermek değil..
  • * Şimdi sen kocaman bir pankart yapıp, "bu ağaçları şuraya taşıyacağız - lütfen bu çabamıza destek verin - ağaçlar ölmesin" deseydin de o ağaçları sökseydin. Oraya toplanan kalabalık bir ucundan tutup senle beraber taşımaz mıydı...
  • * Allah’ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı YUMUŞAK DAVRANDIN. Eğer KABA, KATI yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık sen onları affet. Onlar için Allah’tan bağışlama dile. İş konusunda onlarla MÜŞAVERE ET (danış) . Bir kere de karar verip azmettin mi, artık Allah’a tevekkül et, (ona dayanıp güven). Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever. (Ali-İmran 159)
  • * Başbakan dahil herkes olayın 3-5 ağaç meselesi olmadığında hemfikir. Yine de herkes çözümü karşısındakinin pes etmesinde arıyor. Yanlış...
  • * Başbakan'ın imdadına yine Kemal bey yetişecek gibi. Gitme dedi diye inadına Gezi parkına gidiyor CHP. Koş koş, polislerin yapamadığını yapar, halkı bir güzel dağıtırsın...
  • * Geçmişle hesaplaşmak adına özür dileyenler bugünler içinde özür dilemeyi bilmeliler...
  • * Merkez medya "güce olan tapınması ve göbek bağı" ile susarak sınıfta kalırken "sosyal medya" "maniplasyonlar, yalan dolan, çakma foto, haber ve dedikodular" yüzünden sınıfta kaldı. Herkesin şapkasını önüne koyup düşünmesi gerek...
  • * Sosyal medya ateşle oynuyor. Bu yalanları engellemenin bir yolu bulunmazsa gerçekten Sosyal medya'nın güvenilirliği kalmayacak. Aklınızın yatmadığı ve güvenmediğiniz haberleri paylaşmayın...
  • * Hepimizin toptancı anlayışlardan vazgeçmemiz gerekiyor. Ordaki yaşam tarzını ve çevreyi korumaya gönüllü eylemcilerin ortalığı kırıp döktüğüne inanmadığım gibi, provakatörlerin de masum eylemciler olduğuna inanmıyorum. Sapla samanı ayırma görevi olan yetkililerin ise sıradan şiddet uygulaması kitleleri harekete geçiren en büyük hata...
  • * Son çareyi ilk başta uygularsanız, olayların kontrolünü kaybetmeniz kadar doğal bir şey olamaz.
  • * O kadar insanı imece usulu hayırlı bir inşaat için oraya toplayabilseydin, şimdi çatıyı bitirmiş, kiremitleri döşüyor olurdun:)
  • * Polis de hatalıydı diyebilen bir insan, dönüp halkına "onlar adına özür dilerim" de diyebilir..
  • * Hiç bir demokratik lider "ben halkımın istemediği şeyi yapmam" dediği için küçük düşmezdi...
  • * Her demokratik tepkide halkın önüne "fanatik, anarşist, saldırgan ve holigan" fotoğraflarını koyup, hatalı davranışlarınıza tepkisiz kalmasını bekleyemezsiniz..
  • * Biraz daha devam edin eylemlere, vurup kırmaya. Haklılığınızı tamamen yitirip, bokunu çıkarana kadar... O zaman sayenizde sandıklar yine AKP'ye çalışacak... Durmayın hadi...
  • * Herkes karşıt durumu özetleyen fotoğraflarla birbirini kötülüyor. Oysa alsanız elinize destek verdiğiniz durumun aksini gösteren en kötü fotoğrafı ve altına "iyi yaptık" yazabilecek misiniz bir düşünseniz..
  • * Başbakanın inadı, polisin sertliği ve eylemin provatörler eliyle yayılması... Duracağı yeri bilmesi gerektiğini birileri herkese hatırlatmalı...
  • * Camiye bira şişesi ile, sarhoş gireceksin. Ana bacı düz gideceksin. Halkın malını halktanım diye harap edeceksin. Sonra benden eylemine destek bekleyeceksin. Yok öyle, orda dur şimdi...
  • * Olayın rengi "ağacın yeşilinden" "orak çekicin kızılına" döndüğünde bizim rengimiz hala yeşildir...
  • * Ha gayret, eylemi amacından saptırmaya, kırıp dökmeye devam. Aldığınız bu gazla 2 gün daha devam ederseniz AKP'ye ilk seçimde kesin biraz daha oy kazandıracaksınız...
  • * Sokağa dökülen hiç kimsede asıl o sabah "gazı yemesine" rağmen, ertesi gün elinde çop poşeti "gezi parkını" temizleyen çocuklar, gençler kadar akıl yok mu?
  • * Bu gazın üstüne hükümet kanadından mahalli seçimlerle, genel seçimleri birleştiren bir "baskın seçim" hamlesi gelirse benim için sürpriz olmaz.
  • * İş zorla, "zorba olduğunu iddia ettikleri" seçilmiş bir başbakanı götürmekse "yemezler"... Biz ne seçtiğimiz insanın zorbalığına izin veririz ne de seçmediklerimizin...
  • * Merak etmeyin. Günü geldiğine inanırsa sandıkta "AKP"yi de değiştirmesini bilecek olan halk, sokakta taş sopa atan değil evinde, işinde, gücünde olanlardır.
  • * Birileri sertlik yanlısı yöneticilerle, vurup kıran göstericilerin "aynı cephede" olduklarını hatırlatsa. İtidalli vatandaş, sakince tepkisini koyan eylemci de "başka bir cephe" nin insanı oysa...
  • * Direniş çok mu masum. Bazıları karıştıktan sonra hayır. Çok mu tuuu kaka "o sertliğe göre" hayır. Başbakan çok mu agresif "evet" Bu birilerine küfretme ve ortalığı yakıp yıkma hakkı verir mi."tabi ki hayır.
  • * Birilerinin kırdığı camlar, yakıp yıktıkları şeylerin, birilerinin yaktığı canlar, attığı gazlar, tekmelerin faturası hepimize yol su elektrik "faturası" olarak gelecek. Biliyorsunuz değil mi?
  • * Tam AKP'nin bu seçimde "mağdur edebiyatı" yapacak bir şeyi kalmamıştı ki, aferin yetiştiniz imdadına. Seyredin seçimlerde "bizi zorla götürmek istediler, yakıp yıkıp talan ettiler" diyerek alacakları oyları.
  • * "Fikirler zorla ve şiddetle, top ve tüfekle asla öldürülemediği gibi zorla ve şiddetle, kırıp, dökmekle de asla ifade edilemez"
  • * Avrupada eylemcilerin pasif direniş metodlarını görmek lazım. Kendini zincirlemek, hiç hareket etmemek, sesini bile yükseltmeden pankartlarla protesto etmek ve yöneticilerin olabildiğince hoşgörü göstermesi.. Daha gidecek çok yolumuz. Yiyecek bi kaç fırın ekmeğimiz var...
  • * Bir liderin olaylar karşısında takınacağı tavrın rakipleri ve düşmanlarınca tahmin edilip, bilinebilir olması o lider açısından yönetim zaafiyeti oluşturur.
  • * Bugüne kadar kişisel karizması ve oy potansiyeli partisinden daha yüksek bir Erdoğan vardı. Bugünden sonra AKP yine iktidara en yakın partidir ama en azından oyu kendi liderinden az olmayacaktır. Bu da fena bir şey değildir..
  • * Sosyal medyaya kızma başbakanım. Keşke bu çatışmalar sadece sosyal medyada Fotoshop üstünde kalsaydı. Ne cana, ne mala zarar gelmese. Biber gazı masrafı da olmasaydı...
  • * Sandıktan %99'la da çıksanız %1'in hakkını korumak göreviniz. Sandıktan %30la'da çıksalar seçilene saygı duymak görevimiz...
  • * Hiç kimse önyargılı ve toptancı bir genelleme yaparak, karşı tarafı suçlama hakkını kendinde görmemeli. Zaten olayların sebebi bu değil mi...
  • * Bu olayda Deniz BAYKAL olayı gibi oldu sanki. Ortalık çok karıştı, sen bir yurt dışı gezisine çık yerine Bülent Abi özür dilesin... diyerek emeklilik yolu açılıyor belki de.
  • * Öncelikle başbakan hatalarını düşünmeli. Sağlığını gözden geçirmeli. Belki o da "tükenmişlik sendromu" yaşıyordu. Kolay değil hem ülkenin başbakanı, hem dünya lideri, hem istanbul belediye başkanı gibi davranmak. Ama bu da onun tercihiydi... Demokrasiler "tek adamın" sırtlayabileceği kadar hafif yükler içermiyor... İyi ki.
  • * Mağdurların gururu ve savunucu olan bir adamın kendini mağdur hisseden yeni kitleler yaratması belki de ileride okullarda ders olarak okutulacak. Şahsen amacının bu olduğunu sanmıyorum ama bir şekilde "iktidar" denen şey sen onu değiştirmeye çabalarken o da seni değiştiriyor. Farkında olmuyor insanlar.
  • * O ağacın altını bilmem anıyor musun? diye bir şarkısı olan bir ülkenin çocuklarına bu yapılmamalıydı. Belki o ağaçlara birileri sevdikleri kızın ismini yazdılar kalpler içine. Belki o ağacın altında evlenme teklif ettiler.
  • * Eylemcilerin arasına karışmış provakatörler olduğu bir gerçek ama ya ilk gün polisin arasında bir kaç provakatör vardıysa. Ulan vuralım bi kaç kişiye jopu, sıkalım gazı gözüne gözüne ortalık karışsın dedilerse... Bence bunu da araştırmak gerek...

Blog yazamıyorsanız şunları yapın

6 yorum:
Ne bileyim ben herkesin kendine göre bir şunlar listesi vardır mutlaka. Belki de en güzeli kendine has bir yöntem geliştirmek.

Blogların kan kaybettiği aşikar ve bir çok insan yazıp, okuyamamaktan, yazsa da yorum "geri bildirim" alamamaktan şikayetçi.


Ben kendimce şöyle bir yol buldum. Siteme bir "random post-rastgele yazılar" ve "Linkwithin" eklentisi kurdum. Sayfama girenler sosyal medya bağlantılarının (facebook, twitter paylaşımları" yanında, her F5 tuşuna bastıklarında (bir çeşit çarkıfelek etkisi ile) yeni bir blog yazısı okuyabiliyorlar.

Ne bileyim ben herkesin kendine göre bir şunlar listesi vardır mutlaka. Belki de en güzeli kendine has bir yöntem geliştirmek.

Blogların kan kaybettiği aşikar ve bir çok insan yazıp, okuyamamaktan, yazsa da yorum "geri bildirim" alamamaktan şikayetçi.


Ben kendimce şöyle bir yol buldum. Siteme bir "random post-rastgele yazılar" ve "Linkwithin" eklentisi kurdum. Sayfama girenler sosyal medya bağlantılarının (facebook, twitter paylaşımları" yanında, her F5 tuşuna bastıklarında (bir çeşit çarkıfelek etkisi ile) yeni bir blog yazısı okuyabiliyorlar.

8 Mart' da olmayıversin kardeşim (*)

2 yorum:

Neymiş. Bugün dünya kadınlar günüymüş, kutlayacakmışız. Nerden baksan fuzuli masraf kapısı. Nerden baksan erkek milletine eziyet. Nerden baksan karın ağrısı bir gün daha. Yeter artık, 8 Mart dünya kadınlar günü de eksik olsun kardeşim.

Nedir bu kadınlardan ve günlerinden çektiğimiz. Biz de insanız, bizim de canımız var. Sanki kutladığınız günler az geliyor da, 8 Mart eksik kalıyor.


Neymiş. Bugün dünya kadınlar günüymüş, kutlayacakmışız. Nerden baksan fuzuli masraf kapısı. Nerden baksan erkek milletine eziyet. Nerden baksan karın ağrısı bir gün daha. Yeter artık, 8 Mart dünya kadınlar günü de eksik olsun kardeşim.

Nedir bu kadınlardan ve günlerinden çektiğimiz. Biz de insanız, bizim de canımız var. Sanki kutladığınız günler az geliyor da, 8 Mart eksik kalıyor.

Facebook'umda Şubat

6 yorum:
  • Argo deyip geçmeyin. İyi bir küfür, bazen karşıdakine duyulan sevgiyi, allı pullu sözlerden çok daha iyi ifade edebilir. 
  • Eskiden akşamları geç vakitte sokağa çıkarsak bizi markutlar, öcüler yerdi. Eskiden su içerdik destiden. Eskiden Hira dağı kadar müslüman, Tanrı dağı kadar
  • Argo deyip geçmeyin. İyi bir küfür, bazen karşıdakine duyulan sevgiyi, allı pullu sözlerden çok daha iyi ifade edebilir. 
  • Eskiden akşamları geç vakitte sokağa çıkarsak bizi markutlar, öcüler yerdi. Eskiden su içerdik destiden. Eskiden Hira dağı kadar müslüman, Tanrı dağı kadar

Uçan davuklar belgeseli

Hiç yorum yok:
Şimdi sevgili okuyucu. İnsan boş kalmaya görsün, bokunda boncuk arar da karıştırır durur. İşte bende bugünlerde, onca iş yoğunluğu arasında arka bahçemde stress atmak için aldığım davuklara bakıyorum. Bu işten de bir hayli keyif aldığım için olayı sizlerle paylaşıyorum. Gerçekten de iş dışı bir şeylere zaman ayırmak stress için birebir. Tavsiye ederim.
Madem davuklara bakıyorum, onları gözlemliyorum Afrika'ya gidip, aslan, kaplan belgeseli çekecek değilim ya. Düşündüm ben de bizim davukların belgeselini çekerim dedim.
 Ceptelefonu ile bir kaç foto, video, afilli bir fon müziği ile çalışmalara başladım. İleride ikinci
Şimdi sevgili okuyucu. İnsan boş kalmaya görsün, bokunda boncuk arar da karıştırır durur. İşte bende bugünlerde, onca iş yoğunluğu arasında arka bahçemde stress atmak için aldığım davuklara bakıyorum. Bu işten de bir hayli keyif aldığım için olayı sizlerle paylaşıyorum. Gerçekten de iş dışı bir şeylere zaman ayırmak stress için birebir. Tavsiye ederim.
Madem davuklara bakıyorum, onları gözlemliyorum Afrika'ya gidip, aslan, kaplan belgeseli çekecek değilim ya. Düşündüm ben de bizim davukların belgeselini çekerim dedim.
 Ceptelefonu ile bir kaç foto, video, afilli bir fon müziği ile çalışmalara başladım. İleride ikinci

Anonimlik de, bir yere kadar canım

6 yorum:
Kim, beni nasıl bilmek isterse ben O'yum. Bu kadar ilkesizlik içinde, eskiden beri ilke edindiğim bir şey var. Bir insan beni nasıl tanıyorsa, kim olarak biliyorsa hiç itiraz etmeden kabullenirim. Yani bana "Mahmut amca" da dese "Ayşe teyze" de ben itiraz etmem ve hafızamın kenarına not ederim "İşte bu beni Mahmut diye bilen mal!"
Ne var yani bunda? deyip geçmeyin. Gerçek hayatta, özellikle küçük yerlerde ticarette çok işinize yarar.
Kapıdan biri girer gayet samimi:
Kim, beni nasıl bilmek isterse ben O'yum. Bu kadar ilkesizlik içinde, eskiden beri ilke edindiğim bir şey var. Bir insan beni nasıl tanıyorsa, kim olarak biliyorsa hiç itiraz etmeden kabullenirim. Yani bana "Mahmut amca" da dese "Ayşe teyze" de ben itiraz etmem ve hafızamın kenarına not ederim "İşte bu beni Mahmut diye bilen mal!"
Ne var yani bunda? deyip geçmeyin. Gerçek hayatta, özellikle küçük yerlerde ticarette çok işinize yarar.
Kapıdan biri girer gayet samimi:

Gündeme dair, ileri geri makara

2 yorum:

B
ak yazınca da böyle oluyor işte. Aylarca yazmayıp yazmayıp eline kalemi (klavyeyi) bir alıyorsun, şeyi tutmaza karmış çocuklar gibi "zıçtı cafer bez getir, cıvık zıçtı tez getir" modunda döktürüp duruyorsun.
Hayır ipe sapa gelen bir şeyler yazsam, hadi beni okuyun feyz alın, adam olun dicem ama nerdeee. En iyisi 2013 sularında kısa bir paparazzi turu atalım.
2013'de en belirgin şey sanırım belli bir yaşın üzerindeki sanatçıların, bir bir aramızdan ayrılmasıydı. Nerdeyse 1 ayda aramızdan gezici bir kumpanya kurmaya yetecek kadar usta tiyatrocu, şair, yazar, senarist,

B
ak yazınca da böyle oluyor işte. Aylarca yazmayıp yazmayıp eline kalemi (klavyeyi) bir alıyorsun, şeyi tutmaza karmış çocuklar gibi "zıçtı cafer bez getir, cıvık zıçtı tez getir" modunda döktürüp duruyorsun.
Hayır ipe sapa gelen bir şeyler yazsam, hadi beni okuyun feyz alın, adam olun dicem ama nerdeee. En iyisi 2013 sularında kısa bir paparazzi turu atalım.
2013'de en belirgin şey sanırım belli bir yaşın üzerindeki sanatçıların, bir bir aramızdan ayrılmasıydı. Nerdeyse 1 ayda aramızdan gezici bir kumpanya kurmaya yetecek kadar usta tiyatrocu, şair, yazar, senarist,

Feysbook'umda geçen hafta

2 yorum:
  • "Evren sana mesaj gönderdi." Gönderdi göndermesine de sen almadın o mesajı. İlla dürtmesi mi lazım.

  • Ben bu elemanı USB 2.0 bağlantı noktasına bağlasam, uyuzluk etmeyi bırakıp daha hızlı çalışabilir mi? Yoksa işten atıcam da.

  • Beklediğin kuyrukta her gelen önüne geçiyosa, "Susma, sustukça sıra sana gelmiycek" 

  • Doğruluğuna yanlışlığına bakmadan, bazen bir şeyi sırf sen söyledin diye kabullenmeyenler var...

  • Biliyorum taş yerinde ağırdır, istesen de bazen manivela olamazsın. İnsandır Nuh der ama Peygamber olduğuna inandıramazsın. İşte o zaman kıçını dönersin taşa, bırak taş taşlığıyla kalsın. Sen bin Nuh'un gemisine inanan inansın, inanmayan sular altında kalsın...  

  • Güzellik bakış açısına göre değişir ama kameraya bakış açısına göre değil...

  • Sevgilinizi canım, ciğerim, kuzum, gibi ifadelerle çağırmaya başlamışsanız, diyete biraz ara verme zamanı gelmiş demektir.

  • Hayatı bilmem de sinemaya hep geç kalırım. Hayatın bir film gibiyse, ihtimal sana da gecikeceğim demektir...

  • Facebook'da ellerini bırakabiliyon mu?

  • Moda insanın ihtiyacı olmadığı şeyi satın almak zorunda kalmasıdır...

  • Merak ediyorum sigaradan ekmeğin tuzuna kadar herşeydeki zararı görüp, bizi korumaya yemin etmiş devlet büyüklerimiz; bankalara, iletişim firmalarına, sağlık ve çakma ilaç sektöründeki cambazlara adeta peşkeş çekilmemize neden göz yumarlar...

  • Devir, eski bildik meseleleri, allı pullu yeni kelimelerle ifade edip, imaj yapma devri...

  • İnsanın başına her şey gelir. Hastalık kaza, bela, ölüm... Her şekilde ölebilirsin yani. Ancak yüreğimde seni bir tek sen öldürebilirsin. Eh o da biraz intihar olur...

  • Her çiçekten bal alan Arı'dır. İnsan olana koklamak yeter. Bazen o bile gerekmez.

  • Usta kısa kes. Seyrek gelelim berbere, traş parası az olsun.       

  • İnsanın, cep telefonundan iyi tarafı kırılır ama belli etmez...

  • Arkadaş, ergenlikten bu yana "şu müşteri temsilcisi bayanların" cilveli ses tonuyla konuşan bir tek sevgilim bile olmadı ya la... Pardon hangi üründe kampanya var demiştiniz?

  • İşyerinizde "İsviçre çakısı" yerine kullanılıyor olabilirsiniz. Bu önceleri hoşunuza gitse de sonraları, her angaryanın sizi bulduğu, her aklına gelenin size akıl sorduğu bir duruma dönüşür ki; pek tavsiye edilmez...

  • Herkese takacak kulbum var ama adama bir bakarım, değmez yazık yaw derim vazgeçerim...       

  • Şair burada ne demek istemiş diye kafa patlatacağına, okuduğunu anlamalı bazen insan...

  • Süper bir müşteri şikayeti: - Bu bilgisayar feysfuuda girmiyor...

  • Hepimiz kütür, kütür kültürlü olmasak da olur. İnsan olsak yetecek sanki... Asgari müşterekte birleşelim mi?

  • Kalbe, böbreklere, safra kesesine, karın ağrısına, regl sancısına, iktidarsızlığa iyi geldiği yetmedi, cep telefonu ve uçak bileti yerine bile kullanabiliyormuşsunuz ne süper ilaç mıssın sen Panax...

  • Benim 7-8 teks dosyasını flashıma kopyalayamadığım zaman diliminde bilgisayarıma 6413tane virüs nasıl bulaşır takdir etmemek mümkün değil...     
  • "Evren sana mesaj gönderdi." Gönderdi göndermesine de sen almadın o mesajı. İlla dürtmesi mi lazım.

  • Ben bu elemanı USB 2.0 bağlantı noktasına bağlasam, uyuzluk etmeyi bırakıp daha hızlı çalışabilir mi? Yoksa işten atıcam da.

  • Beklediğin kuyrukta her gelen önüne geçiyosa, "Susma, sustukça sıra sana gelmiycek" 

  • Doğruluğuna yanlışlığına bakmadan, bazen bir şeyi sırf sen söyledin diye kabullenmeyenler var...

  • Biliyorum taş yerinde ağırdır, istesen de bazen manivela olamazsın. İnsandır Nuh der ama Peygamber olduğuna inandıramazsın. İşte o zaman kıçını dönersin taşa, bırak taş taşlığıyla kalsın. Sen bin Nuh'un gemisine inanan inansın, inanmayan sular altında kalsın...  

  • Güzellik bakış açısına göre değişir ama kameraya bakış açısına göre değil...

  • Sevgilinizi canım, ciğerim, kuzum, gibi ifadelerle çağırmaya başlamışsanız, diyete biraz ara verme zamanı gelmiş demektir.

  • Hayatı bilmem de sinemaya hep geç kalırım. Hayatın bir film gibiyse, ihtimal sana da gecikeceğim demektir...

  • Facebook'da ellerini bırakabiliyon mu?

  • Moda insanın ihtiyacı olmadığı şeyi satın almak zorunda kalmasıdır...

  • Merak ediyorum sigaradan ekmeğin tuzuna kadar herşeydeki zararı görüp, bizi korumaya yemin etmiş devlet büyüklerimiz; bankalara, iletişim firmalarına, sağlık ve çakma ilaç sektöründeki cambazlara adeta peşkeş çekilmemize neden göz yumarlar...

  • Devir, eski bildik meseleleri, allı pullu yeni kelimelerle ifade edip, imaj yapma devri...

  • İnsanın başına her şey gelir. Hastalık kaza, bela, ölüm... Her şekilde ölebilirsin yani. Ancak yüreğimde seni bir tek sen öldürebilirsin. Eh o da biraz intihar olur...

  • Her çiçekten bal alan Arı'dır. İnsan olana koklamak yeter. Bazen o bile gerekmez.

  • Usta kısa kes. Seyrek gelelim berbere, traş parası az olsun.       

  • İnsanın, cep telefonundan iyi tarafı kırılır ama belli etmez...

  • Arkadaş, ergenlikten bu yana "şu müşteri temsilcisi bayanların" cilveli ses tonuyla konuşan bir tek sevgilim bile olmadı ya la... Pardon hangi üründe kampanya var demiştiniz?

  • İşyerinizde "İsviçre çakısı" yerine kullanılıyor olabilirsiniz. Bu önceleri hoşunuza gitse de sonraları, her angaryanın sizi bulduğu, her aklına gelenin size akıl sorduğu bir duruma dönüşür ki; pek tavsiye edilmez...

  • Herkese takacak kulbum var ama adama bir bakarım, değmez yazık yaw derim vazgeçerim...       

  • Şair burada ne demek istemiş diye kafa patlatacağına, okuduğunu anlamalı bazen insan...

  • Süper bir müşteri şikayeti: - Bu bilgisayar feysfuuda girmiyor...

  • Hepimiz kütür, kütür kültürlü olmasak da olur. İnsan olsak yetecek sanki... Asgari müşterekte birleşelim mi?

  • Kalbe, böbreklere, safra kesesine, karın ağrısına, regl sancısına, iktidarsızlığa iyi geldiği yetmedi, cep telefonu ve uçak bileti yerine bile kullanabiliyormuşsunuz ne süper ilaç mıssın sen Panax...

  • Benim 7-8 teks dosyasını flashıma kopyalayamadığım zaman diliminde bilgisayarıma 6413tane virüs nasıl bulaşır takdir etmemek mümkün değil...     

Neden blog yazmıyorum

10 yorum:
Bir kere işler iyi. "Maşallah" de yani, ama tükürmeden lütfen. İki ayak, bir pabuçta çalışıyoruz bir süredir. Haliyle boş vakitte kalmıyor o zaman. Paraları koyacak yer sıkıntısı yüzünden bir antrepo kiralamaya falan kalkmadık ama, eskiden "Ohooo ölme eşeğim ölme on senede ödenmez bu borçlar" derken, şimdilerde "1-2 senede düze çıkarız sanki" moduna girdik. İyi mi? Ee bize göre iyi. Ya her ay arabanın modelini değiştirmek zorunda kalanlar ne yapsın. Zırt pırt yeni bir model araba çıkmıyor ki. Boşa geriliyor insan. Yazık...

Ayrıca marifet iltifata tabidir demiştik ya. Haliyle herkes bloglara resimlerine bakıp okumadığı gazeteler gibi davranınca, insanın içinde bir şeyler kırılıyor be okuyucu. Yani yaz yaz, para yok pul yok nereye kadar. Üstelik blog yazmıyorum diye, hiç de bir şey yazmıyor değilim hani. Face'de döktürüyoruz, yazışarak geyiğin dibine vurduğumuz arkadaşlar da var. Serde gazetecelik de olduğundan irili ufaklı mahalli gazete ve sitelere yazıp, çiziktiriyoruz da hala.

Sen, daha tam bilmiyorsun ama; bak başka neler yapıyorum. Sabahın görünüründe kalkıp, arka bahçemdeki davuklara bakıyorum. Yemlerini, sularını veriyorum. Böylece güne stressiz başlıyorum. Bak gördün mü, emeklilik moduna iyice girdim yani. Bu da yetmiyor, günde iki kez kalorifere kömür atıp, kül alıyorum. Ne o sevgili okuyucu, sen herkesi doğal gazla mı çalışıyor sanıyorsun. O işleri kaloriferciler yapmıyor mu, dediğini duyar gibiyim ama ben iyice cimrileştim bu aralar. Yazık ya, çil çil paralara kıyamıyorum da ondan. Şşş alo. Avrupa'da kriz var demiştik di mi?

Sonra çoluk, çocuk, çombalak. Tabi sana göre herkes bekar, işsiz güçsüz, bir eli yağda bir eli balda geziyor. Baba parası yiyip, okula giderken tweet atıp, blog yazıyoruz hepimiz de mi? Yok öyle değil işte. Burda ne kadar karizmatik, ağır abi imajı çiziktirsek de "dede" diye elimizden tutan, baba diye yanağımızdan öpenler var Allah'a şükür. Kimine masal anlatıyorsun, kimini bakkala götürüyorsun. Boru mu, bu?

Tabi bunlar işin güzel yanı. Evde, gün geliyor musluk damlatıyor. Gün geliyor perdelerin takılması gerekiyor. Az iş mi, onu herkes yapıyor ama yaş kemale erince, adama zor geliyor cancazım. Ayrıca göbek denen kişi ile ilişkimiz kendisinin giderek  boya posa kaçması  yüzünden düşmanlık düzeyine ulaştığı için, diyet niyetine girdim. İşte bu yüzden, bünyede yaşanılan stress de cabası.

Sonra böyle yazıp çiziktirme işi, ya boş ya da hoş vakitte güzel oluyor. Hoş vakitten kasıt, herşeyin birbirine denk olup, k.çın can sıkıntısından trompet çaldığı zaman dilimi değil elbette. Yani diyorum ki, dışarda bahar havası olsa, kurtlar, kuşlar böcekler, kelebenkler etrafı sarsa, yeniden yine, sevdiğine aşık olma mevsimi gelse. Oh miss!. Ama eskisi gibi havadan sudan, teli açmadın, sen beni özlemedin, yan baktın, ön baktın gibi eften püften şeylerden çıkmıyor sorunlar. Bu seferkiler "pirinç bitmiş, şeker alınacak, deterjan ultra mega etkili olsun, faturaları yatırmadın mı sen" gibi sebeplerden çıkıyor haliyle. E bunlara da, oturup, roman yazılmıyor a cancazım.

Bir de yaz yaz nereye kadar. Neredeyse külliyat olmuş. Açın okuyun di mi. Kitap bastırma modası, az bir kaç arkadaş kaymağını yedikten sonra bitti galiba. Her bloggerin en az 1 kitabı olmalı diye bir kampanya da olmadığına göre. Allah'ın emri değil ya kitap yazmak. O "oku" demiş de, kutsal kitabı bile okuyan yok. Hem benim, kitap yazma işini on yıllar önce yapmışlığım var. O zaman hevesin de azalıyor işte. "N'olcak yazıcam da sanki, ibret alınacak hayat dersleri de yazmadığımıza göre, bizi okumasalar kıyamet mi kopar? Ekmek alacak paran yok, yazıcan da ne olucak. Zaten okuyup, yorum yapan mı var allasen"  diyorsun.

Şaka bir yana, insana dostlar ediyor ne ediyorsa. Sözünü de yiyorsun ve yazıyorsun birşeyler. Pabuç kardeş önce Face de dürttü; yaz diye. Sonra, blogunda aleni yazmış sağolsun. Sonrasında da işte gördüğünüz bu yazı çıktı meydana. Okuyup beğendinizse, eşe dosta tavsiye edin de başkaları da okusun. Hatta yorum yazsın da okunduğumuzdan haberimiz olsun.

Geri kafalı bir ihtiyarım ben "google analistic" ile falan uğraşamam.
Zaten andropoza giresim var.
Girerim ha...

T.İ.O





Bir kere işler iyi. "Maşallah" de yani, ama tükürmeden lütfen. İki ayak, bir pabuçta çalışıyoruz bir süredir. Haliyle boş vakitte kalmıyor o zaman. Paraları koyacak yer sıkıntısı yüzünden bir antrepo kiralamaya falan kalkmadık ama, eskiden "Ohooo ölme eşeğim ölme on senede ödenmez bu borçlar" derken, şimdilerde "1-2 senede düze çıkarız sanki" moduna girdik. İyi mi? Ee bize göre iyi. Ya her ay arabanın modelini değiştirmek zorunda kalanlar ne yapsın. Zırt pırt yeni bir model araba çıkmıyor ki. Boşa geriliyor insan. Yazık...

Ayrıca marifet iltifata tabidir demiştik ya. Haliyle herkes bloglara resimlerine bakıp okumadığı gazeteler gibi davranınca, insanın içinde bir şeyler kırılıyor be okuyucu. Yani yaz yaz, para yok pul yok nereye kadar. Üstelik blog yazmıyorum diye, hiç de bir şey yazmıyor değilim hani. Face'de döktürüyoruz, yazışarak geyiğin dibine vurduğumuz arkadaşlar da var. Serde gazetecelik de olduğundan irili ufaklı mahalli gazete ve sitelere yazıp, çiziktiriyoruz da hala.

Sen, daha tam bilmiyorsun ama; bak başka neler yapıyorum. Sabahın görünüründe kalkıp, arka bahçemdeki davuklara bakıyorum. Yemlerini, sularını veriyorum. Böylece güne stressiz başlıyorum. Bak gördün mü, emeklilik moduna iyice girdim yani. Bu da yetmiyor, günde iki kez kalorifere kömür atıp, kül alıyorum. Ne o sevgili okuyucu, sen herkesi doğal gazla mı çalışıyor sanıyorsun. O işleri kaloriferciler yapmıyor mu, dediğini duyar gibiyim ama ben iyice cimrileştim bu aralar. Yazık ya, çil çil paralara kıyamıyorum da ondan. Şşş alo. Avrupa'da kriz var demiştik di mi?

Sonra çoluk, çocuk, çombalak. Tabi sana göre herkes bekar, işsiz güçsüz, bir eli yağda bir eli balda geziyor. Baba parası yiyip, okula giderken tweet atıp, blog yazıyoruz hepimiz de mi? Yok öyle değil işte. Burda ne kadar karizmatik, ağır abi imajı çiziktirsek de "dede" diye elimizden tutan, baba diye yanağımızdan öpenler var Allah'a şükür. Kimine masal anlatıyorsun, kimini bakkala götürüyorsun. Boru mu, bu?

Tabi bunlar işin güzel yanı. Evde, gün geliyor musluk damlatıyor. Gün geliyor perdelerin takılması gerekiyor. Az iş mi, onu herkes yapıyor ama yaş kemale erince, adama zor geliyor cancazım. Ayrıca göbek denen kişi ile ilişkimiz kendisinin giderek  boya posa kaçması  yüzünden düşmanlık düzeyine ulaştığı için, diyet niyetine girdim. İşte bu yüzden, bünyede yaşanılan stress de cabası.

Sonra böyle yazıp çiziktirme işi, ya boş ya da hoş vakitte güzel oluyor. Hoş vakitten kasıt, herşeyin birbirine denk olup, k.çın can sıkıntısından trompet çaldığı zaman dilimi değil elbette. Yani diyorum ki, dışarda bahar havası olsa, kurtlar, kuşlar böcekler, kelebenkler etrafı sarsa, yeniden yine, sevdiğine aşık olma mevsimi gelse. Oh miss!. Ama eskisi gibi havadan sudan, teli açmadın, sen beni özlemedin, yan baktın, ön baktın gibi eften püften şeylerden çıkmıyor sorunlar. Bu seferkiler "pirinç bitmiş, şeker alınacak, deterjan ultra mega etkili olsun, faturaları yatırmadın mı sen" gibi sebeplerden çıkıyor haliyle. E bunlara da, oturup, roman yazılmıyor a cancazım.

Bir de yaz yaz nereye kadar. Neredeyse külliyat olmuş. Açın okuyun di mi. Kitap bastırma modası, az bir kaç arkadaş kaymağını yedikten sonra bitti galiba. Her bloggerin en az 1 kitabı olmalı diye bir kampanya da olmadığına göre. Allah'ın emri değil ya kitap yazmak. O "oku" demiş de, kutsal kitabı bile okuyan yok. Hem benim, kitap yazma işini on yıllar önce yapmışlığım var. O zaman hevesin de azalıyor işte. "N'olcak yazıcam da sanki, ibret alınacak hayat dersleri de yazmadığımıza göre, bizi okumasalar kıyamet mi kopar? Ekmek alacak paran yok, yazıcan da ne olucak. Zaten okuyup, yorum yapan mı var allasen"  diyorsun.

Şaka bir yana, insana dostlar ediyor ne ediyorsa. Sözünü de yiyorsun ve yazıyorsun birşeyler. Pabuç kardeş önce Face de dürttü; yaz diye. Sonra, blogunda aleni yazmış sağolsun. Sonrasında da işte gördüğünüz bu yazı çıktı meydana. Okuyup beğendinizse, eşe dosta tavsiye edin de başkaları da okusun. Hatta yorum yazsın da okunduğumuzdan haberimiz olsun.

Geri kafalı bir ihtiyarım ben "google analistic" ile falan uğraşamam.
Zaten andropoza giresim var.
Girerim ha...

T.İ.O





Yeni yıl hepimize girerken

8 yorum:
2013'de beni buralarda göremezseniz bilin ki "büyük ikramiye" bana çıkmıştır ve 17 yıllık internet maceramda 4 yıllık blog yazarlığı serüvenime artık nokta koymuşumdur.

Şaka bir yana, kaka öbür yana diyelim. Gerçekten artık blog yazmaktan herhangi bir haz almıyorum. Eh bu işler "ekmek parası" için de yapılmayacağına göre "hasbihal"imizin sonuna gelmişiz demektir.

Yeni yılda blog yazısı yazmayı düşünmüyorum işin özeti. Ama iki çift laf olsun diye yazdığım tweetlerim sayfamda akmaya devam edecek. Aforizma yumurtlamak madem artık moda, biz de "kısa cümleler" kurarak hayatımıza devam edelim.

Hepimizce bilindiği üzere, marifet biraz da "iltifata" tabidir. Zaten ben de blog aleminde bencileyin sergileyecek bir "hüner" kalmadığı düşüncesindeyim.

Ayrıca Maya'ların kıyamet kopacak yalanı da boş çıktığı için, (artık bir kaç yüz sene kıyamet kopmaz diye sevinmek yerine) aslolan "küçük kıyameti" koptu, kopacak varsayıp, kendimize çeki düzen de vermek lazım. Hani yaş aldı başını gidiyor.

Saçımdaki aklar, başka yerlere de sirayet etti, daha mı sanal alemde geyik muhabbeti canım. Bu kadar yetsin gari! diyorum işin özeti. "Her yıl-başını kutlamak yerine yaptığım vicdan ve cüzdan muhasebesinin beni getirip attığı "kıyı" şimdilik burası. Artık torun, torba sevme zamanı geldi de geçiyor...

O yüzden, şu gelen yeni yıl hepinize güzellikler getirsin efendim. Hoş, yeni yılı kutlamak gibi bir alışkanlığım yok ama geçen yıl "şehit haberleri" kazalar, belalar, "gittikçe agresif ve baskıcı olmaya kayan" idarecilerimiz sayesinde pek de iyi bir yıl oldu sayılmaz. O yüzden  insanların biraz moralle başlaması iyidir. Yeni yıla, aya, güne...

Aynı şeyler dünyamız için de geçerli. Bir çok ülkede hala kan, gövdeyi götürüyor. Zorla demokrasiye kavuşturulmuş ve kavuşturmaya çalıştığımız komşularımızla sorunlarımız sürüyor. Dünyadaki ekonomik krizden pek etkilenmese de ülkemizde yarın ne olacağı bilinmez. Dikkatli olmak lazım.

Amerika henüz uzaydan gelecek saldırılara karşı dünyayı korumaktan (jandarmalıktan) vazgeçmedi, İsrail kan akıtmaya devam ediyor, Pkk ölüp öldürüyor. Bizim başbakan ona buna kızıp arada bize de esip gürlüyor ama gelecek güzel günler, gelecek yeni nesiller için ümidvar olmak lazım.

"Güzel günler göreceğiz çocuklar. Güneşli güzel günler".  O yüzden hepiniz ilk başta ve daima sahibinize emanetsiniz. Çünkü o "neylerse güzel eyler."

Haa! Arada sırada, canınız sıkılıp da "Yahu bu adam vaktiyle neler yazmış acaba?" diye merak ederseniz, koskoca "
Tio Külliyatı" ne güne duruyor. Açın linkleri, tıklayıp, tıklayıp okuyun efendim.

Bir sürü blog yazısı, şiirler, makaleler, aforizmalar, geyik muhabbetlerini "ömrümden çaldığım zamanlarda" kendim ve sizler için ürettim, tükettim. Bana ayırdığınız kalbiniz kadar beyaz sayfaları böyle böyle kirlettim. Çekinmeyin, okuyun efendim.

Haa, o kadar blog yazdın çizdin, "modaya uyup" bir kitap bile bastırmadın İbram! diyorsanız; ben o işi 1987'de yapmış idim efendim. Ayrıca 2010'da dostlarla faydalı bir
kitap projesinde de yer almıştım.

Dahası var ama, sorsanız onu da "Google" olmazsa da bir kaç
hatırlı dost size söyler nasıl olsa.

Aman yaa! Ölümlü dünya. Bendeniz artık blog yazmak yerine, evimin arkasındaki bahçede "civciv-tavuk, domates-marul" yetiştirip, biraz hayvanat ve nebatat ile ilgilenip (Nebahat değil), toprakla haşır neşir olmak istiyorum.

Haydi size iyi seneler.
Seneye görüşürüz esprisi yapacaktım ki, bir baktım; yazı 2013'e sarkmış. 

Hoşçakalın.
2013'de beni buralarda göremezseniz bilin ki "büyük ikramiye" bana çıkmıştır ve 17 yıllık internet maceramda 4 yıllık blog yazarlığı serüvenime artık nokta koymuşumdur.

Şaka bir yana, kaka öbür yana diyelim. Gerçekten artık blog yazmaktan herhangi bir haz almıyorum. Eh bu işler "ekmek parası" için de yapılmayacağına göre "hasbihal"imizin sonuna gelmişiz demektir.

Yeni yılda blog yazısı yazmayı düşünmüyorum işin özeti. Ama iki çift laf olsun diye yazdığım tweetlerim sayfamda akmaya devam edecek. Aforizma yumurtlamak madem artık moda, biz de "kısa cümleler" kurarak hayatımıza devam edelim.

Hepimizce bilindiği üzere, marifet biraz da "iltifata" tabidir. Zaten ben de blog aleminde bencileyin sergileyecek bir "hüner" kalmadığı düşüncesindeyim.

Ayrıca Maya'ların kıyamet kopacak yalanı da boş çıktığı için, (artık bir kaç yüz sene kıyamet kopmaz diye sevinmek yerine) aslolan "küçük kıyameti" koptu, kopacak varsayıp, kendimize çeki düzen de vermek lazım. Hani yaş aldı başını gidiyor.

Saçımdaki aklar, başka yerlere de sirayet etti, daha mı sanal alemde geyik muhabbeti canım. Bu kadar yetsin gari! diyorum işin özeti. "Her yıl-başını kutlamak yerine yaptığım vicdan ve cüzdan muhasebesinin beni getirip attığı "kıyı" şimdilik burası. Artık torun, torba sevme zamanı geldi de geçiyor...

O yüzden, şu gelen yeni yıl hepinize güzellikler getirsin efendim. Hoş, yeni yılı kutlamak gibi bir alışkanlığım yok ama geçen yıl "şehit haberleri" kazalar, belalar, "gittikçe agresif ve baskıcı olmaya kayan" idarecilerimiz sayesinde pek de iyi bir yıl oldu sayılmaz. O yüzden  insanların biraz moralle başlaması iyidir. Yeni yıla, aya, güne...

Aynı şeyler dünyamız için de geçerli. Bir çok ülkede hala kan, gövdeyi götürüyor. Zorla demokrasiye kavuşturulmuş ve kavuşturmaya çalıştığımız komşularımızla sorunlarımız sürüyor. Dünyadaki ekonomik krizden pek etkilenmese de ülkemizde yarın ne olacağı bilinmez. Dikkatli olmak lazım.

Amerika henüz uzaydan gelecek saldırılara karşı dünyayı korumaktan (jandarmalıktan) vazgeçmedi, İsrail kan akıtmaya devam ediyor, Pkk ölüp öldürüyor. Bizim başbakan ona buna kızıp arada bize de esip gürlüyor ama gelecek güzel günler, gelecek yeni nesiller için ümidvar olmak lazım.

"Güzel günler göreceğiz çocuklar. Güneşli güzel günler".  O yüzden hepiniz ilk başta ve daima sahibinize emanetsiniz. Çünkü o "neylerse güzel eyler."

Haa! Arada sırada, canınız sıkılıp da "Yahu bu adam vaktiyle neler yazmış acaba?" diye merak ederseniz, koskoca "
Tio Külliyatı" ne güne duruyor. Açın linkleri, tıklayıp, tıklayıp okuyun efendim.

Bir sürü blog yazısı, şiirler, makaleler, aforizmalar, geyik muhabbetlerini "ömrümden çaldığım zamanlarda" kendim ve sizler için ürettim, tükettim. Bana ayırdığınız kalbiniz kadar beyaz sayfaları böyle böyle kirlettim. Çekinmeyin, okuyun efendim.

Haa, o kadar blog yazdın çizdin, "modaya uyup" bir kitap bile bastırmadın İbram! diyorsanız; ben o işi 1987'de yapmış idim efendim. Ayrıca 2010'da dostlarla faydalı bir
kitap projesinde de yer almıştım.

Dahası var ama, sorsanız onu da "Google" olmazsa da bir kaç
hatırlı dost size söyler nasıl olsa.

Aman yaa! Ölümlü dünya. Bendeniz artık blog yazmak yerine, evimin arkasındaki bahçede "civciv-tavuk, domates-marul" yetiştirip, biraz hayvanat ve nebatat ile ilgilenip (Nebahat değil), toprakla haşır neşir olmak istiyorum.

Haydi size iyi seneler.
Seneye görüşürüz esprisi yapacaktım ki, bir baktım; yazı 2013'e sarkmış. 

Hoşçakalın.

Üşenmedim, başka şeyler de yazdım