Bugünkü şansınız :

  • Her yol Ankara
    14/10/2009 - 0 Yorum
    Böyle bir deyim var. Ne demek olduğunu bilmeyen yeni nesil için yeni Türkçeleştirirsek "bizde kural yok, seçenek çok" diye de açıklamak mümkün... Bendenizi tanıma şerefine nail olanlar bilir. Kendisiyle barışık yaşayan bir Allah'ın kuluyumdur. Kılımla, tüyümle, derdim olmaz. Hani öyle orman kaçkını olmasam da saçım asker tıraşını geçebilir, sakalım kirli sakal kıvamında dolaşabilirim. Kılın tüyün ondan ötesiyle ve göbeğimle aram ise pek iyi değildir. O yüzden eritmeye çalışıyorum efendim. (Meraklısı için: bugünlerde kemikli; kazak, gömlek, don, pantolon ve ayakkabı dâhil 88…

Oruç bozmadan yiyip içme kılavuzu -2



Elde kaşık, sevgilinizle kucak kucağa oturmuş pc başındabenim bu yazımı beklediyseniz daha çok beklersiniz. Öyle işkembeden fetva veremem. O işlere beyaz hocam bakıyor. Kıt aklımla benden himmet beklemeyin. Orucunuza bilir bilmez adamların lafları ile yazık etmeyin.

Öncelikle bilin ki; Oruç bozmadan Ramazan'da yiyip içmenin bilinen iki yolu vardır. Birincisi o orucu hiç tutmamaktır. İkincisi de bir sebeple sefere çıkıp, orucu kazaya bırakmaktır.
Aslında hülle yüzünden adı kötüye çıkan "Hile-i Şeriye" denilen bir yöntem vardır. Bu da mecbur kalınan zor bir durumda, iki sakıncalı durumdan daha az zararlı olanı tercih etmek olarak özetlenebilir.

Dini literatürde iman ve nikâh konuları çok önemsenir. Şakası bile büyük risk taşır. O yüzden de "boş-ol" diyerek dalga geçilen kavram O bilince sahip insanlar tarafından önemsenir. Derler ki "bir adam eşine bu Ramazan oruç tutarsak boşanalım" dese ve Ramazan gelse? Ne yapmak lazımdır...
El cevap: Sefere çıkarlar, oruçlarını bir güzel yerler. Sonra gelince başka bir vakit kaza ederler. Tabi adam bu patavatsızlık için ayrıca tövbe eder, sadaka verir.

Aslında orucu bozmadan yiyip içmenin en güzel yolu haliyle iftar topu atıldıktan sonra yemektir ama siz o kadar niyeti bozdunuzsa, bu seferlik sabredip, bir dahaki sefere baştan oruca hiç niyetlenmiyeceksiniz. İşin özeti bu. Öyle keyfiniz için yemeklerin azıcık tadına baksanız bir şey olmaz diyemem. Ha bak ev hanımıysanız bakabiliyormuşsunuz. Pişirdiğiniz yemeklerin tabi. Siz ne sandınız? Mercimeği Fırına verip, tadına bakmaktan mı bahsediyoruz burada :p

Aynı şekilde illa aklınızı, fikrinizi taktıysanız ince işe. "Ya! Hasıla. İzmir'deki halamı çok göreceğim geldi, biz bir ziyaretine gidelim" diyerek sefere çıkar, bir kaç gün halvet olur, dönersiniz. Ben ona da karışmam. Yol yöntem belliyken, yarı yolda oruç bozmaya ne gerek var.

İşin helalinden ve en güzel yanı da, hani dalgınlıkla yer içersiniz ya orucu unutup. İşte en güzeli odur, oruçluyken yiyip içmenin. Tam iftara az kala, unutkanlıkla koca bir tepsi kuzu da yeseniz, orucunuz bozulmaz. Oh afiyet, şeker olsun misler gibi. Gerçi insan üzülür bu duruma, elinde olmadan. Ama yine derler ki; o ziyafet size Tanrı katından bir ikramdır.

Bir de bazen sahur sonrası uykunuzda ihtilâm olursunuz. O ne be? Diyenler için konuyu açarsak; Bekâra kolay olan işlerden biri de karı boşamak değil, bol bol cinsel içerikli rüya görmektir. Bekârdan kastettiklerimiz dün ve bugün farklı anlaşılabilir. Bizim kastettiğimiz bekâr cinsel bir partneri olmayan ve oruçla nefsini terbiye etmeye çalışan bekârlardır.

Tabi bir gece önceden niyet ettim rüyamda Angelia Jolie yi görmeye diyerek uykuya yatmazsanız, büyük ihtimalle sabaha hamamcı olduğunuzda, bir güzel duş alırsınız ve oruca kaldığınız yerden devam edersiniz.

İşin özü budur efendim.
Öyle hem oruca niyet edip, hem de bir güzel yiyip, içip yiyişmek olmaz. Ancak yukarıdaki koşullarda unutkanlık veya rüya halinde yer içer, rüyalarda öpüşür, koklaşırsınız. Tamam mı?
Bu yazıyı paylaş: :

0 yorum:

Yorum Gönder

Buraya yorum yazabilirsiniz. Niye yazmıyorsunuz?

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

  • Adını koyamayanlar için
    30/04/2011 - 0 Yorum
    Aşk, sevgi, ihtiras, arzu, adı her neyse işte. Hepsi bir arada ya da başka bir duygu seli ama güzel ve ilginç bir haldir sevmek. İnsanın her koşulda öteki yarısını aramasının adıdır. Kimileri adını koyamaz bu sevginin. Hissettikleri ile kimliği, ilkeleri, ve hayatın kuralları arasında sıkışıp kalır. Çünkü her ne kadar toplumsal kurallar, ilkeler, insanın bakış açısı, prensipleri olsa da bir insanı sevmenin pek kural tanıdığı vaki değildir. Hayırsızın birini bile bile seversiniz örneğin. Hatta canınızın yanacağını da bilseniz bunu umursamazsınız. Sadece yapabileceğinizin en kötüsünü…
  • Herşeyin bir usulü var, balkona don asmanın bile
    04/05/2010 - 0 Yorum
    bizim mahallede az hafif meşrep bir abla var. sürekli şikayetçiymiş halinden. erkeklerin gözü hep üstümde diye. oysa bir çok erkek altına bakmaya utandığından belki de üstüne bakıyor. ah be ablam, bilmez misin kirli çamaşırları yıkadığında don asmanın bile bir usulü vardır. en alta asacaksın, üstüne de bir beyaz fanila örteceksin. hatta askıları da dışına gelmeyecek. tabi gerçekten bu durumdan rahatsızsan.
  • Hamamcı olduk, cenabet geziyoruz...
    28/06/2009 - 0 Yorum
    Mübarek 3 aylar geldi... Recep, Şaban, Ramazan arkasından gelsin Bayram. Hatırlıyorum, eskiden yeşilçamın pornyeşili olduğu zamanlarda bile "kandil dolayısıyla kapalıyız" yazardı sinema afişlerinde kandil geceleri. Yok, kalmadı o saygı artık şimdi cuma vakti bile alış!-verişin her türlüsü yapılıyor canım memleketimde. İnanmam demeyin. Cami önünde cemaate porno cd tezgahı açan yurdum insanı gördü bu gözler. Henüz gastelerimiz hepimizi "hadi len yine mi oruç cinayeti" kıvamına getirecek medyatik haber yağmurlarına başlamadığından tam gaz belaltından gidiyoruz şimdilik. Yani…