Birkaç Blog Hikayesi

Buralar eskiden hep dutluktu. Sonra taze çiçeğe konan kelebekler gibi, gelenler bir üşüştüler ki; sorma gitsin.
Tabi her güzel şeyin sonu geldiği gibi, gidenler gitti, kalan sağlarla artık burada başbaşayız. Neler yazmışız, çizmişiz haydi birlikte okuyalım. Bakalım neler varmış...

tio yazar

Bugünkü şansınız :

Belki de bu yüzden sevdiniz

Hiç yorum yok:

Adam hikayeleri.

Adam çocuktu, hiç büyüyemedi, hep boynu bükük kaldı.

Adam platonikti, romantikti, komikti ama
the original olmak istemezdi.

Adam saftı, su kadar olmasa da. Yemediği nane, bilmediği meyhaneydi.


Adam insan evladıydı, herkes kadar. Kimilerine göre daha fazla.


Adam dersine çalışkan, menfaatine tembeldi.

Adam beceriksizdi ama görevini yapar, sözünü tutardı.

Adam mahçuptu. Sivilceli ve utangaç bir ergen gibiydi.

Adam çalmazdı. İçtendi, kalbi sızlardı, gözyaşını bilirdi.

Adam alıcı değil vericiydi. Kazan öldü deseniz niye diye sormazdı.

Adam şapşaldı. güpegündüz kaybolurdu, nesli korunmaya muhtaç biriydi.

Adam sevince boyun eğerdi, peki derdi. Sineye çekerdi.

Adam heyecanlanırdı, u-mutlanırdı sevdalanır aşık olurdu.

Adam bulunur hint kumaşıydı. Aramak gerekmezdi.

Adam gece kuşuydu. Tuti-i mucize guyem'di.

Adam uçarıydı kanatlarıyla değil, kelimeleriyle kanatlanırdı.

Adam hüzünlüydü, öfkeliydi, sinirliydi ama iyi biriydi.

Adamın canı yanardı, ama adam bilerek can yakmazdı.

Adam söz dinlerdi, iyi de söz söylerdi. Söze de saza da gelirdi.

Adam tatlı dilliydi, ama yılanı deliğinden çıkartmak istemezdi.

Adam acı sevmezdi ama acıları hep arabeskti, mümkünatı olabilirdi.

Adam sıradandı, yolda gören dönüp bakmazdı. O da size dönüp bakmazdı.

Adam masum değildi ama masum değiliz hiçbirimiz de demezdi.

Adam kel değildi, fodul değildi hem de şişman değildi herkesten.

Adam laf ebesiydi. dili belasını çeken bülbüldü, güldü, sümbüldü.

Adam dün bir kuldu yarın bir gün kül olacak.

Adam hikayeleri.

Adam çocuktu, hiç büyüyemedi, hep boynu bükük kaldı.

Adam platonikti, romantikti, komikti ama
the original olmak istemezdi.

Adam saftı, su kadar olmasa da. Yemediği nane, bilmediği meyhaneydi.


Adam insan evladıydı, herkes kadar. Kimilerine göre daha fazla.


Adam dersine çalışkan, menfaatine tembeldi.

Adam beceriksizdi ama görevini yapar, sözünü tutardı.

Adam mahçuptu. Sivilceli ve utangaç bir ergen gibiydi.

Adam çalmazdı. İçtendi, kalbi sızlardı, gözyaşını bilirdi.

Adam alıcı değil vericiydi. Kazan öldü deseniz niye diye sormazdı.

Adam şapşaldı. güpegündüz kaybolurdu, nesli korunmaya muhtaç biriydi.

Adam sevince boyun eğerdi, peki derdi. Sineye çekerdi.

Adam heyecanlanırdı, u-mutlanırdı sevdalanır aşık olurdu.

Adam bulunur hint kumaşıydı. Aramak gerekmezdi.

Adam gece kuşuydu. Tuti-i mucize guyem'di.

Adam uçarıydı kanatlarıyla değil, kelimeleriyle kanatlanırdı.

Adam hüzünlüydü, öfkeliydi, sinirliydi ama iyi biriydi.

Adamın canı yanardı, ama adam bilerek can yakmazdı.

Adam söz dinlerdi, iyi de söz söylerdi. Söze de saza da gelirdi.

Adam tatlı dilliydi, ama yılanı deliğinden çıkartmak istemezdi.

Adam acı sevmezdi ama acıları hep arabeskti, mümkünatı olabilirdi.

Adam sıradandı, yolda gören dönüp bakmazdı. O da size dönüp bakmazdı.

Adam masum değildi ama masum değiliz hiçbirimiz de demezdi.

Adam kel değildi, fodul değildi hem de şişman değildi herkesten.

Adam laf ebesiydi. dili belasını çeken bülbüldü, güldü, sümbüldü.

Adam dün bir kuldu yarın bir gün kül olacak.

İnsan eti yemenin dayanılmaz cazibesi

Hiç yorum yok:
- İngiltere'nin en çok konuşulan bloggeri, bir seks blogu yazan üniversite öğrencisi kız oldu. ....blogunda çeşitli ülke erkeklerine ait deneyimlerini ve penis boylarını veriyor -

İster Afrika'nın balta girmemiş ormanlarında yaşayan yerlilerin kazana atıp yediği olsun, ister Newyork'un kenar mahallelerinde birilerinin yatağa atıp sevdiği olsun insan eti her zaman cazip olmuştur. Dünyanın her yerinde durum pek değişmez. Kırmızı et iyidir, candır. O yüzden Maldiv adaları, Şelşev adaları tatil için iyi mekanlardır. O yüzden seks sektörü birilerine her zaman cazip gelir. O yüzden seks konulu yazılar hit alır.

Olaya sadece cinsellik olarak da bakmayın. O kızcağız neticede yediği et'lere dair boyut bilgisi vermiş ama insanlar büyük bir iştahla okumuşlar ki bu olay gündeme oturmuş, gazetelere haber olmuş. İşte işareti aldınız sevgili bloggeriyeler. Gerçi işaret vermeye gerek var mıydı bilmem. Bizde de benzer bişi yapılsa (yapılmıyor mu?) bir cici bloggeriyemiz çıksa memleketlere göre yediği nanelerin boy ve ebatlarıyla postlar atsa, her halde rating patlaması yapar o kesin. Kıskananlar çatlasın...

Öte yandan yine insan eti yemenin başka bir boyutu olan dedikodu ve gıybet de gırla gider ülkemizde. En mutaassıp görüneninden, Aaa çokk ayıp diyenine, sosyetesinden üniversite de prof.una kadar hepimiz insan eti yemeyi, dedikodu ve gıybeti severiz.

Dahası benim gibi İbramlar bile öyle efendi gözüküp, haber sitelerindeki frikik fotolarından, yoldan geçen tazelerin eteklerinin dalgalanmasına kadar her bişeyi gözucuyla süzerler. Hatta bu da yetmez bazıları (geçen kapı önünde gördüm ve dalaştım bi kaç kişiyle.) Hem yolda yürüyen hatunu gözleriyle sokağın başından alıp sonuna kadar geçirir. Gözle tacizin kralını yapar. hem de arkasından da söylenirler. -Memleket ne hale gelmiş kardeşim. Şuna bak, kadın neredeyse yarı çıplak, nasıl geziyor... 

Ne yazık ki dünyada ve ülkemizde beyaz kadın ticareti her zaman gözde. Kendini satmak ise işin en kolay yolu. Hatta kısa yoldan köşe döneceksen kendini nasıl sattığına dair bir de kitap yazıp satmak da var işin içinde. Geliri çifte kavrulmuş olsun diye yani.

Pezoluk ise hala geçer meslek. Hayvan gibi bazı insanları çalıştıran, Rus kızlarını ahır gibi yerlere tepip, bunu özel teşebbüs olarak algılayan hayvanlar var içimizde. Bir çok alanda kriz çıkan ülkemde sular seller gibi  akıyor her birşey bu sektöre. Cinsel açlığımız, zihnimizin sınır tanımazlığıyla eş orantılı olarak doyum yerine doyumsuzluğa doğru sürükleniyor. Nitekim sıradışı haberler 3. sayfalara düşmeye devam ediyor.

Kölelik şeklen bitmiş olsa da halâ insanın insana köleliği devam etmekte. Dünya da savaşların , katllerin bir çoğu para ve kadın (cinsellik) yüzünden. Dökülen insan kanı ise barbarlığın ve yamyamlığın bir başka tezahürü. Çünkü halâ kendi cinsini yemek, içimizdeki kudurmuş hayvanı bastırmaktan, nefsiyle uğraşmaktan çok daha cazip geliyor bize.

-Sen bu yollardan geçmiyor musun sanki İbram, ne eleştiriyorsun milleti ? diyenlere sözüm o dur ki:

Efendim, eleştirmiyorum, sadece durum tesbiti yapıyorum. Şahsen zatı alimin zorbalık kültürü yok. Arz talep dengesine dikkat ederim. İstenmeden vermem, ikram edilmeden de almam. Öyle öğrettiler, gözle de olsa, sözle de olsa zorla tecavüz olmaz dediler(yok, o güzellikti galiba) "Sofrada önünden yiyeceksin. İkram edilen tabaktan şekeri bir tane alacaksın İbram"didiler. Öle avucunu daldırmak, her gördüğün kırmızı ete saldırmak olmaz...

Ancak ben ne dersem diyeyim ve hatta ne halt yersem yiyeyim insan eti halâ iyidir, candır. O yüzden (ben dahil) kadın-erkek bloggerlerimiz baldır bacak üzerine yazıyor . Belki daha çok okunmak adına. Belki de içimizdeki heyvan böyle istediği için.

Dünyanın üzerinde döndüğü öküzün boynuzu ve bitmez tükenmez bir sermayedir cinsellik. Çünkü dünyadaki tüm heyvanlar (canlılar) gibi insanoğlu da çoğalmaya odaklı bir doku taşır genlerinde. Ancak kimi zaman bunu süsler, şiirselleştirir, yasallaştırır,  güzelleştirir. Kimi zaman da bu bloggeriye kızımız gibi, zevk içindir işin özü (bi daha mı gelicez dünyaya) diyerek meta'laştırır. Hite çevirir, paraya ve şöhrete tevil eder yaşadıklarını.

Siz halâ dünyada sadece yamyamlar mı insan eti yiyor zannediyorsunuz? Bir onlar mı ağzının tadını biliyor. Oysa çiğ ya da pişmiş hepimiz büyük bir iştahla insan eti yiyoruz. Hatta, inanın şu bedenler ölüp, toprağın altına girdikten sonra, burun deliklerimizden, kıçımızın dibine kadar her yerimizi de yılan, çiyan, kurt, börtü böcek, solucan büyük bir iştahla yiyecek...

Neden mi?
Çünkü insan eti tatlıdır. İyidir, candır...
- İngiltere'nin en çok konuşulan bloggeri, bir seks blogu yazan üniversite öğrencisi kız oldu. ....blogunda çeşitli ülke erkeklerine ait deneyimlerini ve penis boylarını veriyor -

İster Afrika'nın balta girmemiş ormanlarında yaşayan yerlilerin kazana atıp yediği olsun, ister Newyork'un kenar mahallelerinde birilerinin yatağa atıp sevdiği olsun insan eti her zaman cazip olmuştur. Dünyanın her yerinde durum pek değişmez. Kırmızı et iyidir, candır. O yüzden Maldiv adaları, Şelşev adaları tatil için iyi mekanlardır. O yüzden seks sektörü birilerine her zaman cazip gelir. O yüzden seks konulu yazılar hit alır.

Olaya sadece cinsellik olarak da bakmayın. O kızcağız neticede yediği et'lere dair boyut bilgisi vermiş ama insanlar büyük bir iştahla okumuşlar ki bu olay gündeme oturmuş, gazetelere haber olmuş. İşte işareti aldınız sevgili bloggeriyeler. Gerçi işaret vermeye gerek var mıydı bilmem. Bizde de benzer bişi yapılsa (yapılmıyor mu?) bir cici bloggeriyemiz çıksa memleketlere göre yediği nanelerin boy ve ebatlarıyla postlar atsa, her halde rating patlaması yapar o kesin. Kıskananlar çatlasın...

Öte yandan yine insan eti yemenin başka bir boyutu olan dedikodu ve gıybet de gırla gider ülkemizde. En mutaassıp görüneninden, Aaa çokk ayıp diyenine, sosyetesinden üniversite de prof.una kadar hepimiz insan eti yemeyi, dedikodu ve gıybeti severiz.

Dahası benim gibi İbramlar bile öyle efendi gözüküp, haber sitelerindeki frikik fotolarından, yoldan geçen tazelerin eteklerinin dalgalanmasına kadar her bişeyi gözucuyla süzerler. Hatta bu da yetmez bazıları (geçen kapı önünde gördüm ve dalaştım bi kaç kişiyle.) Hem yolda yürüyen hatunu gözleriyle sokağın başından alıp sonuna kadar geçirir. Gözle tacizin kralını yapar. hem de arkasından da söylenirler. -Memleket ne hale gelmiş kardeşim. Şuna bak, kadın neredeyse yarı çıplak, nasıl geziyor... 

Ne yazık ki dünyada ve ülkemizde beyaz kadın ticareti her zaman gözde. Kendini satmak ise işin en kolay yolu. Hatta kısa yoldan köşe döneceksen kendini nasıl sattığına dair bir de kitap yazıp satmak da var işin içinde. Geliri çifte kavrulmuş olsun diye yani.

Pezoluk ise hala geçer meslek. Hayvan gibi bazı insanları çalıştıran, Rus kızlarını ahır gibi yerlere tepip, bunu özel teşebbüs olarak algılayan hayvanlar var içimizde. Bir çok alanda kriz çıkan ülkemde sular seller gibi  akıyor her birşey bu sektöre. Cinsel açlığımız, zihnimizin sınır tanımazlığıyla eş orantılı olarak doyum yerine doyumsuzluğa doğru sürükleniyor. Nitekim sıradışı haberler 3. sayfalara düşmeye devam ediyor.

Kölelik şeklen bitmiş olsa da halâ insanın insana köleliği devam etmekte. Dünya da savaşların , katllerin bir çoğu para ve kadın (cinsellik) yüzünden. Dökülen insan kanı ise barbarlığın ve yamyamlığın bir başka tezahürü. Çünkü halâ kendi cinsini yemek, içimizdeki kudurmuş hayvanı bastırmaktan, nefsiyle uğraşmaktan çok daha cazip geliyor bize.

-Sen bu yollardan geçmiyor musun sanki İbram, ne eleştiriyorsun milleti ? diyenlere sözüm o dur ki:

Efendim, eleştirmiyorum, sadece durum tesbiti yapıyorum. Şahsen zatı alimin zorbalık kültürü yok. Arz talep dengesine dikkat ederim. İstenmeden vermem, ikram edilmeden de almam. Öyle öğrettiler, gözle de olsa, sözle de olsa zorla tecavüz olmaz dediler(yok, o güzellikti galiba) "Sofrada önünden yiyeceksin. İkram edilen tabaktan şekeri bir tane alacaksın İbram"didiler. Öle avucunu daldırmak, her gördüğün kırmızı ete saldırmak olmaz...

Ancak ben ne dersem diyeyim ve hatta ne halt yersem yiyeyim insan eti halâ iyidir, candır. O yüzden (ben dahil) kadın-erkek bloggerlerimiz baldır bacak üzerine yazıyor . Belki daha çok okunmak adına. Belki de içimizdeki heyvan böyle istediği için.

Dünyanın üzerinde döndüğü öküzün boynuzu ve bitmez tükenmez bir sermayedir cinsellik. Çünkü dünyadaki tüm heyvanlar (canlılar) gibi insanoğlu da çoğalmaya odaklı bir doku taşır genlerinde. Ancak kimi zaman bunu süsler, şiirselleştirir, yasallaştırır,  güzelleştirir. Kimi zaman da bu bloggeriye kızımız gibi, zevk içindir işin özü (bi daha mı gelicez dünyaya) diyerek meta'laştırır. Hite çevirir, paraya ve şöhrete tevil eder yaşadıklarını.

Siz halâ dünyada sadece yamyamlar mı insan eti yiyor zannediyorsunuz? Bir onlar mı ağzının tadını biliyor. Oysa çiğ ya da pişmiş hepimiz büyük bir iştahla insan eti yiyoruz. Hatta, inanın şu bedenler ölüp, toprağın altına girdikten sonra, burun deliklerimizden, kıçımızın dibine kadar her yerimizi de yılan, çiyan, kurt, börtü böcek, solucan büyük bir iştahla yiyecek...

Neden mi?
Çünkü insan eti tatlıdır. İyidir, candır...

Her yerde laz var

Hiç yorum yok:

Deminden beri şu tasarım harikası lavaboya bakıp duruyorum. Yani az buz emek çekilmemiş. Ben tasarımdan anlamam gerçi ama ortada renk uyumu, estetik her bi halt var. İşlevsellik düşünen akıl da fena bir akıl değil.
Lavabo borusu temizleme vs dertler de yok ama kim bunu çizen sivri akıllı acaba. Fon'da Adamo'dan "her yerde kar var" şarkını dinliyorum ama dilimle "fake"ttim. Her yerde laz var diye söylüyorum:)

Hangi ülkenin lazısın oğlum sen?

Ulan insan ağzını çalkalar, tükürür, sümkürür. Bir an önce içinden ve kıçından çıkanın kaybolup gitmesini ister. Öyle kıvrıla kıvrıla ahenkle dansedip löp die kanala dökülmesini mi izliycez yediğimiz nanenin.

İyyk yani. Nedir yavrum bu böyle?

* Hamiş: Karadenizlileri severim, Akdenizlileri daha çok severim. Kendim zaten  yarı Egeli yarı Marmaralı sayılırım. Kimse durumdan vazife çıkarıp posta koymasın. Çekemem...

Deminden beri şu tasarım harikası lavaboya bakıp duruyorum. Yani az buz emek çekilmemiş. Ben tasarımdan anlamam gerçi ama ortada renk uyumu, estetik her bi halt var. İşlevsellik düşünen akıl da fena bir akıl değil.
Lavabo borusu temizleme vs dertler de yok ama kim bunu çizen sivri akıllı acaba. Fon'da Adamo'dan "her yerde kar var" şarkını dinliyorum ama dilimle "fake"ttim. Her yerde laz var diye söylüyorum:)

Hangi ülkenin lazısın oğlum sen?

Ulan insan ağzını çalkalar, tükürür, sümkürür. Bir an önce içinden ve kıçından çıkanın kaybolup gitmesini ister. Öyle kıvrıla kıvrıla ahenkle dansedip löp die kanala dökülmesini mi izliycez yediğimiz nanenin.

İyyk yani. Nedir yavrum bu böyle?

* Hamiş: Karadenizlileri severim, Akdenizlileri daha çok severim. Kendim zaten  yarı Egeli yarı Marmaralı sayılırım. Kimse durumdan vazife çıkarıp posta koymasın. Çekemem...

Bir ölünün hatıra defterinden

Hiç yorum yok:

İpram abiniz öteki âlemden bildiriyor.

Baştan uyarayım ben de döndüm diye sevinmesin kimseler.
Gittiğimde kına yakmamışsanız döndüğümde de bayram etmenize gerek yok. Bu dönmeler öyle dönme değil...

Baktım ki halkımın İpram ölmedi içimizde yaşıyor diyesi yok. Kimse arkamdan heykelimi de dikmedi bari kendimi sizlere hatırlatim dedim. Bir kere çakma da olsa profilimi icat eden zatı muhterem haklı şöhretimden haksız yararlanmak için beni gömüp kendi parsayı toplamak istemişti başaramadı. Ne tür sebepler icat etmiş olursa olsun bi çok blogger ve bloggeriyenin "İpram'ı daha çok seviyorduk biz" sözleri tokat gibi suratına patladı. Oh! olsun.

İkinci olarak; bu kadar zamandır İpram nerelerdeydi, şimdi neler yapıcek* diyenlere söylemekte mahsur görmüyorum:

Sağlık sorunlarım var efendim. Benim yok da, işte şu ruhundan beni bölüp ortaya salan beyefendinin var. Duyduğuma göre bi dr hanıma gönlünü, pardon dişlerini kaptırmış. Çatır çatır söküyorlarmış. Ağrılar içinde kıvranıyormuş, kaportayı yenilicem diye. Oh olsun. Beni öldürmeye teşebbüs eder misin sen? Gör bakalım İbram'sız bi dünya nasıl bir şeymiş.

Ni ha ha...
Sonra doktor bu herife demiş ki; sen bi check up yaptır. Yaş kemale ermiş. Uykun düzensiz, ruhun dengesiz. Kaça bölündün sen oğlum, kaç blogda yazıyon çiziyon? Toparlan biraz. Buna İpram olsa dayanmaz insan. O da kalbine bakacak bir doktor arıyormuş. Beni gömmeye kalkan uyuz, can derdine düşmüş anlıyacağınız. Acıdım len...

Bir de batmazsa yine, yeni işlere bulaşmış. Ticari konulardaki yeteneğini zirvelere taşıyacak bi iş projesi üzerinde çalışıyormuş. Pehhh! abartıyo bence yine ama yapsın bakalım. Görelim.

Yokluğumda çatır çatır bloguna yazdı durdu zaten. Ahkâm da kesti. Romantik şeyler karaladı. Yedik sanki. Abicim romantizm mi kaldı? Ağlamak, gözyaşı dökmek bu devirde akıl kârı mı diyoruz ama anlamıyor ki salak. Romantik serseri işte. Ne yapalım ki "Sylar" gibi bu adamın içinde yaşamak zorundayım artıkın.

Neyse benle uğraşacak takati olmadığından fırsattan istifade çıktım bende meydana. Bir şeyler yazayım dedim. Bundan sonra pek fırsatım olmaz ama öyle ufak postlar falan yayınlıcam. Beni kesmese de, twitter tadında hani. Arada aklıma gelip de bi türlü öteki dünyadan size duyuramadıklarım. Sizin duymak hoşunuza gider mi bilmem de, benim acayip söyleyesim var...

Ancak baştan bazı ihtarlarda bulunayım. Hani eski yazıları okuyanlar kısmen bilir gerçi, yine de bir uyarı mahiyetinde olsun.

1- Hiç bir postumu üstünüze alınmayın. O kadar kıymetli misiniz Allasen? İbram bana şunu didi. Eneee İbram bana laf sokmuş. Ay ilanı aşk itmiş, İbram'ın ruhu beni taciz etti felam, yok öle bişi.

Ben öteki dünyadan Hurilerle, Nurilerin arasından bi yerlerden yazıyom. O yüzden siz okuyun gülümseyin yada asabınız bozulsun ama sakın ola, durumdan vazife çıkarmayın.

2-Özellikle bloglarıma: öldüm bittim İbram tarzında, geyiğine yorum bırakacak olan kızlar: Bakın bi kere daha diom ki; herkesin kukusu yerinde sağ olsun. Bulaşmayın bana gözüm. Okuyanlardan kızanlarım var işte. Daha size nasıl ifade edeyim. Uslu uslu tıngırdayalım şurada edebimizle. İki beşlik bozalım. Maksat muhabbet olsun.

3-Len olum maden dönecektin niye gittin? Eski caziben kalmadı. Kürkçü dükkânına döndün di mi .bne? Abazandın mı yine? türündeki mesajları kaale almıyorum. Şeyime toka die takıyorsam, ne olsun işte. Yormayın boşuna kendinizi.

Azıcık da memleket meselelerine değineyim:

Hikmetinden sual olunmaz Rabbim rahmeti bol verdi. Her yer sular, seller içinde. Mevlam bilir de bizler Bulgar gâvurunun Meriç'deki baraj kapaklarını açıcanı hesap edememiş olabiliriz. Herkes tedbirini alsın efendim. Doğanın yengesi insanoğlu tarafından bozulalı beri, adet düzensizliği yaşıyor. Ne zaman yaz, ne zaman kış bilemiyoruz. Siz zemheride hıyar yemeye hazırlıklı olun da, muz çıkarsa şansınıza artık. Benden söylemesi.

Bir de bazı yetkililere dokunma işi acık kabak tadı vercek gibi yaw? Birilerinin gazı ile hareket ediliyor olmasın diye düşünmüyor da değilim hani. İşin ucunu: Lan şu eski genelkurmay başkanlarını da alıp İmralı'ya koyalım.  Onlar da terörist sayılır demeye vardıracak salaklar çıkar mı bilmem ama memleketin askeriyle bu kadar oynamaya gelmez efendim. En azından 1buçuk darbe görmüş biri olarak diyebiliyorum ki; bir yerden sonra ateş yakar, su boğar. Abartırken dozu kaçırmayalım. Memleketimiz huzur ve sükûn ortamında yoluna devam etsin.

-Hoş buldum hoş buldum. Domuz gribi de fos çıktı. Evet evet, artık öpebilirsiniz. Lâkin bu yazar olcak adam beni öldürdü. Ruhumdan öpün please. Aha orda marketteki en keskin tuz ruhu şişesinin yanındayım.

İbram ruhu...
Şaşkın bakkalınızdan özenle isteyiniz.

Saygılar efendim.



 T.İ.O

İpram abiniz öteki âlemden bildiriyor.

Baştan uyarayım ben de döndüm diye sevinmesin kimseler.
Gittiğimde kına yakmamışsanız döndüğümde de bayram etmenize gerek yok. Bu dönmeler öyle dönme değil...

Baktım ki halkımın İpram ölmedi içimizde yaşıyor diyesi yok. Kimse arkamdan heykelimi de dikmedi bari kendimi sizlere hatırlatim dedim. Bir kere çakma da olsa profilimi icat eden zatı muhterem haklı şöhretimden haksız yararlanmak için beni gömüp kendi parsayı toplamak istemişti başaramadı. Ne tür sebepler icat etmiş olursa olsun bi çok blogger ve bloggeriyenin "İpram'ı daha çok seviyorduk biz" sözleri tokat gibi suratına patladı. Oh! olsun.

İkinci olarak; bu kadar zamandır İpram nerelerdeydi, şimdi neler yapıcek* diyenlere söylemekte mahsur görmüyorum:

Sağlık sorunlarım var efendim. Benim yok da, işte şu ruhundan beni bölüp ortaya salan beyefendinin var. Duyduğuma göre bi dr hanıma gönlünü, pardon dişlerini kaptırmış. Çatır çatır söküyorlarmış. Ağrılar içinde kıvranıyormuş, kaportayı yenilicem diye. Oh olsun. Beni öldürmeye teşebbüs eder misin sen? Gör bakalım İbram'sız bi dünya nasıl bir şeymiş.

Ni ha ha...
Sonra doktor bu herife demiş ki; sen bi check up yaptır. Yaş kemale ermiş. Uykun düzensiz, ruhun dengesiz. Kaça bölündün sen oğlum, kaç blogda yazıyon çiziyon? Toparlan biraz. Buna İpram olsa dayanmaz insan. O da kalbine bakacak bir doktor arıyormuş. Beni gömmeye kalkan uyuz, can derdine düşmüş anlıyacağınız. Acıdım len...

Bir de batmazsa yine, yeni işlere bulaşmış. Ticari konulardaki yeteneğini zirvelere taşıyacak bi iş projesi üzerinde çalışıyormuş. Pehhh! abartıyo bence yine ama yapsın bakalım. Görelim.

Yokluğumda çatır çatır bloguna yazdı durdu zaten. Ahkâm da kesti. Romantik şeyler karaladı. Yedik sanki. Abicim romantizm mi kaldı? Ağlamak, gözyaşı dökmek bu devirde akıl kârı mı diyoruz ama anlamıyor ki salak. Romantik serseri işte. Ne yapalım ki "Sylar" gibi bu adamın içinde yaşamak zorundayım artıkın.

Neyse benle uğraşacak takati olmadığından fırsattan istifade çıktım bende meydana. Bir şeyler yazayım dedim. Bundan sonra pek fırsatım olmaz ama öyle ufak postlar falan yayınlıcam. Beni kesmese de, twitter tadında hani. Arada aklıma gelip de bi türlü öteki dünyadan size duyuramadıklarım. Sizin duymak hoşunuza gider mi bilmem de, benim acayip söyleyesim var...

Ancak baştan bazı ihtarlarda bulunayım. Hani eski yazıları okuyanlar kısmen bilir gerçi, yine de bir uyarı mahiyetinde olsun.

1- Hiç bir postumu üstünüze alınmayın. O kadar kıymetli misiniz Allasen? İbram bana şunu didi. Eneee İbram bana laf sokmuş. Ay ilanı aşk itmiş, İbram'ın ruhu beni taciz etti felam, yok öle bişi.

Ben öteki dünyadan Hurilerle, Nurilerin arasından bi yerlerden yazıyom. O yüzden siz okuyun gülümseyin yada asabınız bozulsun ama sakın ola, durumdan vazife çıkarmayın.

2-Özellikle bloglarıma: öldüm bittim İbram tarzında, geyiğine yorum bırakacak olan kızlar: Bakın bi kere daha diom ki; herkesin kukusu yerinde sağ olsun. Bulaşmayın bana gözüm. Okuyanlardan kızanlarım var işte. Daha size nasıl ifade edeyim. Uslu uslu tıngırdayalım şurada edebimizle. İki beşlik bozalım. Maksat muhabbet olsun.

3-Len olum maden dönecektin niye gittin? Eski caziben kalmadı. Kürkçü dükkânına döndün di mi .bne? Abazandın mı yine? türündeki mesajları kaale almıyorum. Şeyime toka die takıyorsam, ne olsun işte. Yormayın boşuna kendinizi.

Azıcık da memleket meselelerine değineyim:

Hikmetinden sual olunmaz Rabbim rahmeti bol verdi. Her yer sular, seller içinde. Mevlam bilir de bizler Bulgar gâvurunun Meriç'deki baraj kapaklarını açıcanı hesap edememiş olabiliriz. Herkes tedbirini alsın efendim. Doğanın yengesi insanoğlu tarafından bozulalı beri, adet düzensizliği yaşıyor. Ne zaman yaz, ne zaman kış bilemiyoruz. Siz zemheride hıyar yemeye hazırlıklı olun da, muz çıkarsa şansınıza artık. Benden söylemesi.

Bir de bazı yetkililere dokunma işi acık kabak tadı vercek gibi yaw? Birilerinin gazı ile hareket ediliyor olmasın diye düşünmüyor da değilim hani. İşin ucunu: Lan şu eski genelkurmay başkanlarını da alıp İmralı'ya koyalım.  Onlar da terörist sayılır demeye vardıracak salaklar çıkar mı bilmem ama memleketin askeriyle bu kadar oynamaya gelmez efendim. En azından 1buçuk darbe görmüş biri olarak diyebiliyorum ki; bir yerden sonra ateş yakar, su boğar. Abartırken dozu kaçırmayalım. Memleketimiz huzur ve sükûn ortamında yoluna devam etsin.

-Hoş buldum hoş buldum. Domuz gribi de fos çıktı. Evet evet, artık öpebilirsiniz. Lâkin bu yazar olcak adam beni öldürdü. Ruhumdan öpün please. Aha orda marketteki en keskin tuz ruhu şişesinin yanındayım.

İbram ruhu...
Şaşkın bakkalınızdan özenle isteyiniz.

Saygılar efendim.



 T.İ.O