Birkaç Blog Hikayesi

Buralar eskiden hep dutluktu. Sonra taze çiçeğe konan kelebekler gibi, gelenler bir üşüştüler ki; sorma gitsin.
Tabi her güzel şeyin sonu geldiği gibi, gidenler gitti, kalan sağlarla artık burada başbaşayız. Neler yazmışız, çizmişiz haydi birlikte okuyalım. Bakalım neler varmış...

tio yazar

Bugünkü şansınız :

bu dünyada ölüm diye bir şey var gülüm

Hiç yorum yok:

Herkes aynı anda çıkmaz hayatın merdivenlerini. Kimi birkaç adım önden yürür, kimi arkadan gelir. Yaşı ne olursa olsun insan sevgiyle, aşkla daha geç tanışabilir. Ayrıca gönüldür ota da konar bota da. Hatta .net çıktı çıkalı erkeğin gönlü, nicki dişi bir erkeğe de konabilir, ağzı iyi laf yapan birinin yazdıklarına vurulabilir insan hiç belli olmaz.
Biz niye nickimizi İbram yapıyoz. Kazara abazanın kralına denk gelip, bir hemcinsim gönlünü bana kaptırmasın diye...

Hadi canım diyonuz di mi? İyi dinleyin o zaman: vakti zamanında adem diye nickle dolaştık sanal alemde adam peşime takıldı "sen aslında havva'sın, rahatsız edilmemek için böyle yapıyon" diye, o chat odası senin bu chat odası benim. Baktım olmucak "back güzel kardeshim annen güzelse, gelsin beni sana istesin. belki beni ona veririm, belki o bana verir" dedim kibarca. Sorunu üzülerek de olsa, böyle çözebildim.

Ola ki işi puştluğa döksek, adam bizi oracıkta sanal bi yatağa atacak kesin. Ondan sonra kimin eli kimin cebinde. Aslında şeytan da dürtmüyo değil. Bi kaç cümle kur: "Ay abim görür, kocam kızar, muhitimize geldik beyfendi" kabilinden, sonra otur seyret alemi: girsin çıksın laflar, yeter ki sen kalbini bozma İbram!... Ancak olmuyo yediremiyosun kendine. Kadınlara hak veriyosun istemeye istemeye. Elin oğlu pencerene de olsa pimapen döşeniyo neticede. Karamuratlığın tutuyo, çıkarıyosun baklayı, açıyosun kutuyu, söylüyosun kötüyü.

Tabi bir de işin öbür tarafında bu işten hoşlanan arkadaşlar var. Belki genel kültürlerini arttımak adına, belki de, ölmeden önce sanal manal, bir de kendi mürüvvetimi görim dediklerinden olsa gerek dişi kuş taklidi yapıyorlar. Belki de oturduğu yerden kalkmayan bir kuşları vardır da ondan böyledirler onu da bilmiyorum şahsen.

Bu arkadaşlar yedikleri önlerinde, yemedikleri arkalarında kadınları yaya bırakan fingirdekliklerle çömez avına çıkarlar. Sonra da ne hikmetse uluorta maskara pozisyonlarına sokarlar birilerini ve bundan bi hayli keyif de alırlar. Yok ya! demeyin, komşu oğlu akrabası bi delikanlıya aşık olmuştu böyle. Üstelik dünür gönderme aşamasında "tataaaam sürrprizzz" denmişti. Utanmadık! biz de eşeklik edip pek bi gülmüştük vaktiyle...

Bir de hakikatten dişi kuşların ya da erkek puştların yaptığı bir durum var ki; o da ister netten ister brütten kız ya da oğlan düşürme olayı. Ciddi ciddi gönül avcılığı.
Biraz hiti yüksek arkadaşlar arasında bir zamanlar pek yaygın olan bu durum kısaca: Az genel kültür, biraz iltifat, biraz kırıtıp, biraz sırıtarak karşısındaki kişiyi etkileyip aşık etme çabası. Bu tabi ki sadece işin sanalında olan/kalan bir şey değil, reel hayatta da karizmatik abla ve abiler de bunu yapıyor. Sonra biraz horlamak, biraz nazlanma ve istediğim kıvama getirdim düşüncesiyle the end, şuut! bitti. Yedim içtim, yaladım, yalan'dım bitirdim olayları...

Sözün özü şu ki: uçkur düşkünü bi adam veya gel, geç arzulu bir hanfendi olabilirsiniz. Tencere kapak, arayan bulur, kaşınanı kaşırsınız veya gerçekten de ruhlarınız uyuşur, bedenleriniz kavuşur. Hatta ola ki hem ruh, hem de beden eşinizi bulabilirsiniz. Netten kız mı alınır, alınır neden olmasın. Güzel bir evlilik de olur, birliktelik de. Yani bu işin her türlü oluru olur, zaten oluyor da.

Ama işi puştluğuna, zevzekliğine yapanlar ve kasıtlı gönül yakanlar yine de iki kere düşünsün. Karşısındaki kişi gerçekten aşık olabilir. Bazen genç kızların, bazen koca ihtiyar amcaların bile dünyası karman çorman olabiliyor böyle hallerde. Psikologluk olanları, hayatları ters yüz olanları az değil böyle vurgun yiyenlerin.

İnsanların ruhlarıyla, kalpleriyle oynamayın derim naçizane... Gün olur yaktığınız bir yüreğin ahı sizi çok daha fazla yakar. O gün eğlenmiş olabilirsiniz ama ileride hiç anlamadığınız bir biçimde üzülmenize, olmadık bir musibet görmenize sebep olabilir bu durum.

Özetle: Konuşun, tanışın, platonik veya romantik veya ormantik takılın. Birlikte çıkın, sevin, sevişin, yiyişin karışmam ama insan yüreğinin kolay kırılan, pahalı ve narin bir oyuncak olmadığını bilin ve asla çirkinleşmeyin....
Hep güzel kalın... E mi?


Herkes aynı anda çıkmaz hayatın merdivenlerini. Kimi birkaç adım önden yürür, kimi arkadan gelir. Yaşı ne olursa olsun insan sevgiyle, aşkla daha geç tanışabilir. Ayrıca gönüldür ota da konar bota da. Hatta .net çıktı çıkalı erkeğin gönlü, nicki dişi bir erkeğe de konabilir, ağzı iyi laf yapan birinin yazdıklarına vurulabilir insan hiç belli olmaz.
Biz niye nickimizi İbram yapıyoz. Kazara abazanın kralına denk gelip, bir hemcinsim gönlünü bana kaptırmasın diye...

Hadi canım diyonuz di mi? İyi dinleyin o zaman: vakti zamanında adem diye nickle dolaştık sanal alemde adam peşime takıldı "sen aslında havva'sın, rahatsız edilmemek için böyle yapıyon" diye, o chat odası senin bu chat odası benim. Baktım olmucak "back güzel kardeshim annen güzelse, gelsin beni sana istesin. belki beni ona veririm, belki o bana verir" dedim kibarca. Sorunu üzülerek de olsa, böyle çözebildim.

Ola ki işi puştluğa döksek, adam bizi oracıkta sanal bi yatağa atacak kesin. Ondan sonra kimin eli kimin cebinde. Aslında şeytan da dürtmüyo değil. Bi kaç cümle kur: "Ay abim görür, kocam kızar, muhitimize geldik beyfendi" kabilinden, sonra otur seyret alemi: girsin çıksın laflar, yeter ki sen kalbini bozma İbram!... Ancak olmuyo yediremiyosun kendine. Kadınlara hak veriyosun istemeye istemeye. Elin oğlu pencerene de olsa pimapen döşeniyo neticede. Karamuratlığın tutuyo, çıkarıyosun baklayı, açıyosun kutuyu, söylüyosun kötüyü.

Tabi bir de işin öbür tarafında bu işten hoşlanan arkadaşlar var. Belki genel kültürlerini arttımak adına, belki de, ölmeden önce sanal manal, bir de kendi mürüvvetimi görim dediklerinden olsa gerek dişi kuş taklidi yapıyorlar. Belki de oturduğu yerden kalkmayan bir kuşları vardır da ondan böyledirler onu da bilmiyorum şahsen.

Bu arkadaşlar yedikleri önlerinde, yemedikleri arkalarında kadınları yaya bırakan fingirdekliklerle çömez avına çıkarlar. Sonra da ne hikmetse uluorta maskara pozisyonlarına sokarlar birilerini ve bundan bi hayli keyif de alırlar. Yok ya! demeyin, komşu oğlu akrabası bi delikanlıya aşık olmuştu böyle. Üstelik dünür gönderme aşamasında "tataaaam sürrprizzz" denmişti. Utanmadık! biz de eşeklik edip pek bi gülmüştük vaktiyle...

Bir de hakikatten dişi kuşların ya da erkek puştların yaptığı bir durum var ki; o da ister netten ister brütten kız ya da oğlan düşürme olayı. Ciddi ciddi gönül avcılığı.
Biraz hiti yüksek arkadaşlar arasında bir zamanlar pek yaygın olan bu durum kısaca: Az genel kültür, biraz iltifat, biraz kırıtıp, biraz sırıtarak karşısındaki kişiyi etkileyip aşık etme çabası. Bu tabi ki sadece işin sanalında olan/kalan bir şey değil, reel hayatta da karizmatik abla ve abiler de bunu yapıyor. Sonra biraz horlamak, biraz nazlanma ve istediğim kıvama getirdim düşüncesiyle the end, şuut! bitti. Yedim içtim, yaladım, yalan'dım bitirdim olayları...

Sözün özü şu ki: uçkur düşkünü bi adam veya gel, geç arzulu bir hanfendi olabilirsiniz. Tencere kapak, arayan bulur, kaşınanı kaşırsınız veya gerçekten de ruhlarınız uyuşur, bedenleriniz kavuşur. Hatta ola ki hem ruh, hem de beden eşinizi bulabilirsiniz. Netten kız mı alınır, alınır neden olmasın. Güzel bir evlilik de olur, birliktelik de. Yani bu işin her türlü oluru olur, zaten oluyor da.

Ama işi puştluğuna, zevzekliğine yapanlar ve kasıtlı gönül yakanlar yine de iki kere düşünsün. Karşısındaki kişi gerçekten aşık olabilir. Bazen genç kızların, bazen koca ihtiyar amcaların bile dünyası karman çorman olabiliyor böyle hallerde. Psikologluk olanları, hayatları ters yüz olanları az değil böyle vurgun yiyenlerin.

İnsanların ruhlarıyla, kalpleriyle oynamayın derim naçizane... Gün olur yaktığınız bir yüreğin ahı sizi çok daha fazla yakar. O gün eğlenmiş olabilirsiniz ama ileride hiç anlamadığınız bir biçimde üzülmenize, olmadık bir musibet görmenize sebep olabilir bu durum.

Özetle: Konuşun, tanışın, platonik veya romantik veya ormantik takılın. Birlikte çıkın, sevin, sevişin, yiyişin karışmam ama insan yüreğinin kolay kırılan, pahalı ve narin bir oyuncak olmadığını bilin ve asla çirkinleşmeyin....
Hep güzel kalın... E mi?

karar verdim kızlar, ben de acılı adana tarzına dönüyorum

4 yorum:
Bizzat benim gibi abuk subuk ve eleştiriler ve yorumlar yapanlar yüzünden; oramı açtım, buramı dağıttım tarzı blog yazılarında hatırı sayılır bir miktar düşüş gözlendi. naptık biz ya? taşlarımızı başımıza, pardon başımızı taşlara vurma vaktimiz geldi arkadaşlar. Hay kafamızı asSkim.

Olmaz ki böle. Velinimetimiz yazılardı bunlar. kızlarla birlikte biz de "ohş"diyorduk... beni de gaza getirdiniz ya, utanın arkadaşlar utanın be... yok abi sen şunları bi eleştir bak o zaman hepsi feminist kesilip daha erotik yazarlar, biz de suya sabuna para vermeyiz teziniz iflas etti oğlum. kızlar birden acıklı ve acılı ergenlik hikayelerine döndü..

kimi ilk aldatıldığı günü, kimi babasının kulağını çektiği zamanları, kimisi sinemaya gitti diye sopa yediği zamanları anlatıyor. şöyle adam akıllı bi işyerinde taciz öyküsü bilem okuyamadık ağız tadıyla.. alın işte eleştirinizi başınıza çalın. bi daha bana bi daha gaz vermeyin öyle... teşvik etcektik bilakis. benim planım buydu. ay ne güzel yazmışsınız, kız arkadaşım da okudu çok etkilendi. acaba biz de böyle yapsak nirvanaya erebilirmiyiz? oy my god diyebilir miyiz ?dicektik.. olmadı vesselam. iş yattı. şimdi mecburen ben de kızların dümen suyuna giderek acılı arabesk bişiler yazıcam. napim, napim düşünüyorum. bu kadar suskunluk bize ters, racona ters...

- sevdiği kız güneş kremi sürmeden denize gittiği için yanan ve bu yangını söndürmeye bakkaldan yoğurt alacak parası olmadığı için terkedilen genç ve gururlu delikanlı ibram öykümü mü anlatsam acaba?

- veya utanıp eczaneden prezervatif alamadığı için abazanlıkla, bebek kâbusları arasında gidip gelen orta yaşlı çapkın ibram'ın dramını mı yazsam...

- ya da küçükken bakkal amcanın gel sana çukumel vereyim ibram diyerek beni kandırdığını, çukumelin bu kadar pahalı olduğunu taa o zamanlar öğrendiğimi ve içimde hep bir çukumel korkusu olduğunu mu anlatsam.

yaf bi el atın arkadaşlar, kendi kafası çalışan biri beni aydınlatsın. okeyde taş çalmak sözkonusuysa hepiniz edison kesiliyorsunuz ama bu konuda jeton düşmüyo mu sizde de. yine kızların dümen suyuna gidip, hitimizi arttırmamız lazım... napsak napsak?

-Taksim de eylem mi yapalım, eylem yapamazsak cami mi yaparız?
-de git len olm... biz sosyal içerik derken o kadar da uzun boylu olsun demedik. biz kızları yemek istiyoz, sen bize sopa yicek seçenekler sunuyosun.
-Yıkıl karşımdan rezil herif!
Bizzat benim gibi abuk subuk ve eleştiriler ve yorumlar yapanlar yüzünden; oramı açtım, buramı dağıttım tarzı blog yazılarında hatırı sayılır bir miktar düşüş gözlendi. naptık biz ya? taşlarımızı başımıza, pardon başımızı taşlara vurma vaktimiz geldi arkadaşlar. Hay kafamızı asSkim.

Olmaz ki böle. Velinimetimiz yazılardı bunlar. kızlarla birlikte biz de "ohş"diyorduk... beni de gaza getirdiniz ya, utanın arkadaşlar utanın be... yok abi sen şunları bi eleştir bak o zaman hepsi feminist kesilip daha erotik yazarlar, biz de suya sabuna para vermeyiz teziniz iflas etti oğlum. kızlar birden acıklı ve acılı ergenlik hikayelerine döndü..

kimi ilk aldatıldığı günü, kimi babasının kulağını çektiği zamanları, kimisi sinemaya gitti diye sopa yediği zamanları anlatıyor. şöyle adam akıllı bi işyerinde taciz öyküsü bilem okuyamadık ağız tadıyla.. alın işte eleştirinizi başınıza çalın. bi daha bana bi daha gaz vermeyin öyle... teşvik etcektik bilakis. benim planım buydu. ay ne güzel yazmışsınız, kız arkadaşım da okudu çok etkilendi. acaba biz de böyle yapsak nirvanaya erebilirmiyiz? oy my god diyebilir miyiz ?dicektik.. olmadı vesselam. iş yattı. şimdi mecburen ben de kızların dümen suyuna giderek acılı arabesk bişiler yazıcam. napim, napim düşünüyorum. bu kadar suskunluk bize ters, racona ters...

- sevdiği kız güneş kremi sürmeden denize gittiği için yanan ve bu yangını söndürmeye bakkaldan yoğurt alacak parası olmadığı için terkedilen genç ve gururlu delikanlı ibram öykümü mü anlatsam acaba?

- veya utanıp eczaneden prezervatif alamadığı için abazanlıkla, bebek kâbusları arasında gidip gelen orta yaşlı çapkın ibram'ın dramını mı yazsam...

- ya da küçükken bakkal amcanın gel sana çukumel vereyim ibram diyerek beni kandırdığını, çukumelin bu kadar pahalı olduğunu taa o zamanlar öğrendiğimi ve içimde hep bir çukumel korkusu olduğunu mu anlatsam.

yaf bi el atın arkadaşlar, kendi kafası çalışan biri beni aydınlatsın. okeyde taş çalmak sözkonusuysa hepiniz edison kesiliyorsunuz ama bu konuda jeton düşmüyo mu sizde de. yine kızların dümen suyuna gidip, hitimizi arttırmamız lazım... napsak napsak?

-Taksim de eylem mi yapalım, eylem yapamazsak cami mi yaparız?
-de git len olm... biz sosyal içerik derken o kadar da uzun boylu olsun demedik. biz kızları yemek istiyoz, sen bize sopa yicek seçenekler sunuyosun.
-Yıkıl karşımdan rezil herif!

...miş gibi yapıyorum, idare edin

5 yorum:


Türk usulü çözümler vardır. Daha doğrusu bizim gibi gecikmeli gelişen toplumlarda üretilen çözümlerdir bunlar. Radyatörü zırt pırt su kaynatan arabanın üstüne su bidonu monte etmek gibi. Buna kara düzen de derler ama çözüm üretirsin neticede.

Hani şu malum yerde gelen Türk'ün aklı bizde olsa esprisi de bu tür buluşlar için söylenmiş olsa gerek. Yoksa Arşimed'in banyoda bulduğu gibi birşeyi helada bi Türk bulsa tarih yazardı, biz de okurduk di mi. yazmadığına göre yok öle bişi.

Bir de bişeyi yapamazsan kulağını ters elinle gösterir yapmış gibi yaparsın. Hani iş olmayınca partnerine ayıp olmasın diye orgazm taklidi yapan hatunlar gibi vaziyeti kurtarmaya çalışırsın...

Ben de şu twitter işinden bişi anlamıyom.. millet içtiğini de, ıçtığını da, her bi haleti ruhiyesini yazıyormuş... sonra da cıvıldadım anacım... duydunuz mu beni, öttü mü kuş, cik cik durumları... ee teknolojiyi takip etmek lazım. facebook 1, bu twitter 2 resmen bank asya 1nci ligte kalmış gibiyiz.. Turkcell süper lige yükseltme ayağına twitterlermiş gibi yapmak lazım.

Şimdi farzedin ki ben de twitterledim.. (miş gibi ama, olsun buyrun okuyun)


10.03 AM : ibram dedi ki: bu regl olamadım ey blog mesajları fena hit yapıyomuş. gündemi takip edip, benim de osbir çekemedim ey blog diye bişiler yazmam lazım.
11.05 AM: ibram dedi ki: oğlum git bi malboro kap gel.
11.25: AM: ibram dedi ki: 2 çay söledik kahveci deyyusuna getirmedi halâ..
11:40 AM: blogdan mı kız arkadaş edinilir, kız arkadaşa mı blog açmalı. tavuk yumurta ikilemi gibi bişi. bu konuda yazıcam
11.55 AM: siteden baktım. anında gelmiyo sanki mesajlar. kuş geç ötüyor.
12:01 PM: mesai bitti. elimi sürmem hiç bi işe. öğle paydosu

12:15 PM: ankaralı turgut cd si yok mu?
12:45 PM: olmadı şimdi. öğlen kuru yemicektik be.
13:30 PM: sevmedim bu işi kuş yine ötmüyo...
14:00 PM: msn'deki kız senden elektrik alamıyom demiş. TEDAŞ mıyım kızım ben?
14.30 PM: Ben de babama yeni bir araba istedim. O cici anne aldı.
15:00 PM: facebook'a da almıcaklar yakında. iyi mi. şşşt yavru..
15:30 PM: kadınlar yalan sever ama doğruymuş gibi söylicen. bunu bloglamalı
16:00 PM: sitenin anketi salak bi yerde takıldı kaldı iki gündür. mayıs ayı yazıları 31 kullanılan oy 31 kalan gün 31. regl olamadım yine ey blog.
16:30 PM: Lan hayvan murtaza regl dilmiş olum bizim olduğumuz. neydi lan çabuk söle.
16:40 PM: Oraya da gelirim, ...... (murtazaya hitaben)
17:00 PM: Mesai bitti... on dakka içinde kaavede okeye geliyom millet masa tutun...
18:00 PM: Eve ekmek alıncak.. Cigarada bitmiş.
19:00 PM: Aha internette gitmiş... Faturayı yatırmayı unuttuk yine...
19.30 PM: Ben de cepten yollarım a.q
20:00 PM: Aha kontörde bitti..... Murtaza kuş hala gecikmeli mi ötüyo lan?

-tek yol iletişim, başka yolu yok!


Türk usulü çözümler vardır. Daha doğrusu bizim gibi gecikmeli gelişen toplumlarda üretilen çözümlerdir bunlar. Radyatörü zırt pırt su kaynatan arabanın üstüne su bidonu monte etmek gibi. Buna kara düzen de derler ama çözüm üretirsin neticede.

Hani şu malum yerde gelen Türk'ün aklı bizde olsa esprisi de bu tür buluşlar için söylenmiş olsa gerek. Yoksa Arşimed'in banyoda bulduğu gibi birşeyi helada bi Türk bulsa tarih yazardı, biz de okurduk di mi. yazmadığına göre yok öle bişi.

Bir de bişeyi yapamazsan kulağını ters elinle gösterir yapmış gibi yaparsın. Hani iş olmayınca partnerine ayıp olmasın diye orgazm taklidi yapan hatunlar gibi vaziyeti kurtarmaya çalışırsın...

Ben de şu twitter işinden bişi anlamıyom.. millet içtiğini de, ıçtığını da, her bi haleti ruhiyesini yazıyormuş... sonra da cıvıldadım anacım... duydunuz mu beni, öttü mü kuş, cik cik durumları... ee teknolojiyi takip etmek lazım. facebook 1, bu twitter 2 resmen bank asya 1nci ligte kalmış gibiyiz.. Turkcell süper lige yükseltme ayağına twitterlermiş gibi yapmak lazım.

Şimdi farzedin ki ben de twitterledim.. (miş gibi ama, olsun buyrun okuyun)


10.03 AM : ibram dedi ki: bu regl olamadım ey blog mesajları fena hit yapıyomuş. gündemi takip edip, benim de osbir çekemedim ey blog diye bişiler yazmam lazım.
11.05 AM: ibram dedi ki: oğlum git bi malboro kap gel.
11.25: AM: ibram dedi ki: 2 çay söledik kahveci deyyusuna getirmedi halâ..
11:40 AM: blogdan mı kız arkadaş edinilir, kız arkadaşa mı blog açmalı. tavuk yumurta ikilemi gibi bişi. bu konuda yazıcam
11.55 AM: siteden baktım. anında gelmiyo sanki mesajlar. kuş geç ötüyor.
12:01 PM: mesai bitti. elimi sürmem hiç bi işe. öğle paydosu

12:15 PM: ankaralı turgut cd si yok mu?
12:45 PM: olmadı şimdi. öğlen kuru yemicektik be.
13:30 PM: sevmedim bu işi kuş yine ötmüyo...
14:00 PM: msn'deki kız senden elektrik alamıyom demiş. TEDAŞ mıyım kızım ben?
14.30 PM: Ben de babama yeni bir araba istedim. O cici anne aldı.
15:00 PM: facebook'a da almıcaklar yakında. iyi mi. şşşt yavru..
15:30 PM: kadınlar yalan sever ama doğruymuş gibi söylicen. bunu bloglamalı
16:00 PM: sitenin anketi salak bi yerde takıldı kaldı iki gündür. mayıs ayı yazıları 31 kullanılan oy 31 kalan gün 31. regl olamadım yine ey blog.
16:30 PM: Lan hayvan murtaza regl dilmiş olum bizim olduğumuz. neydi lan çabuk söle.
16:40 PM: Oraya da gelirim, ...... (murtazaya hitaben)
17:00 PM: Mesai bitti... on dakka içinde kaavede okeye geliyom millet masa tutun...
18:00 PM: Eve ekmek alıncak.. Cigarada bitmiş.
19:00 PM: Aha internette gitmiş... Faturayı yatırmayı unuttuk yine...
19.30 PM: Ben de cepten yollarım a.q
20:00 PM: Aha kontörde bitti..... Murtaza kuş hala gecikmeli mi ötüyo lan?

-tek yol iletişim, başka yolu yok!

günde 3 kere olmaz, 3 günde 1

9 yorum:


durun durun,
hemen yanlış anlamayın ne hastalara ilaç, ne de yaşı geçmemişlere seks reçetesi veriyorum.
beni seven blogger arkadaşlardan aldığım öğüt böyle...

hızlı servis ediyormuşum yazdıklarımı. pek sitelerde boy endam edemeden, insanlar bir gözucuyla bakamadan yenisi geliyormuş yazdıklarımın. bu işin de bir raconu varmış.
yazılarımı 3 günde bir yayına verip, tepkileri bekleyecekmişim...

yani haftada 2 yazıyı geçemicem demektir bu. ama böyle olmaz ki; ben gün olur haftalarca yazamam, gün olur sancısı tutmuş tavuk gibi gıdak da gıdak. ya da sağılmamış inek gibi sütüm damlar durur satırlara...

birlikte bulacağız bir çaresini arkadaşlar.
ben hızlı yazıyorsam, siz de az hızlı okuyun bi zahmet. fazladan okuduklarınızı yazmadığım günlere sayarsınız ödeşiriz.

madem tüketim çağında yaşıyoruz.
3 günde 1 değil, günde 3 öğün: sabah, öğle, akşam tüketin beni..

* -hızlı çevirin sayfalarını, hayat kitabımın


durun durun,
hemen yanlış anlamayın ne hastalara ilaç, ne de yaşı geçmemişlere seks reçetesi veriyorum.
beni seven blogger arkadaşlardan aldığım öğüt böyle...

hızlı servis ediyormuşum yazdıklarımı. pek sitelerde boy endam edemeden, insanlar bir gözucuyla bakamadan yenisi geliyormuş yazdıklarımın. bu işin de bir raconu varmış.
yazılarımı 3 günde bir yayına verip, tepkileri bekleyecekmişim...

yani haftada 2 yazıyı geçemicem demektir bu. ama böyle olmaz ki; ben gün olur haftalarca yazamam, gün olur sancısı tutmuş tavuk gibi gıdak da gıdak. ya da sağılmamış inek gibi sütüm damlar durur satırlara...

birlikte bulacağız bir çaresini arkadaşlar.
ben hızlı yazıyorsam, siz de az hızlı okuyun bi zahmet. fazladan okuduklarınızı yazmadığım günlere sayarsınız ödeşiriz.

madem tüketim çağında yaşıyoruz.
3 günde 1 değil, günde 3 öğün: sabah, öğle, akşam tüketin beni..

* -hızlı çevirin sayfalarını, hayat kitabımın