Birkaç Blog Hikayesi

Buralar eskiden hep dutluktu. Sonra taze çiçeğe konan kelebekler gibi, gelenler bir üşüştüler ki; sorma gitsin.
Tabi her güzel şeyin sonu geldiği gibi, gidenler gitti, kalan sağlarla artık burada başbaşayız. Neler yazmışız, çizmişiz haydi birlikte okuyalım. Bakalım neler varmış...

tio yazar

Bugünkü şansınız :

hayatı paylaşmak

4 yorum:


hay
! senin,

at
benim...

...

bin terkime gidelim...



hay
! senin,

at
benim...

...

bin terkime gidelim...

ülkemin tüm ezik ve abazan bloggerları birleşin

8 yorum:

gün geçmiyor ki güzel birlikteliklerden haberdar olmayalım.
tabi bu birliktelikler "uçan kuşluk", paparazzilik birliktelikler olmayınca pek medyada yer bulamıyor. hangi blogger, hangi bloggerla çıkıyor, kim kiminle chatleşiyor. msn'de kim kime ne dedi pek prim yapmıyor haliyle. çünkü arka sokaklarda daha modern ve düzeyli birliktelikler bulmak mümkün:p

aslında nette karı, kız peşinde değil de ilham perisi arayıp blogumda ne yazsam diyenlere blog dedikodusu köşesi önerebilirim. iyi de iş yapar hani...(denedik fena da olmadı netekim ama arkasını getiremedik)
gelelim benim söz konusu ettiğim birlikteliklere. bir kaç blog yazarının bir araya gelip oluşturdukları ve bir arada daha üretken şeyler sundukları blog sayfalarına. adlarını pek anımsamıyorum ama biliyorsunuz haberiniz var sanırım... iyi yazan güzel yazan bir kaç erkek bir kaç da bayan bloggerla bir dergah çatısı oluşturmak mümkün. hatta erkekler ve kadınlar diye kamplaştıklarını da biliyoruz.

ancak benim gibi gariban bloggerlerin, hit alamayanların, eziklerin, bu aleme yeni dalmışların bi çeşit çevrimiçi eğitim ve kültür bombardımanından nasiplenebilecekleri bir birliktelik modeli yok... o yüzden karar verdim. ben de böyle bir proje üzerinde çalışmaya başladım. ülkemin tüm ezik ve abazan (bay/bayan farketmez) blooggerleri birleşsin istiyorum...

hadi hep birlikte şu sanal alemde biz de varız diyelim. yazdıklarımızla birbirimize destek olalım. sitelerimizin hitini arttırmak için birbirimize sms gönderelim. kendi kendimize yorumlar yazalım. büyüksün abiiii! diyelim. yazamayan kardeşlerimize ücret karşılığı karizmatik blog yazıları döşenelim. lüks arabaları yok, damsız diskolara gidemezler, hergün elbise değiştiremezler, manitaları yok ki ne yazsın bu çocuklar... en azından üç derste manita nasıl tavlanır onu bari öğrensinler de az buçuk bişiler yazsınlar:p

madem artık manitalar burda, madem artık dünya blogların üzerinde dönüyor. (blog muydu lan o?) alemlere akma zamanımız geldi geçiyor...
evet.. bir halk hareketi başlatıyorum....
yürrrrüüüüüüüüüyyüüüüüünnnn.
Allah, Allah, Allah......
-abazan hareket engellenemez...

gün geçmiyor ki güzel birlikteliklerden haberdar olmayalım.
tabi bu birliktelikler "uçan kuşluk", paparazzilik birliktelikler olmayınca pek medyada yer bulamıyor. hangi blogger, hangi bloggerla çıkıyor, kim kiminle chatleşiyor. msn'de kim kime ne dedi pek prim yapmıyor haliyle. çünkü arka sokaklarda daha modern ve düzeyli birliktelikler bulmak mümkün:p

aslında nette karı, kız peşinde değil de ilham perisi arayıp blogumda ne yazsam diyenlere blog dedikodusu köşesi önerebilirim. iyi de iş yapar hani...(denedik fena da olmadı netekim ama arkasını getiremedik)
gelelim benim söz konusu ettiğim birlikteliklere. bir kaç blog yazarının bir araya gelip oluşturdukları ve bir arada daha üretken şeyler sundukları blog sayfalarına. adlarını pek anımsamıyorum ama biliyorsunuz haberiniz var sanırım... iyi yazan güzel yazan bir kaç erkek bir kaç da bayan bloggerla bir dergah çatısı oluşturmak mümkün. hatta erkekler ve kadınlar diye kamplaştıklarını da biliyoruz.

ancak benim gibi gariban bloggerlerin, hit alamayanların, eziklerin, bu aleme yeni dalmışların bi çeşit çevrimiçi eğitim ve kültür bombardımanından nasiplenebilecekleri bir birliktelik modeli yok... o yüzden karar verdim. ben de böyle bir proje üzerinde çalışmaya başladım. ülkemin tüm ezik ve abazan (bay/bayan farketmez) blooggerleri birleşsin istiyorum...

hadi hep birlikte şu sanal alemde biz de varız diyelim. yazdıklarımızla birbirimize destek olalım. sitelerimizin hitini arttırmak için birbirimize sms gönderelim. kendi kendimize yorumlar yazalım. büyüksün abiiii! diyelim. yazamayan kardeşlerimize ücret karşılığı karizmatik blog yazıları döşenelim. lüks arabaları yok, damsız diskolara gidemezler, hergün elbise değiştiremezler, manitaları yok ki ne yazsın bu çocuklar... en azından üç derste manita nasıl tavlanır onu bari öğrensinler de az buçuk bişiler yazsınlar:p

madem artık manitalar burda, madem artık dünya blogların üzerinde dönüyor. (blog muydu lan o?) alemlere akma zamanımız geldi geçiyor...
evet.. bir halk hareketi başlatıyorum....
yürrrrüüüüüüüüüyyüüüüüünnnn.
Allah, Allah, Allah......
-abazan hareket engellenemez...

Baba bize kedi al...

Hiç yorum yok:

Bakıyorum bugünlerde herkeste bir kedi merakı almış gidiyor.
kedi dediğim; kızlarda kendini kedi ile özdeşleştirme merakı:

Sarhoş kedi, ayyaş kedi, damdan atlayan kedi, pis kedi, ayıpçı kedi, gay kedi, köşedeki kedi, kıyıdaki kedi, sokak kedisi, çizmesiz kedi, ünlü kedi, çinli kedi, iyi kedi, kötü kedi, wikipedi, kitap okuyan kedi, kedi kızı kedi...

Hal böyle olunca bende de kedilere karşı bir ilgi, alaka oluştu. Ama üstüne alınmasın kimse, kendini kaptırıp havaya girmesin İbram benle ilgileniyo diye.

Hiçbirinizde gözüm yok...
Ben rahat rahat içine girebilcem, korkmadan üstüne binebilcem bir kedi istiyorum.

Şöyle bişi mesela : ideal kedi

Bakıyorum bugünlerde herkeste bir kedi merakı almış gidiyor.
kedi dediğim; kızlarda kendini kedi ile özdeşleştirme merakı:

Sarhoş kedi, ayyaş kedi, damdan atlayan kedi, pis kedi, ayıpçı kedi, gay kedi, köşedeki kedi, kıyıdaki kedi, sokak kedisi, çizmesiz kedi, ünlü kedi, çinli kedi, iyi kedi, kötü kedi, wikipedi, kitap okuyan kedi, kedi kızı kedi...

Hal böyle olunca bende de kedilere karşı bir ilgi, alaka oluştu. Ama üstüne alınmasın kimse, kendini kaptırıp havaya girmesin İbram benle ilgileniyo diye.

Hiçbirinizde gözüm yok...
Ben rahat rahat içine girebilcem, korkmadan üstüne binebilcem bir kedi istiyorum.

Şöyle bişi mesela : ideal kedi

Piraye yengemiz blogger olsaydı?

Hiç yorum yok:
Piraye yengemiz blogger olsaydı ya da Vera?
Üstad Nazım Hikmet bu kadar kolay "en fazla bir yıl sürer /yirminci asırlarda
ölüm acısı" diyebilir ve daldan dala uçarak,  kadınlarını ölmeden peşpeşe gömebilir miydi acaba?

Tadı enfes bir duygudur aslında. Bir şairin, bir yazarın sizi yazması, duygularına size olan sevdasını katarak kaleme alması çok güzeldir eminim. Bu güne kadar genellikle kadınlar yaşadı bu hazzı ve erkek yazar, şairlerin uçarılığından kırılıp dökülen, şiir okumaya yazı görmeye tövbe edenler de genellikle kadınlar oldu.

Çünkü önce kendileri için yazılan dizelerin ardı arkası kesilip, bir müddet sonra şair, yazar yeniden aşkı yazmaya başladığında "bu bana değil ama kime?" sorusu boğdu onları.  Onlar da sevdikleri adamı boğmaya çalıştılar. Kadınlar bir şairi, yazarı okuyucusu ile bile olsa paylaşmak zorunda kalmanın sıkıntısını çektiler. Erkekler de belki sefasını sürdüler bunun.

Oysa, günümüzde artık kadınlar da yazıyor, üstelik gayet de iyi yazanlar var içlerinde. Çevrelerinde hayranları, peşlerinden koşanları eksik olmuyor. Gerçi bir kadının peşinden koşulması için yazar olması da gerekmiyor ama eskiden bu konuda başı çeken güzellik faktörü de biraz eli kalem tutan ve kendini gizli, saklı sunan kadın yazarlar lehine dönmüş durumda.

Ayrıca günümüzde kimsenin edebiyatçı olması da gerekmiyor. Bir blogunuz varsa az çok okuyanınız, hayranınız olması doğal. Neticede herkes günlüğüne birkaç edebi şey karalıyor. Bunu beğenip okuyan ve yorumlayanlar da çıkıyor. Hal böyle olunca da eskiden çoğunlukla erkeklerin yediği tadı çok güzel olan bu yemeğin, hazmının ne kadar zor olduğunu artık kadınlar kadar, erkekler de anlıyor ve zaman zaman sindirim problemi yaşıyorlar.

Sevdikleri kadınların da onlar dışında bir şeyleri hissedip yazabilme ihtimalleri, onları  bugüne kadar kendilerinin biraz "sanat" biraz da "ego" adına umarsızca yazıp çizdikleri şeyler hakkında düşünmeye sevk ediyor. Kıskançlıkları had safhaya ulaşıyor. Şımarıklıkları ehlileşiyor. Öte yandan kadın bloggerlar da bu tersine dönen ilgiden oldukça memnun gibi görünüyorlar.

Piraye yengemiz blogger olsaydı ya da Vera şiirler döktürseydi Rus delikanlılarına "Ne erkekler tanıdım ama en güzel Nazım şiir yazardı" demiş olsa üstat bunu sindiremezdi sanırım. "Vera, Kapat lan kız blogunu" mu derdi acaba?

Benimkisi bir ironi, bir aforizma sadece ama neticede yıllar öncesine oranla şair, yazar edebiyatçı ya da bloggerler içinde kadın oranı günümüzde bir hayli artmış durumda. Yazdıkları için kıskanılan erkekler kadar, yazdıkları için kıskanılan kadınlar da var. Sizin de sevgiliniz bir gün afilli şeyler yazabilir, birilerinin gönül telini titretebilir. Tıpkı bayan şarkıcı, aktris ve mankenlerin erkek arkadaşları gibi siz de sindirim sisteminizle ilgili bazı sorunlar yaşayabilirsiniz.

Eee beyler, artık biraz kalem oynatırken "kadınlar, kadınlarım" diye yazmaya çekinirsiniz  herhalde değil mi? Hele 7 kocalı Hürmüz yine sinema gişelerini zorlarken.
Piraye yengemiz blogger olsaydı ya da Vera?
Üstad Nazım Hikmet bu kadar kolay "en fazla bir yıl sürer /yirminci asırlarda
ölüm acısı" diyebilir ve daldan dala uçarak,  kadınlarını ölmeden peşpeşe gömebilir miydi acaba?

Tadı enfes bir duygudur aslında. Bir şairin, bir yazarın sizi yazması, duygularına size olan sevdasını katarak kaleme alması çok güzeldir eminim. Bu güne kadar genellikle kadınlar yaşadı bu hazzı ve erkek yazar, şairlerin uçarılığından kırılıp dökülen, şiir okumaya yazı görmeye tövbe edenler de genellikle kadınlar oldu.

Çünkü önce kendileri için yazılan dizelerin ardı arkası kesilip, bir müddet sonra şair, yazar yeniden aşkı yazmaya başladığında "bu bana değil ama kime?" sorusu boğdu onları.  Onlar da sevdikleri adamı boğmaya çalıştılar. Kadınlar bir şairi, yazarı okuyucusu ile bile olsa paylaşmak zorunda kalmanın sıkıntısını çektiler. Erkekler de belki sefasını sürdüler bunun.

Oysa, günümüzde artık kadınlar da yazıyor, üstelik gayet de iyi yazanlar var içlerinde. Çevrelerinde hayranları, peşlerinden koşanları eksik olmuyor. Gerçi bir kadının peşinden koşulması için yazar olması da gerekmiyor ama eskiden bu konuda başı çeken güzellik faktörü de biraz eli kalem tutan ve kendini gizli, saklı sunan kadın yazarlar lehine dönmüş durumda.

Ayrıca günümüzde kimsenin edebiyatçı olması da gerekmiyor. Bir blogunuz varsa az çok okuyanınız, hayranınız olması doğal. Neticede herkes günlüğüne birkaç edebi şey karalıyor. Bunu beğenip okuyan ve yorumlayanlar da çıkıyor. Hal böyle olunca da eskiden çoğunlukla erkeklerin yediği tadı çok güzel olan bu yemeğin, hazmının ne kadar zor olduğunu artık kadınlar kadar, erkekler de anlıyor ve zaman zaman sindirim problemi yaşıyorlar.

Sevdikleri kadınların da onlar dışında bir şeyleri hissedip yazabilme ihtimalleri, onları  bugüne kadar kendilerinin biraz "sanat" biraz da "ego" adına umarsızca yazıp çizdikleri şeyler hakkında düşünmeye sevk ediyor. Kıskançlıkları had safhaya ulaşıyor. Şımarıklıkları ehlileşiyor. Öte yandan kadın bloggerlar da bu tersine dönen ilgiden oldukça memnun gibi görünüyorlar.

Piraye yengemiz blogger olsaydı ya da Vera şiirler döktürseydi Rus delikanlılarına "Ne erkekler tanıdım ama en güzel Nazım şiir yazardı" demiş olsa üstat bunu sindiremezdi sanırım. "Vera, Kapat lan kız blogunu" mu derdi acaba?

Benimkisi bir ironi, bir aforizma sadece ama neticede yıllar öncesine oranla şair, yazar edebiyatçı ya da bloggerler içinde kadın oranı günümüzde bir hayli artmış durumda. Yazdıkları için kıskanılan erkekler kadar, yazdıkları için kıskanılan kadınlar da var. Sizin de sevgiliniz bir gün afilli şeyler yazabilir, birilerinin gönül telini titretebilir. Tıpkı bayan şarkıcı, aktris ve mankenlerin erkek arkadaşları gibi siz de sindirim sisteminizle ilgili bazı sorunlar yaşayabilirsiniz.

Eee beyler, artık biraz kalem oynatırken "kadınlar, kadınlarım" diye yazmaya çekinirsiniz  herhalde değil mi? Hele 7 kocalı Hürmüz yine sinema gişelerini zorlarken.