ağır abla
Biraz gazetecilik deneyimi var. Okumayı ve okunmayı sever. Mütevazidir. Varlıkla yokluk arasında yorulmuş bir adam...
Evet, Narsistim de, bundan sana ne oluyor peki?
Biraz gazetecilik deneyimi var. Okumayı ve okunmayı sever. Mütevazidir. Varlıkla yokluk arasında yorulmuş bir adam...
kız ruhuna kendini eX kiten kro sevgilisini giyinip önüne gelene küfreder,
sahne 3 perde 2 oğlan süslenir püslenir pcsini açar
İnsan yaratıldı...
Örtünme ihtiyacı hissetti ve asma yaprağından medet umdu. Öykü böyle başladı derler. Sonra giyinmeye başladı. Yaptığı birçok şeyin dışında moda sektörü de o günlerde mi gelişti bilinmez. Beğeni, üstüne giyileni yakıştırma ve özentinin hikâyesi de başlamış oldu böylece.
Aslında topluluk kültürü oluştuktan sonra insanlarda bir takım birleşmeler ve ayrışmalar olduğu gibi beğeni ve özenti standartları da oluştu diye düşünüyorum. Tabi bu işte soyluların, krallar ve kraliçelerin önemi büyük... Suya vuran insan aksi ve ayna'nın icadı büyük bir gelişme sektör açısından. Kadın kendini erkeğin ya da başka kadınların gözleri dışında tanımladı ilk kez. Suya vuran aksini görmek için dere kenarına gitmektense, her zaman karşısında duran bir öteki benle konuşmaya başladı.
—"Ayna ayna söyle bu akşam ne giyeyim balo'da" sözü o zamandan kalmadır.
Fazla ciğer, dalak yedikleri bir gün erkeğin beğenisini keşfedip kanlı canlı dudaklara sahip olmak için ruj’u keşfetmişlerdir diye düşünüyorum. Yolculuğun bundan sonrası ve giyinme ve soyunma kültürü apayrı bir yazı konusu...
Ancak üstüyle başıyla oynayan insanın kendi ruhuyla ne zaman oynamaya başladığı pek bilinmiyor tarafımca. Şeytan oyuna girdikten sonra mı? Zaten oyundaydı da forvet oynamaya başladıktan sonra mı bu kadar insan bedenini bırakıp ruhu ile oynamaya başladı bilinmez. Tarihteki ilk deli kimdi ve kimler o deliye özendi yine bilmiyorum. Çin imparatoru ve delilik yağmurları öyküsünü bildiğinizi varsayarak oraya da gönderme yapmıyorum ama merak ediyorum insan ne zaman kendi ruhuyla ve diğer ruhlarla dans etmeye başladı?
İnternet'in icadı ile başlayan süreç ise apayrı bir milat oldu. İnternet kafede yanımda oturan minik delikanlının "Abi kimse benimle konuşmuyor lütfen bana bir kız nicki alır mısın?" dediğini anımsıyorum. Demek ki insanlar iletişime bu kadar açmış veya bu kadar yalnız.
İletişimin büyüsünün ardından ruhumuza giydirdiğimiz elbiseler de çoğalmaya başladı. Şimdilerde çift kimlikli dediğimiz insanlar gayet normal insan statüsünde. Artık hepimiz Yeşilçam aktörleri, aktristleri gibi rol kesiyoruz. İnternet ünlülerimiz var. Poposu yerinden zor kalkan kızlarımız afeti devran. Saçı sakalı, kaportası dağılmış ben gibi ihtiyarlar Clark Gable ya da Brad Pitt takılıyor...
Yani insanoğlu olarak eşref-i mahlûkat olarak başladığımız yolculuğa eşşek-i mahlûkat olarak devam ediyoruz. Farklı Nickler farklı kimliklerimiz oluyor. Bir nickimizle ağır abi, diğeriyle çılgın kız olarak aynı mekânda Ff'liyenlerimiz var belki de.
İnternet sayesinde saç, sakal, türban, örtü, bikini sorunlarımızı da çözdük. Hatta kadın, erkek kim kimdir o kaygımız bile yok artık. Çünkü ruhlar dilediğince giyinik, dilediğince çıplak ve unisex. Hepimiz hissettiğimiz yaşta ve beğendiğimiz ya da ruhumuzun yansıtmak isteği kimlikteyiz artık.
İki değil ikiyüz yüzlüyüz artık. Zengin kız, fakir oğlan derdi yok. Çirkin kızlar da, çıtır delikanlılarla sohbette, muhabbette. Kültür, sınıf, yaş farkı da ortadan kalktı. Seçici olmanın kriteri sadece karşındaki ruhu okumaya ve okşamaya çalışmak belki de. Hoş bazılarımız hala anasının nikâhına kadar karşısındakini bilmek istemekte. İki sohbetten sonra telefona, kameraya sarılmakta ama çoğunluğun kimle değil biriyle konuşma ihtiyacı için burada olduğu ve büyük bir toplumsal yalnızlaşmaya sürüklendiğimiz gerçeği de apaçık ortada duruyor.
Naylon kızları, naylon erkekleri çoktan geçtik. Şimdi rağbet bedenî değil, ruhi esneklikte.
Binmişiz bir alamete gidiyoruz kıyamete...
İnsan yaratıldı...
Örtünme ihtiyacı hissetti ve asma yaprağından medet umdu. Öykü böyle başladı derler. Sonra giyinmeye başladı. Yaptığı birçok şeyin dışında moda sektörü de o günlerde mi gelişti bilinmez. Beğeni, üstüne giyileni yakıştırma ve özentinin hikâyesi de başlamış oldu böylece.
Aslında topluluk kültürü oluştuktan sonra insanlarda bir takım birleşmeler ve ayrışmalar olduğu gibi beğeni ve özenti standartları da oluştu diye düşünüyorum. Tabi bu işte soyluların, krallar ve kraliçelerin önemi büyük... Suya vuran insan aksi ve ayna'nın icadı büyük bir gelişme sektör açısından. Kadın kendini erkeğin ya da başka kadınların gözleri dışında tanımladı ilk kez. Suya vuran aksini görmek için dere kenarına gitmektense, her zaman karşısında duran bir öteki benle konuşmaya başladı.
—"Ayna ayna söyle bu akşam ne giyeyim balo'da" sözü o zamandan kalmadır.
Fazla ciğer, dalak yedikleri bir gün erkeğin beğenisini keşfedip kanlı canlı dudaklara sahip olmak için ruj’u keşfetmişlerdir diye düşünüyorum. Yolculuğun bundan sonrası ve giyinme ve soyunma kültürü apayrı bir yazı konusu...
Ancak üstüyle başıyla oynayan insanın kendi ruhuyla ne zaman oynamaya başladığı pek bilinmiyor tarafımca. Şeytan oyuna girdikten sonra mı? Zaten oyundaydı da forvet oynamaya başladıktan sonra mı bu kadar insan bedenini bırakıp ruhu ile oynamaya başladı bilinmez. Tarihteki ilk deli kimdi ve kimler o deliye özendi yine bilmiyorum. Çin imparatoru ve delilik yağmurları öyküsünü bildiğinizi varsayarak oraya da gönderme yapmıyorum ama merak ediyorum insan ne zaman kendi ruhuyla ve diğer ruhlarla dans etmeye başladı?
İnternet'in icadı ile başlayan süreç ise apayrı bir milat oldu. İnternet kafede yanımda oturan minik delikanlının "Abi kimse benimle konuşmuyor lütfen bana bir kız nicki alır mısın?" dediğini anımsıyorum. Demek ki insanlar iletişime bu kadar açmış veya bu kadar yalnız.
İletişimin büyüsünün ardından ruhumuza giydirdiğimiz elbiseler de çoğalmaya başladı. Şimdilerde çift kimlikli dediğimiz insanlar gayet normal insan statüsünde. Artık hepimiz Yeşilçam aktörleri, aktristleri gibi rol kesiyoruz. İnternet ünlülerimiz var. Poposu yerinden zor kalkan kızlarımız afeti devran. Saçı sakalı, kaportası dağılmış ben gibi ihtiyarlar Clark Gable ya da Brad Pitt takılıyor...
Yani insanoğlu olarak eşref-i mahlûkat olarak başladığımız yolculuğa eşşek-i mahlûkat olarak devam ediyoruz. Farklı Nickler farklı kimliklerimiz oluyor. Bir nickimizle ağır abi, diğeriyle çılgın kız olarak aynı mekânda Ff'liyenlerimiz var belki de.
İnternet sayesinde saç, sakal, türban, örtü, bikini sorunlarımızı da çözdük. Hatta kadın, erkek kim kimdir o kaygımız bile yok artık. Çünkü ruhlar dilediğince giyinik, dilediğince çıplak ve unisex. Hepimiz hissettiğimiz yaşta ve beğendiğimiz ya da ruhumuzun yansıtmak isteği kimlikteyiz artık.
İki değil ikiyüz yüzlüyüz artık. Zengin kız, fakir oğlan derdi yok. Çirkin kızlar da, çıtır delikanlılarla sohbette, muhabbette. Kültür, sınıf, yaş farkı da ortadan kalktı. Seçici olmanın kriteri sadece karşındaki ruhu okumaya ve okşamaya çalışmak belki de. Hoş bazılarımız hala anasının nikâhına kadar karşısındakini bilmek istemekte. İki sohbetten sonra telefona, kameraya sarılmakta ama çoğunluğun kimle değil biriyle konuşma ihtiyacı için burada olduğu ve büyük bir toplumsal yalnızlaşmaya sürüklendiğimiz gerçeği de apaçık ortada duruyor.
Naylon kızları, naylon erkekleri çoktan geçtik. Şimdi rağbet bedenî değil, ruhi esneklikte.
Binmişiz bir alamete gidiyoruz kıyamete...
Biraz gazetecilik deneyimi var. Okumayı ve okunmayı sever. Mütevazidir. Varlıkla yokluk arasında yorulmuş bir adam...
İbram abiniz aslında Ayşe teyzeniz olabilir
İnsan yaratıldı...
Örtünme ihtiyacı hissetti ve asma yaprağından medet umdu. Öykü böyle başladı derler. Sonra giyinmeye başladı. Yaptığı birçok şeyin dışında moda sektörü de o günlerde mi gelişti bilinmez. Beğeni, üstüne giyileni yakıştırma ve özentinin hikâyesi de başlamış oldu böylece.
Aslında topluluk kültürü oluştuktan sonra insanlarda bir takım birleşmeler ve ayrışmalar olduğu gibi beğeni ve özenti standartları da oluştu diye düşünüyorum. Tabi bu işte soyluların, krallar ve kraliçelerin önemi büyük... Suya vuran insan aksi ve ayna'nın icadı büyük bir gelişme sektör açısından. Kadın kendini erkeğin ya da başka kadınların gözleri dışında tanımladı ilk kez. Suya vuran aksini görmek için dere kenarına gitmektense, her zaman karşısında duran bir öteki benle konuşmaya başladı.
—"Ayna ayna söyle bu akşam ne giyeyim balo'da" sözü o zamandan kalmadır.
Fazla ciğer, dalak yedikleri bir gün erkeğin beğenisini keşfedip kanlı canlı dudaklara sahip olmak için ruj’u keşfetmişlerdir diye düşünüyorum. Yolculuğun bundan sonrası ve giyinme ve soyunma kültürü apayrı bir yazı konusu...
Ancak üstüyle başıyla oynayan insanın kendi ruhuyla ne zaman oynamaya başladığı pek bilinmiyor tarafımca. Şeytan oyuna girdikten sonra mı? Zaten oyundaydı da forvet oynamaya başladıktan sonra mı bu kadar insan bedenini bırakıp ruhu ile oynamaya başladı bilinmez. Tarihteki ilk deli kimdi ve kimler o deliye özendi yine bilmiyorum. Çin imparatoru ve delilik yağmurları öyküsünü bildiğinizi varsayarak oraya da gönderme yapmıyorum ama merak ediyorum insan ne zaman kendi ruhuyla ve diğer ruhlarla dans etmeye başladı?
İnternet'in icadı ile başlayan süreç ise apayrı bir milat oldu. İnternet kafede yanımda oturan minik delikanlının "Abi kimse benimle konuşmuyor lütfen bana bir kız nicki alır mısın?" dediğini anımsıyorum. Demek ki insanlar iletişime bu kadar açmış veya bu kadar yalnız.
İletişimin büyüsünün ardından ruhumuza giydirdiğimiz elbiseler de çoğalmaya başladı. Şimdilerde çift kimlikli dediğimiz insanlar gayet normal insan statüsünde. Artık hepimiz Yeşilçam aktörleri, aktristleri gibi rol kesiyoruz. İnternet ünlülerimiz var. Poposu yerinden zor kalkan kızlarımız afeti devran. Saçı sakalı, kaportası dağılmış ben gibi ihtiyarlar Clark Gable ya da Brad Pitt takılıyor...
Yani insanoğlu olarak eşref-i mahlûkat olarak başladığımız yolculuğa eşşek-i mahlûkat olarak devam ediyoruz. Farklı Nickler farklı kimliklerimiz oluyor. Bir nickimizle ağır abi, diğeriyle çılgın kız olarak aynı mekânda Ff'liyenlerimiz var belki de.
İnternet sayesinde saç, sakal, türban, örtü, bikini sorunlarımızı da çözdük. Hatta kadın, erkek kim kimdir o kaygımız bile yok artık. Çünkü ruhlar dilediğince giyinik, dilediğince çıplak ve unisex. Hepimiz hissettiğimiz yaşta ve beğendiğimiz ya da ruhumuzun yansıtmak isteği kimlikteyiz artık.
İki değil ikiyüz yüzlüyüz artık. Zengin kız, fakir oğlan derdi yok. Çirkin kızlar da, çıtır delikanlılarla sohbette, muhabbette. Kültür, sınıf, yaş farkı da ortadan kalktı. Seçici olmanın kriteri sadece karşındaki ruhu okumaya ve okşamaya çalışmak belki de. Hoş bazılarımız hala anasının nikâhına kadar karşısındakini bilmek istemekte. İki sohbetten sonra telefona, kameraya sarılmakta ama çoğunluğun kimle değil biriyle konuşma ihtiyacı için burada olduğu ve büyük bir toplumsal yalnızlaşmaya sürüklendiğimiz gerçeği de apaçık ortada duruyor.
Naylon kızları, naylon erkekleri çoktan geçtik. Şimdi rağbet bedenî değil, ruhi esneklikte.
Binmişiz bir alamete gidiyoruz kıyamete...
İnsan yaratıldı...
Örtünme ihtiyacı hissetti ve asma yaprağından medet umdu. Öykü böyle başladı derler. Sonra giyinmeye başladı. Yaptığı birçok şeyin dışında moda sektörü de o günlerde mi gelişti bilinmez. Beğeni, üstüne giyileni yakıştırma ve özentinin hikâyesi de başlamış oldu böylece.
Aslında topluluk kültürü oluştuktan sonra insanlarda bir takım birleşmeler ve ayrışmalar olduğu gibi beğeni ve özenti standartları da oluştu diye düşünüyorum. Tabi bu işte soyluların, krallar ve kraliçelerin önemi büyük... Suya vuran insan aksi ve ayna'nın icadı büyük bir gelişme sektör açısından. Kadın kendini erkeğin ya da başka kadınların gözleri dışında tanımladı ilk kez. Suya vuran aksini görmek için dere kenarına gitmektense, her zaman karşısında duran bir öteki benle konuşmaya başladı.
—"Ayna ayna söyle bu akşam ne giyeyim balo'da" sözü o zamandan kalmadır.
Fazla ciğer, dalak yedikleri bir gün erkeğin beğenisini keşfedip kanlı canlı dudaklara sahip olmak için ruj’u keşfetmişlerdir diye düşünüyorum. Yolculuğun bundan sonrası ve giyinme ve soyunma kültürü apayrı bir yazı konusu...
Ancak üstüyle başıyla oynayan insanın kendi ruhuyla ne zaman oynamaya başladığı pek bilinmiyor tarafımca. Şeytan oyuna girdikten sonra mı? Zaten oyundaydı da forvet oynamaya başladıktan sonra mı bu kadar insan bedenini bırakıp ruhu ile oynamaya başladı bilinmez. Tarihteki ilk deli kimdi ve kimler o deliye özendi yine bilmiyorum. Çin imparatoru ve delilik yağmurları öyküsünü bildiğinizi varsayarak oraya da gönderme yapmıyorum ama merak ediyorum insan ne zaman kendi ruhuyla ve diğer ruhlarla dans etmeye başladı?
İnternet'in icadı ile başlayan süreç ise apayrı bir milat oldu. İnternet kafede yanımda oturan minik delikanlının "Abi kimse benimle konuşmuyor lütfen bana bir kız nicki alır mısın?" dediğini anımsıyorum. Demek ki insanlar iletişime bu kadar açmış veya bu kadar yalnız.
İletişimin büyüsünün ardından ruhumuza giydirdiğimiz elbiseler de çoğalmaya başladı. Şimdilerde çift kimlikli dediğimiz insanlar gayet normal insan statüsünde. Artık hepimiz Yeşilçam aktörleri, aktristleri gibi rol kesiyoruz. İnternet ünlülerimiz var. Poposu yerinden zor kalkan kızlarımız afeti devran. Saçı sakalı, kaportası dağılmış ben gibi ihtiyarlar Clark Gable ya da Brad Pitt takılıyor...
Yani insanoğlu olarak eşref-i mahlûkat olarak başladığımız yolculuğa eşşek-i mahlûkat olarak devam ediyoruz. Farklı Nickler farklı kimliklerimiz oluyor. Bir nickimizle ağır abi, diğeriyle çılgın kız olarak aynı mekânda Ff'liyenlerimiz var belki de.
İnternet sayesinde saç, sakal, türban, örtü, bikini sorunlarımızı da çözdük. Hatta kadın, erkek kim kimdir o kaygımız bile yok artık. Çünkü ruhlar dilediğince giyinik, dilediğince çıplak ve unisex. Hepimiz hissettiğimiz yaşta ve beğendiğimiz ya da ruhumuzun yansıtmak isteği kimlikteyiz artık.
İki değil ikiyüz yüzlüyüz artık. Zengin kız, fakir oğlan derdi yok. Çirkin kızlar da, çıtır delikanlılarla sohbette, muhabbette. Kültür, sınıf, yaş farkı da ortadan kalktı. Seçici olmanın kriteri sadece karşındaki ruhu okumaya ve okşamaya çalışmak belki de. Hoş bazılarımız hala anasının nikâhına kadar karşısındakini bilmek istemekte. İki sohbetten sonra telefona, kameraya sarılmakta ama çoğunluğun kimle değil biriyle konuşma ihtiyacı için burada olduğu ve büyük bir toplumsal yalnızlaşmaya sürüklendiğimiz gerçeği de apaçık ortada duruyor.
Naylon kızları, naylon erkekleri çoktan geçtik. Şimdi rağbet bedenî değil, ruhi esneklikte.
Binmişiz bir alamete gidiyoruz kıyamete...
Yazar
The İbrahim Ortaç (e.b)
:
5.1.10
Hiç yorum yok:
Etiketler
kız ruhuna kendini eX kiten kro sevgilisini giyinip önüne gelene küfreder,
sahne 3 perde 2 oğlan süslenir püslenir pcsini açar
Biraz gazetecilik deneyimi var. Okumayı ve okunmayı sever. Mütevazidir. Varlıkla yokluk arasında yorulmuş bir adam...
fotoğraftaki ben değilim konu mankeni,
hamama giden terler,
ibramın ateşle imtihanı,
tenimin sıcak suyla haşlanışı

Sıcak su...
Güzel oluyor şahsen şu yaz gününde bile. İnsanı yumuşatıyor. Keseyi bastıkça kirleri daha bir kolay çıkıyor insan bedeninin. Ruhu? Daha onu keselemedik. Zaten o biraz zor ama çıkmayan canda umut vardır derler. Ümidvarız...
Hamama gittik gitmesine de, pişmanlığım yoktur. Güzel yer neme lazım. Deniz de o kadar uzağında değil. .....Termal Resort diyorlar namına. Yani yıldızlı turistik tesislerden bir eksiği yok. Bir elin yağda bir elin balda. Tek sorun hava sıcak, su sıcak. Gerçi sen soğuk aradın da bulamadın mı? Var tabi...
SPA’sı da güzel. Müşterileri de. Ben dedecik beni evvel zaman hamamlarına götürecek sanıyordum hakkını yemişim. Memnunum cidden. Hesap her şey dahil ödendiği için de bir sıkıntım yok. Ayrıca interneti de var. Biraz kazık tarife ama hiç yoktan iyidir. Demek ki az ve öz bağlanıcaz. Laptopum yanımda olduğu için yazılarımı yazar bir kaç dakikada postalarım neticede.
Yerleşip, sıcak suyla jakuzide ilk tanışma sonrasında yedim, içtim bir güzel tıkındım ve bilgisayarımın başına geçtim.(hamam fantezisi bekleyenler boşuna bekler benden söylemesi). Maillerimi Outlook’uma indirip offline okumaya başladım.
Bir yandan da şöyle bir klasörlere ve mail gönderenlere göz gezdirdim. Madem tatile çıktık bir sonbahar temizliği yapılmalı değil mi?
Bakalım kimlerden mail gelmiş?

Sıcak su...
Güzel oluyor şahsen şu yaz gününde bile. İnsanı yumuşatıyor. Keseyi bastıkça kirleri daha bir kolay çıkıyor insan bedeninin. Ruhu? Daha onu keselemedik. Zaten o biraz zor ama çıkmayan canda umut vardır derler. Ümidvarız...
Hamama gittik gitmesine de, pişmanlığım yoktur. Güzel yer neme lazım. Deniz de o kadar uzağında değil. .....Termal Resort diyorlar namına. Yani yıldızlı turistik tesislerden bir eksiği yok. Bir elin yağda bir elin balda. Tek sorun hava sıcak, su sıcak. Gerçi sen soğuk aradın da bulamadın mı? Var tabi...
SPA’sı da güzel. Müşterileri de. Ben dedecik beni evvel zaman hamamlarına götürecek sanıyordum hakkını yemişim. Memnunum cidden. Hesap her şey dahil ödendiği için de bir sıkıntım yok. Ayrıca interneti de var. Biraz kazık tarife ama hiç yoktan iyidir. Demek ki az ve öz bağlanıcaz. Laptopum yanımda olduğu için yazılarımı yazar bir kaç dakikada postalarım neticede.
Yerleşip, sıcak suyla jakuzide ilk tanışma sonrasında yedim, içtim bir güzel tıkındım ve bilgisayarımın başına geçtim.(hamam fantezisi bekleyenler boşuna bekler benden söylemesi). Maillerimi Outlook’uma indirip offline okumaya başladım.
Bir yandan da şöyle bir klasörlere ve mail gönderenlere göz gezdirdim. Madem tatile çıktık bir sonbahar temizliği yapılmalı değil mi?
Bakalım kimlerden mail gelmiş?
Biraz gazetecilik deneyimi var. Okumayı ve okunmayı sever. Mütevazidir. Varlıkla yokluk arasında yorulmuş bir adam...
Hamama giren terlermiş

Sıcak su...
Güzel oluyor şahsen şu yaz gününde bile. İnsanı yumuşatıyor. Keseyi bastıkça kirleri daha bir kolay çıkıyor insan bedeninin. Ruhu? Daha onu keselemedik. Zaten o biraz zor ama çıkmayan canda umut vardır derler. Ümidvarız...
Hamama gittik gitmesine de, pişmanlığım yoktur. Güzel yer neme lazım. Deniz de o kadar uzağında değil. .....Termal Resort diyorlar namına. Yani yıldızlı turistik tesislerden bir eksiği yok. Bir elin yağda bir elin balda. Tek sorun hava sıcak, su sıcak. Gerçi sen soğuk aradın da bulamadın mı? Var tabi...
SPA’sı da güzel. Müşterileri de. Ben dedecik beni evvel zaman hamamlarına götürecek sanıyordum hakkını yemişim. Memnunum cidden. Hesap her şey dahil ödendiği için de bir sıkıntım yok. Ayrıca interneti de var. Biraz kazık tarife ama hiç yoktan iyidir. Demek ki az ve öz bağlanıcaz. Laptopum yanımda olduğu için yazılarımı yazar bir kaç dakikada postalarım neticede.
Yerleşip, sıcak suyla jakuzide ilk tanışma sonrasında yedim, içtim bir güzel tıkındım ve bilgisayarımın başına geçtim.(hamam fantezisi bekleyenler boşuna bekler benden söylemesi). Maillerimi Outlook’uma indirip offline okumaya başladım.
Bir yandan da şöyle bir klasörlere ve mail gönderenlere göz gezdirdim. Madem tatile çıktık bir sonbahar temizliği yapılmalı değil mi?
Bakalım kimlerden mail gelmiş?

Sıcak su...
Güzel oluyor şahsen şu yaz gününde bile. İnsanı yumuşatıyor. Keseyi bastıkça kirleri daha bir kolay çıkıyor insan bedeninin. Ruhu? Daha onu keselemedik. Zaten o biraz zor ama çıkmayan canda umut vardır derler. Ümidvarız...
Hamama gittik gitmesine de, pişmanlığım yoktur. Güzel yer neme lazım. Deniz de o kadar uzağında değil. .....Termal Resort diyorlar namına. Yani yıldızlı turistik tesislerden bir eksiği yok. Bir elin yağda bir elin balda. Tek sorun hava sıcak, su sıcak. Gerçi sen soğuk aradın da bulamadın mı? Var tabi...
SPA’sı da güzel. Müşterileri de. Ben dedecik beni evvel zaman hamamlarına götürecek sanıyordum hakkını yemişim. Memnunum cidden. Hesap her şey dahil ödendiği için de bir sıkıntım yok. Ayrıca interneti de var. Biraz kazık tarife ama hiç yoktan iyidir. Demek ki az ve öz bağlanıcaz. Laptopum yanımda olduğu için yazılarımı yazar bir kaç dakikada postalarım neticede.
Yerleşip, sıcak suyla jakuzide ilk tanışma sonrasında yedim, içtim bir güzel tıkındım ve bilgisayarımın başına geçtim.(hamam fantezisi bekleyenler boşuna bekler benden söylemesi). Maillerimi Outlook’uma indirip offline okumaya başladım.
Bir yandan da şöyle bir klasörlere ve mail gönderenlere göz gezdirdim. Madem tatile çıktık bir sonbahar temizliği yapılmalı değil mi?
Bakalım kimlerden mail gelmiş?

Yazar
The İbrahim Ortaç (e.b)
:
4.1.10
Hiç yorum yok:
Etiketler
fotoğraftaki ben değilim konu mankeni,
hamama giden terler,
ibramın ateşle imtihanı,
tenimin sıcak suyla haşlanışı
Biraz gazetecilik deneyimi var. Okumayı ve okunmayı sever. Mütevazidir. Varlıkla yokluk arasında yorulmuş bir adam...
Ak sakallı dede ile tası tarağı toplayamayan adam.

Hayrolsun, dün gece rüyamda aksakallı bir dede gördüm.
-"Oğlum İbram fazla havalandın çocuğum ama hep irtifa kaybettin sen biraz da irtifa kaydet" dedi.
Ben de dedim ki:
-"Dede karizma yapıyorum, hayranlarım fanlarım var yakında radyoda djliğe de başlıcam. kitabım çıkıcak" falan derken dedecik lafımı balla kesti.
"-Yavrum kitabın zaten yazılıyo sen yorma bu kadar kendini. hayatın roman oluyo farkında değilsin ama vakti gelince okuyacaksın. Sen biraz dinlen çocuğum tatile çık" dedi.
-"Olur mu dedecik hayatımın ev verimli çağında" felam diyecek oldum.
-"Bak ibram bu kıyağımı da unutma sana hamamda yer ayırttım. Termal resort hadi bakim tatile bir kaç hafta gözüm görmesin seni" dedi.
Baktım biletler beleş, pabuç da pahalı. "Yaw dedecik ne iş, hamam mamam bu sıcakta şöyle Maldiw ya da Şelşew adaları yok muydu?" dedim bir bilet daha uzattı: "Ahiret airlines"
-"Yok dedecim o biletler sende kalsın. Tamam mesaj alındı, ben bi gidip güzelce keselenip, arınıp yunayım ama az müsade et ortalığı toparlıyayım" dedim.
-"Sen zahmet etme çocuğum, ölüme gitmiyon ki, öyle bir durumda dahi arkanı toplarlar, öleni gömerler merak etme" dedi...
Yani tası tarağı buralarda bırakıp, dede zoruyla termal bir yolculuğa çıkıyorum aziz okuyucu. Arada bir yazdıklarımla idare edin. Bu termal yolculuk nası bişiydir bilmiyorum. Astral yolculuk yapıp Nirvana'ya eriliyo ama Termal yolculuk'ta hamamın neresine erebiliyoruz bilmem...
-"Yapma dede, etme dede" dedim. Nasıl aksakallı dedemden kurtulurum diye ama
-"Ulan dua et işte kart zampara sanıyo millet seni sen adam olcan".
-"Dedecim, benim de niyetim bozuk olmasa öyle sanmazlar, biz buralarda buna karizma diyoruz" dedim ama dinlemedi.
-"Lan karizmasını yediğimin veledi, şimdiye kadar kaç kızla fink attın say bakim" dedi..
Ana okuluna yeni başlamış çocuklar gibi bir elimle diğer eliminin parmaklarını tutup saymaya başladım.
-"5-10 yüz"dedim yemedi. "isim isim say"dedi. "Hale, jale, bütün mahalle" diye başladım. Dedecik onu da yemedi.
-"Yavrum senin diline vuran eline, beline vurmadan bu işi çözmek lazım" dedi.
-"Aa! dur dede, bak hatırladım. ben ilkokulda bi kızdan makas aldıydım" dedim.
-"A salak oğlum millet ne makaslar .. töbe töbe" dedi. "bak elimdeki adam edilecek eşek herifler listinde Tap10 a girmişsin işte, sevildiğini bil"dedi..
Aksakallı dedeme dedim ki:
-"Hadi gidelim ben yaslı gider, tez gelir, kısa zamanda bir de antalya, bodrum yaparım" di mi?
Dedem elindeki Şeb-i aruz davetiyelerini gösterdi:
-"Hadi sen bi git gel hayırlısıyla ak pak ol, sonra ver elini Konya" dedi. "Ardından Urfa balıklı göl, Hacı bektaş. Yarım hacı bile oluruz len hacı" dedi sırtıma vururken. "Sonra gülyağı tesbih takke işine de girer, belki senle ortak oluruz" diye ekledi.
Anlaşılan o ki dedemin elinden kurtulmam biraz zor. Bir müddet içerik tatilindeyim sevgili okuyucularım. Kendimi yıllık bakıma alıyorum ama gözüm üzerinizde, söz arada size de bakarım...

Hayrolsun, dün gece rüyamda aksakallı bir dede gördüm.
-"Oğlum İbram fazla havalandın çocuğum ama hep irtifa kaybettin sen biraz da irtifa kaydet" dedi.
Ben de dedim ki:
-"Dede karizma yapıyorum, hayranlarım fanlarım var yakında radyoda djliğe de başlıcam. kitabım çıkıcak" falan derken dedecik lafımı balla kesti.
"-Yavrum kitabın zaten yazılıyo sen yorma bu kadar kendini. hayatın roman oluyo farkında değilsin ama vakti gelince okuyacaksın. Sen biraz dinlen çocuğum tatile çık" dedi.
-"Olur mu dedecik hayatımın ev verimli çağında" felam diyecek oldum.
-"Bak ibram bu kıyağımı da unutma sana hamamda yer ayırttım. Termal resort hadi bakim tatile bir kaç hafta gözüm görmesin seni" dedi.
Baktım biletler beleş, pabuç da pahalı. "Yaw dedecik ne iş, hamam mamam bu sıcakta şöyle Maldiw ya da Şelşew adaları yok muydu?" dedim bir bilet daha uzattı: "Ahiret airlines"
-"Yok dedecim o biletler sende kalsın. Tamam mesaj alındı, ben bi gidip güzelce keselenip, arınıp yunayım ama az müsade et ortalığı toparlıyayım" dedim.
-"Sen zahmet etme çocuğum, ölüme gitmiyon ki, öyle bir durumda dahi arkanı toplarlar, öleni gömerler merak etme" dedi...
Yani tası tarağı buralarda bırakıp, dede zoruyla termal bir yolculuğa çıkıyorum aziz okuyucu. Arada bir yazdıklarımla idare edin. Bu termal yolculuk nası bişiydir bilmiyorum. Astral yolculuk yapıp Nirvana'ya eriliyo ama Termal yolculuk'ta hamamın neresine erebiliyoruz bilmem...
-"Yapma dede, etme dede" dedim. Nasıl aksakallı dedemden kurtulurum diye ama
-"Ulan dua et işte kart zampara sanıyo millet seni sen adam olcan".
-"Dedecim, benim de niyetim bozuk olmasa öyle sanmazlar, biz buralarda buna karizma diyoruz" dedim ama dinlemedi.
-"Lan karizmasını yediğimin veledi, şimdiye kadar kaç kızla fink attın say bakim" dedi..
Ana okuluna yeni başlamış çocuklar gibi bir elimle diğer eliminin parmaklarını tutup saymaya başladım.
-"5-10 yüz"dedim yemedi. "isim isim say"dedi. "Hale, jale, bütün mahalle" diye başladım. Dedecik onu da yemedi.
-"Yavrum senin diline vuran eline, beline vurmadan bu işi çözmek lazım" dedi.
-"Aa! dur dede, bak hatırladım. ben ilkokulda bi kızdan makas aldıydım" dedim.
-"A salak oğlum millet ne makaslar .. töbe töbe" dedi. "bak elimdeki adam edilecek eşek herifler listinde Tap10 a girmişsin işte, sevildiğini bil"dedi..
Aksakallı dedeme dedim ki:
-"Hadi gidelim ben yaslı gider, tez gelir, kısa zamanda bir de antalya, bodrum yaparım" di mi?
Dedem elindeki Şeb-i aruz davetiyelerini gösterdi:
-"Hadi sen bi git gel hayırlısıyla ak pak ol, sonra ver elini Konya" dedi. "Ardından Urfa balıklı göl, Hacı bektaş. Yarım hacı bile oluruz len hacı" dedi sırtıma vururken. "Sonra gülyağı tesbih takke işine de girer, belki senle ortak oluruz" diye ekledi.
Anlaşılan o ki dedemin elinden kurtulmam biraz zor. Bir müddet içerik tatilindeyim sevgili okuyucularım. Kendimi yıllık bakıma alıyorum ama gözüm üzerinizde, söz arada size de bakarım...
Biraz gazetecilik deneyimi var. Okumayı ve okunmayı sever. Mütevazidir. Varlıkla yokluk arasında yorulmuş bir adam...
Ak Sakallı Dede ile Tası Tarağı Toplayamayan Adam

Hayrolsun, dün gece rüyamda aksakallı bir dede gördüm.
-"Oğlum İbram fazla havalandın çocuğum ama hep irtifa kaybettin sen biraz da irtifa kaydet" dedi.
Ben de dedim ki:
-"Dede karizma yapıyorum, hayranlarım fanlarım var yakında radyoda djliğe de başlıcam. kitabım çıkıcak" falan derken dedecik lafımı balla kesti.
"-Yavrum kitabın zaten yazılıyo sen yorma bu kadar kendini. hayatın roman oluyo farkında değilsin ama vakti gelince okuyacaksın. Sen biraz dinlen çocuğum tatile çık" dedi.
-"Olur mu dedecik hayatımın ev verimli çağında" felam diyecek oldum.
-"Bak ibram bu kıyağımı da unutma sana hamamda yer ayırttım. Termal resort hadi bakim tatile bir kaç hafta gözüm görmesin seni" dedi.
Baktım biletler beleş, pabuç da pahalı. "Yaw dedecik ne iş, hamam mamam bu sıcakta şöyle Maldiw ya da Şelşew adaları yok muydu?" dedim bir bilet daha uzattı: "Ahiret airlines"
-"Yok dedecim o biletler sende kalsın. Tamam mesaj alındı, ben bi gidip güzelce keselenip, arınıp yunayım ama az müsade et ortalığı toparlıyayım" dedim.
-"Sen zahmet etme çocuğum, ölüme gitmiyon ki, öyle bir durumda dahi arkanı toplarlar, öleni gömerler merak etme" dedi...
Yani tası tarağı buralarda bırakıp, dede zoruyla termal bir yolculuğa çıkıyorum aziz okuyucu. Arada bir yazdıklarımla idare edin. Bu termal yolculuk nası bişiydir bilmiyorum. Astral yolculuk yapıp Nirvana'ya eriliyo ama Termal yolculuk'ta hamamın neresine erebiliyoruz bilmem...
-"Yapma dede, etme dede" dedim. Nasıl aksakallı dedemden kurtulurum diye ama
-"Ulan dua et işte kart zampara sanıyo millet seni sen adam olcan".
-"Dedecim, benim de niyetim bozuk olmasa öyle sanmazlar, biz buralarda buna karizma diyoruz" dedim ama dinlemedi.
-"Lan karizmasını yediğimin veledi, şimdiye kadar kaç kızla fink attın say bakim" dedi..
Ana okuluna yeni başlamış çocuklar gibi bir elimle diğer eliminin parmaklarını tutup saymaya başladım.
-"5-10 yüz"dedim yemedi. "isim isim say"dedi. "Hale, jale, bütün mahalle" diye başladım. Dedecik onu da yemedi.
-"Yavrum senin diline vuran eline, beline vurmadan bu işi çözmek lazım" dedi.
-"Aa! dur dede, bak hatırladım. ben ilkokulda bi kızdan makas aldıydım" dedim.
-"A salak oğlum millet ne makaslar .. töbe töbe" dedi. "bak elimdeki adam edilecek eşek herifler listinde Tap10 a girmişsin işte, sevildiğini bil"dedi..
Aksakallı dedeme dedim ki:
-"Hadi gidelim ben yaslı gider, tez gelir, kısa zamanda bir de antalya, bodrum yaparım" di mi?
Dedem elindeki Şeb-i aruz davetiyelerini gösterdi:
-"Hadi sen bi git gel hayırlısıyla ak pak ol, sonra ver elini Konya" dedi. "Ardından Urfa balıklı göl, Hacı bektaş. Yarım hacı bile oluruz len hacı" dedi sırtıma vururken. "Sonra gülyağı tesbih takke işine de girer, belki senle ortak oluruz" diye ekledi.
Anlaşılan o ki dedemin elinden kurtulmam biraz zor. Bir müddet içerik tatilindeyim sevgili okuyucularım. Kendimi yıllık bakıma alıyorum ama gözüm üzerinizde, söz arada size de bakarım...

Hayrolsun, dün gece rüyamda aksakallı bir dede gördüm.
-"Oğlum İbram fazla havalandın çocuğum ama hep irtifa kaybettin sen biraz da irtifa kaydet" dedi.
Ben de dedim ki:
-"Dede karizma yapıyorum, hayranlarım fanlarım var yakında radyoda djliğe de başlıcam. kitabım çıkıcak" falan derken dedecik lafımı balla kesti.
"-Yavrum kitabın zaten yazılıyo sen yorma bu kadar kendini. hayatın roman oluyo farkında değilsin ama vakti gelince okuyacaksın. Sen biraz dinlen çocuğum tatile çık" dedi.
-"Olur mu dedecik hayatımın ev verimli çağında" felam diyecek oldum.
-"Bak ibram bu kıyağımı da unutma sana hamamda yer ayırttım. Termal resort hadi bakim tatile bir kaç hafta gözüm görmesin seni" dedi.
Baktım biletler beleş, pabuç da pahalı. "Yaw dedecik ne iş, hamam mamam bu sıcakta şöyle Maldiw ya da Şelşew adaları yok muydu?" dedim bir bilet daha uzattı: "Ahiret airlines"
-"Yok dedecim o biletler sende kalsın. Tamam mesaj alındı, ben bi gidip güzelce keselenip, arınıp yunayım ama az müsade et ortalığı toparlıyayım" dedim.
-"Sen zahmet etme çocuğum, ölüme gitmiyon ki, öyle bir durumda dahi arkanı toplarlar, öleni gömerler merak etme" dedi...
Yani tası tarağı buralarda bırakıp, dede zoruyla termal bir yolculuğa çıkıyorum aziz okuyucu. Arada bir yazdıklarımla idare edin. Bu termal yolculuk nası bişiydir bilmiyorum. Astral yolculuk yapıp Nirvana'ya eriliyo ama Termal yolculuk'ta hamamın neresine erebiliyoruz bilmem...
-"Yapma dede, etme dede" dedim. Nasıl aksakallı dedemden kurtulurum diye ama
-"Ulan dua et işte kart zampara sanıyo millet seni sen adam olcan".
-"Dedecim, benim de niyetim bozuk olmasa öyle sanmazlar, biz buralarda buna karizma diyoruz" dedim ama dinlemedi.
-"Lan karizmasını yediğimin veledi, şimdiye kadar kaç kızla fink attın say bakim" dedi..
Ana okuluna yeni başlamış çocuklar gibi bir elimle diğer eliminin parmaklarını tutup saymaya başladım.
-"5-10 yüz"dedim yemedi. "isim isim say"dedi. "Hale, jale, bütün mahalle" diye başladım. Dedecik onu da yemedi.
-"Yavrum senin diline vuran eline, beline vurmadan bu işi çözmek lazım" dedi.
-"Aa! dur dede, bak hatırladım. ben ilkokulda bi kızdan makas aldıydım" dedim.
-"A salak oğlum millet ne makaslar .. töbe töbe" dedi. "bak elimdeki adam edilecek eşek herifler listinde Tap10 a girmişsin işte, sevildiğini bil"dedi..
Aksakallı dedeme dedim ki:
-"Hadi gidelim ben yaslı gider, tez gelir, kısa zamanda bir de antalya, bodrum yaparım" di mi?
Dedem elindeki Şeb-i aruz davetiyelerini gösterdi:
-"Hadi sen bi git gel hayırlısıyla ak pak ol, sonra ver elini Konya" dedi. "Ardından Urfa balıklı göl, Hacı bektaş. Yarım hacı bile oluruz len hacı" dedi sırtıma vururken. "Sonra gülyağı tesbih takke işine de girer, belki senle ortak oluruz" diye ekledi.
Anlaşılan o ki dedemin elinden kurtulmam biraz zor. Bir müddet içerik tatilindeyim sevgili okuyucularım. Kendimi yıllık bakıma alıyorum ama gözüm üzerinizde, söz arada size de bakarım...
Yazar
The İbrahim Ortaç (e.b)
:
2.1.10
Hiç yorum yok:
Etiketler
Ak sakallı dede ile tası tarağı toplayamayan adam.
Biraz gazetecilik deneyimi var. Okumayı ve okunmayı sever. Mütevazidir. Varlıkla yokluk arasında yorulmuş bir adam...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

