Gossip İbram'dan kaçmaz: bloglarda kim ne halt yiyor
Herşeyi devletten veya paparazzilerden beklemek olmaz . Kendi dedikodunu kendin üretcen. bu konuda akıl verdim çömez bloggerlara ama, kimse verdiğim aklın kamışa sürülecek cinsten olmadığına karar vermiş olmalı ki dikkate alıp dedikodu yazmadı. Yani iş başa düştü. Ahanda yazıyorum..
Belki farkında değilsiniz ama sevgili bloggerciler. bir süredir gözüm üzerinizde. çoğunuzu izliyorum. bazılarınızı çaktırmadan bazılarınızı göstere göstere üstelik. izlersen izle lan yavşak. nolcak ki biz de seni izleriz diyen sekN kişi de beni dik dikizliyor... izlesinler bakalım. saklıcak bişim yok. keşke meraklısına göstercek, ikizlere takke kabilinden fazladan bişilerim olsa:p
Şimdi siz öyle annenizden, babanızdan, olmadı öğretmeninizden, hocanızdan, kocanızdan, hanımdan, ah canımdan, flörtünüzden gizli açık aşikare bişiler yazan blog yazarları. Yandınız yavrum siz. "ibrahimden kaçmaz" ekibi sizleri izledi ve kısa bir haber turu ile kamuoyuna ifşa ediyor... Vay utanmazlar vay... tüüüü... neler neler yapmışlar sayın seyirciler..
şu blog aleminin haline bakınnnnnnın..rezalet, rezalet...
__________________________________________________:
* Blog dünyasının sosyetik güzellerinden Pucca uzun süredir yeşil sahalardan uzak kalmaktan doğan abazanlığını geçen yazısında bozarak bitirdi. Büyük bir iştahla yeri göğü inleterek ulaştığı orgazmı öyle bi anlattı ki ben dahil hepimizin kızın yerinde olasımız geldi. Geldi de malesef bir çoğumuzun malum sebeplerden dolayı dükkan kapalı modunda yazılar yazmasına sebep oldu. Lakin fenteziye doymayan Pucca nın bugünlerde "erkek olmaya" meraklandığı söyleniyor. bi erkek olursa son yazısında hepimizi sevip, okşayıp öpebilir. demedi demeyin. tedbir almakta gecikmeyin...
* Sanal alemin hit canavarı Siminya gizli gizli güzel yazılar yazmasının cezasını grand father tarafından "güzel yazma defterine o kadar para verdik ne hale çevirmişsin diye güzelce bir sopa yiyerek çekti". Bi süre kendine gelemeyen Siminya'yı ekibi kısa sürede kendine getirmekte gecikmedi. Silkin ve kendine gel, titre ve yeniden orgazm ol moduna dönmek adına; oldu da bitti maşallah, bi daha sopa yemem işallah tarzında yaz kurtul adlı bir yazıyla blog dünyasının hitlerini yerinden oynatmak için 31.nci kez yeniden reenkarne oldu.
* Lafı kodu mu oturtan rahatsız hatun hepimizin içinde gizli tek yol devrim moduna vurgu yaptığı son yazısında hepimizi haşladı. Kısa sürede haşlanmış mısır kıvamına geldiğimiz bu yazıdan sonra olayın şokunu atlatıp yine "sev genç" modunaa dönmemiz üzerine sizden bi ot olmaz diyen rahatsız hatun eskiden olduğu gibi yine mavi gömlekli adama hayran olmaya başladı. Lakin bu kez mavi gömlekli adamın adı Bülent Ecevit değil...
* Yazdığı yazılar kadar infosundaki duştan yeni çıkmış sarı elbiseli, sağ bacağı hafif meydanda hatun resmiyle de dikkatleri üzerine çeken akrep kızı efsa evlilikler, ayrılıklar üzerine yazdığı dokunaklı yazıları ile yine bizi ikilemlere itmeye devam ediyor. Bazı gelinlik firmaları ve nikah şekeri üreticilerinin efsa nın blogunun halkı evlenmekten soğuttuğu için kapatılmasını isteyeceği öne sürülüyor.
* Konuşturduğu fotoğraf yazıları ve insanın aklını, kurcalayıp ruhunu derinden etkileyen blogların mimarı olan Uzağa giden kadın o kadar uzaktan bu fotoğrafları nasıl görüyor lan? dedirtmesinin yanında, azıcık yakına gelse de hatunu bi görsek tarzı meraklar uyandırmakta. Ayrıca son yazısı Amor ile kapadokyada iki eşeğin aşk öyküsünü işleyen uzağa giden kadın 'ın bu yazısını okuyup da "Ah! ulan rıza. Şimdi kapadokyada eşek olmak vardı" diyenlerin sayısında devlet istatistik enstütüsü rakamlarına göre acayip artış gözlendi.
* Umutsuz aşkların ve bitmez tükenmez bilmez antibiyotiklerin mağduru bi dost 'un eşek'e olan aşkını okudukça sızlayan yüreğimiz, eşek hakketten bu kızın kıymetini bilmicek kadar eşekmiş dememize yol açarken, bi dost 'un klasik bir türk kızı repliğiyle "size ne ex aşkım değil mi döver de sever de" dediği iddia edilmekte...
* Deniz kabuğu blogunun yazarı Emine ALBAYRAK burçlara getirdiği farklı yorumlara bi türlü aklı yatmayan benim gibi aklı evvellere burçlarını yükselenlerini ve hangi hayvan olduklarını anlata anlata yorulmuş olmali ki ipod'una korsan olarak yüklediği kenan doğulunun beyaz yalan albümünü dinlerken kameralarımıza yakalandı.
* İbrahim'e var bu kızda bir iş dedirten Ay Işığı hala güzel ve dokunaklı yazılar yazmaya devam ediyor. Bir aşk treninden düşmüş ve sonuncu eros kazasını zihninde atlatamamış görüntüsü veren ay ışığı umut vaad eden güzeller (güzel yazanlar) listemizin başında yer almaya devam edecek gibi.
* Hastalardan öğrendiklerini benbugunbunuogrendim.blogspot adresinde bizlere duyurarak hepimizi hasta eden Dr. bey'in son yazıları halkı ürkütmeye devam ediyor. nasıl kuş gribi oldum, domuz gribi ve ben o resimdeki gripin içen regl olmuş kızım adlı blog yazıları okurlarda merak uyandırırken azıcık da tırsarak bloga yaklaşılmasına neden oluyor...
Şimdi porgramımıza kısa bir ara veriyoruz... Sunucunuz ve yapımcınız İbrahim Ortaç yepisyeni dedikoduları ile gelecek programda huzurunuzda olacak anacım. Lütfen bizi izlemeye devam edin... İzlemek için yapmanız gerekeni biliyonuz herhalde. Sağ köşede izle diyo ya.. tıkla güzelim.. korkma yemiyos izleyeni...
Gelecek Porgram:
* Ateş böceği ben önceki hayatımda mona lisaydım takıntısını yenip, şimdilerde özgürlük heykeliydim aslında modunda yazılar yazıyor. Okuyoruz...
* Ceset izleri neden böyle bir korkunç ve ürkünç nicki olduğunu sonunda itiraf etti. 15 yaşına kadar rüyalarına giren ve altını sürekli ıslatmasına sebep olan korkunç filim ibrahimden kaçmaz farkıyla ilk defa bu sinemada...
* Dominamatrix son Yunan harbinden kalma yara izlerini gösteriyor. Gösteriyor deyince başka bişi umanlar adam gibi yazıyı okusunlar, sonra mal gibi biz resimlere baktık bişi göremedik demeyin yani...
* Sahnelerin ürkek ve acemi bloggeri nevinneyinyinvarsenin ufaktan blog alemine dalış yaptığı acıklı hayat hikayesinden sonra, mutluluğu aradığı ama herkesten gizlediği msn aşkını anlatıyor..
* delinin biri aslında akıllıya muhtaç bir gizli ajan mı. yoksa başka bir numarası mı var? hepsi ama hepsi ibrahimden kaçmaz farkıyla gelecek yazıda...
Çookkk yakında:
YOSUN such siyah kelebek kibrit kutusu Kediye Kafa Atan Psikopat Fare Can Evren Serra Demirci balböcüğü SarhoşKedi devenin_bale_papucu Dozi Wilwarin HaYaL MeYaL Absinthe paper doll.. yejades
herkes kasar, ibrahim yazar/gossip ibram'dan kaçmaz
Herşeyi devletten veya paparazzilerden beklemek olmaz . Kendi dedikodunu kendin üretcen. bu konuda akıl verdim çömez bloggerlara ama, kimse verdiğim aklın kamışa sürülecek cinsten olmadığına karar vermiş olmalı ki dikkate alıp dedikodu yazmadı. Yani iş başa düştü. Ahanda yazıyorum..
Belki farkında değilsiniz ama sevgili bloggerciler. bir süredir gözüm üzerinizde. çoğunuzu izliyorum. bazılarınızı çaktırmadan bazılarınızı göstere göstere üstelik. izlersen izle lan yavşak. nolcak ki biz de seni izleriz diyen sekN kişi de beni dik dikizliyor... izlesinler bakalım. saklıcak bişim yok. keşke meraklısına göstercek, ikizlere takke kabilinden fazladan bişilerim olsa:p
Şimdi siz öyle annenizden, babanızdan, olmadı öğretmeninizden, hocanızdan, kocanızdan, hanımdan, ah canımdan, flörtünüzden gizli açık aşikare bişiler yazan blog yazarları. Yandınız yavrum siz. "ibrahimden kaçmaz" ekibi sizleri izledi ve kısa bir haber turu ile kamuoyuna ifşa ediyor... Vay utanmazlar vay... tüüüü... neler neler yapmışlar sayın seyirciler..
şu blog aleminin haline bakınnnnnnın..rezalet, rezalet...
__________________________________________________:
* Blog dünyasının sosyetik güzellerinden Pucca uzun süredir yeşil sahalardan uzak kalmaktan doğan abazanlığını geçen yazısında bozarak bitirdi. Büyük bir iştahla yeri göğü inleterek ulaştığı orgazmı öyle bi anlattı ki ben dahil hepimizin kızın yerinde olasımız geldi. Geldi de malesef bir çoğumuzun malum sebeplerden dolayı dükkan kapalı modunda yazılar yazmasına sebep oldu. Lakin fenteziye doymayan Pucca nın bugünlerde "erkek olmaya" meraklandığı söyleniyor. bi erkek olursa son yazısında hepimizi sevip, okşayıp öpebilir. demedi demeyin. tedbir almakta gecikmeyin...
* Sanal alemin hit canavarı Siminya gizli gizli güzel yazılar yazmasının cezasını grand father tarafından "güzel yazma defterine o kadar para verdik ne hale çevirmişsin diye güzelce bir sopa yiyerek çekti". Bi süre kendine gelemeyen Siminya'yı ekibi kısa sürede kendine getirmekte gecikmedi. Silkin ve kendine gel, titre ve yeniden orgazm ol moduna dönmek adına; oldu da bitti maşallah, bi daha sopa yemem işallah tarzında yaz kurtul adlı bir yazıyla blog dünyasının hitlerini yerinden oynatmak için 31.nci kez yeniden reenkarne oldu.
* Lafı kodu mu oturtan rahatsız hatun hepimizin içinde gizli tek yol devrim moduna vurgu yaptığı son yazısında hepimizi haşladı. Kısa sürede haşlanmış mısır kıvamına geldiğimiz bu yazıdan sonra olayın şokunu atlatıp yine "sev genç" modunaa dönmemiz üzerine sizden bi ot olmaz diyen rahatsız hatun eskiden olduğu gibi yine mavi gömlekli adama hayran olmaya başladı. Lakin bu kez mavi gömlekli adamın adı Bülent Ecevit değil...
* Yazdığı yazılar kadar infosundaki duştan yeni çıkmış sarı elbiseli, sağ bacağı hafif meydanda hatun resmiyle de dikkatleri üzerine çeken akrep kızı efsa evlilikler, ayrılıklar üzerine yazdığı dokunaklı yazıları ile yine bizi ikilemlere itmeye devam ediyor. Bazı gelinlik firmaları ve nikah şekeri üreticilerinin efsa nın blogunun halkı evlenmekten soğuttuğu için kapatılmasını isteyeceği öne sürülüyor.
* Konuşturduğu fotoğraf yazıları ve insanın aklını, kurcalayıp ruhunu derinden etkileyen blogların mimarı olan Uzağa giden kadın o kadar uzaktan bu fotoğrafları nasıl görüyor lan? dedirtmesinin yanında, azıcık yakına gelse de hatunu bi görsek tarzı meraklar uyandırmakta. Ayrıca son yazısı Amor ile kapadokyada iki eşeğin aşk öyküsünü işleyen uzağa giden kadın 'ın bu yazısını okuyup da "Ah! ulan rıza. Şimdi kapadokyada eşek olmak vardı" diyenlerin sayısında devlet istatistik enstütüsü rakamlarına göre acayip artış gözlendi.
* Umutsuz aşkların ve bitmez tükenmez bilmez antibiyotiklerin mağduru bi dost 'un eşek'e olan aşkını okudukça sızlayan yüreğimiz, eşek hakketten bu kızın kıymetini bilmicek kadar eşekmiş dememize yol açarken, bi dost 'un klasik bir türk kızı repliğiyle "size ne ex aşkım değil mi döver de sever de" dediği iddia edilmekte...
* Deniz kabuğu blogunun yazarı Emine ALBAYRAK burçlara getirdiği farklı yorumlara bi türlü aklı yatmayan benim gibi aklı evvellere burçlarını yükselenlerini ve hangi hayvan olduklarını anlata anlata yorulmuş olmali ki ipod'una korsan olarak yüklediği kenan doğulunun beyaz yalan albümünü dinlerken kameralarımıza yakalandı.
* İbrahim'e var bu kızda bir iş dedirten Ay Işığı hala güzel ve dokunaklı yazılar yazmaya devam ediyor. Bir aşk treninden düşmüş ve sonuncu eros kazasını zihninde atlatamamış görüntüsü veren ay ışığı umut vaad eden güzeller (güzel yazanlar) listemizin başında yer almaya devam edecek gibi.
* Hastalardan öğrendiklerini benbugunbunuogrendim.blogspot adresinde bizlere duyurarak hepimizi hasta eden Dr. bey'in son yazıları halkı ürkütmeye devam ediyor. nasıl kuş gribi oldum, domuz gribi ve ben o resimdeki gripin içen regl olmuş kızım adlı blog yazıları okurlarda merak uyandırırken azıcık da tırsarak bloga yaklaşılmasına neden oluyor...
Şimdi porgramımıza kısa bir ara veriyoruz... Sunucunuz ve yapımcınız İbrahim Ortaç yepisyeni dedikoduları ile gelecek programda huzurunuzda olacak anacım. Lütfen bizi izlemeye devam edin... İzlemek için yapmanız gerekeni biliyonuz herhalde. Sağ köşede izle diyo ya.. tıkla güzelim.. korkma yemiyos izleyeni...
Gelecek Porgram:
* Ateş böceği ben önceki hayatımda mona lisaydım takıntısını yenip, şimdilerde özgürlük heykeliydim aslında modunda yazılar yazıyor. Okuyoruz...
* Ceset izleri neden böyle bir korkunç ve ürkünç nicki olduğunu sonunda itiraf etti. 15 yaşına kadar rüyalarına giren ve altını sürekli ıslatmasına sebep olan korkunç filim ibrahimden kaçmaz farkıyla ilk defa bu sinemada...
* Dominamatrix son Yunan harbinden kalma yara izlerini gösteriyor. Gösteriyor deyince başka bişi umanlar adam gibi yazıyı okusunlar, sonra mal gibi biz resimlere baktık bişi göremedik demeyin yani...
* Sahnelerin ürkek ve acemi bloggeri nevinneyinyinvarsenin ufaktan blog alemine dalış yaptığı acıklı hayat hikayesinden sonra, mutluluğu aradığı ama herkesten gizlediği msn aşkını anlatıyor..
* delinin biri aslında akıllıya muhtaç bir gizli ajan mı. yoksa başka bir numarası mı var? hepsi ama hepsi ibrahimden kaçmaz farkıyla gelecek yazıda...
Çookkk yakında:
YOSUN such siyah kelebek kibrit kutusu Kediye Kafa Atan Psikopat Fare Can Evren Serra Demirci balböcüğü SarhoşKedi devenin_bale_papucu Dozi Wilwarin HaYaL MeYaL Absinthe paper doll.. yejades
herkes kasar, ibrahim yazar/gossip ibram'dan kaçmaz
Biraz gazetecilik deneyimi var. Okumayı ve okunmayı sever. Mütevazidir. Varlıkla yokluk arasında yorulmuş bir adam...
bazı insanlar sadece tasarım aşamasında kalmış hissi veriyorlar,
hayvanlar oyuncak değildir adam gibi sahip çıkın,
yazık len köpeğe acımasam sahipsiz kalacak
Biraz gazetecilik deneyimi var. Okumayı ve okunmayı sever. Mütevazidir. Varlıkla yokluk arasında yorulmuş bir adam...
Adamı da zehirleyemem ya!
Resim, Eskişehir Tepebaşı belediyesi ve HAYTAP (Hayvan hakları federasyonu'nun) bir duyarlık projesine ait. Bu dünyada yalnız olmadığımızı kedi köpek cinsinden başka hayvanlarla bir arada yaşadığımızı vurgulamak adına yapılmış. Bir de bulduğumuz her yere beton döküp hayvanların yaşama alanını ota değil de b.ka çevirdiğimiz için içecek su bulabilmeleri adına kapımızın önüne bir tas su bari koymamızı söylüyor. Eskiden atalarımız kurtlar, çakallar aç kalmasın diye dağlara koyun kesip atarlarmış desem bazılarımızın bugünki algı düzeyimiz ile o hassasiyeti anlaması mümkün değil.
Tabi kediyi köpeği pet shoplarda görüp sonra da kırıp döktüğümüz oyuncaklar gibi kapının önüne koyanlarımız bu sıkıntının ne olduğunu pek anlamayabilir. Marketlerden alıp, kedi köpek mamasına alıştırıp sokağa salıverdiğiniz hayvan bir müddet sonra açlıktan ölmezse artık çöp karıştırmayı öğrenmesi gerekir. O yüzden sokağa atmak yerine bakabilecek birine vermeyi tercih edin ya da hayvan besleme işine hiç bulaşmayın...
Ayrıca akşama kadar o bar senin bu meyhane benim deyip de nette de gördüğümüz kedisine köpeğine içki içirenlerden de olmayın. Kapının önüne bir tas şarap, iki duble rakı falan koymayın hayvanlara. Ya su, ya süt, ya da et. Vejetaryen olup marul , taze fasülye falan da bırakmayın, bu hayvanlar inek değil, sokaklarda tavuklar başıboş dolaşmıyor şehirlerimizde.
Diyorsunuz ki İbram abi'nin kafasının tası atmış yine, hırlayacak yer arıyor. Evet doğru. Yoksa ben niye bulaşim sağa sola durduk yerde. Komşum balkonunda köpek beslemeye karar vermese. Üstelik işyerinin balkonunda. Gündüz sev okşa, gece bırak benim yatak odamın kenarına xtir ol git. Oh! Lanet olsun komşumun hayvan sevgisine. A be eşek herif ben de severim hayvanı ama bakabileceksen bak şuna. Gece yarısından sabaha kadar havlıyor hayvan. Sabah ise karnı mı acıkıyor, annesini mi özlüyor yoksa çişi mi geliyor ağlıyor saatlerce. Hal böyle olunca da 3 gündür geç yatıp erken kalkıyorum.
Sabaha doğru yataktan kalkıp oturma odasında yere uzandım. Kemiklerim ağrıyor resmen. Bu sabah söyledim arkadaşa gördüm minik köpeciği de. Hayvan adamdan daha anlayışlı duruyor. Yüzünden belli işte acıktığı ve zincire bağlanmaktan hoşlanmadığı. Biraz gezdirin bunu sonra da evinize götürün. Bu hayvan insana alışmış. Üstelik küçük, annesini de özlüyordur, süt de verin dedim ama amcam peki efendimci memurlar gibi başını sallasa da bi halt yiyeceğini sanmıyorum. Neymiş oğlu çok sevmiş ama karısı evde bakmalarına izin vermiyormuş o da işyerine getirmiş. Hem büyüyünce hırsızları da korkuturmuş. Pişkinliğe vurup, "pencere balkon açık yatıyorsun komşu sana da faydası olur bak" demez mi.
Şikâyet etmek zorunda kalmak istemediğimi ama buna katlanamayacağımı söyledim. Şeytan diyor ki, dicem de neler diyor bilseniz. "komşunun balkonuna el bombası, kimyasal silah ve zehirli et atmaya kadar her türlü adilik geliyor aklıma" ama insan yanım düşünüp düşünüp diyor ki "hayvanın günahı ne" insan insan olmadıktan sonra.
Adamı da zehirleyemem ya...
Tabi kediyi köpeği pet shoplarda görüp sonra da kırıp döktüğümüz oyuncaklar gibi kapının önüne koyanlarımız bu sıkıntının ne olduğunu pek anlamayabilir. Marketlerden alıp, kedi köpek mamasına alıştırıp sokağa salıverdiğiniz hayvan bir müddet sonra açlıktan ölmezse artık çöp karıştırmayı öğrenmesi gerekir. O yüzden sokağa atmak yerine bakabilecek birine vermeyi tercih edin ya da hayvan besleme işine hiç bulaşmayın...
Ayrıca akşama kadar o bar senin bu meyhane benim deyip de nette de gördüğümüz kedisine köpeğine içki içirenlerden de olmayın. Kapının önüne bir tas şarap, iki duble rakı falan koymayın hayvanlara. Ya su, ya süt, ya da et. Vejetaryen olup marul , taze fasülye falan da bırakmayın, bu hayvanlar inek değil, sokaklarda tavuklar başıboş dolaşmıyor şehirlerimizde.
Diyorsunuz ki İbram abi'nin kafasının tası atmış yine, hırlayacak yer arıyor. Evet doğru. Yoksa ben niye bulaşim sağa sola durduk yerde. Komşum balkonunda köpek beslemeye karar vermese. Üstelik işyerinin balkonunda. Gündüz sev okşa, gece bırak benim yatak odamın kenarına xtir ol git. Oh! Lanet olsun komşumun hayvan sevgisine. A be eşek herif ben de severim hayvanı ama bakabileceksen bak şuna. Gece yarısından sabaha kadar havlıyor hayvan. Sabah ise karnı mı acıkıyor, annesini mi özlüyor yoksa çişi mi geliyor ağlıyor saatlerce. Hal böyle olunca da 3 gündür geç yatıp erken kalkıyorum.
Sabaha doğru yataktan kalkıp oturma odasında yere uzandım. Kemiklerim ağrıyor resmen. Bu sabah söyledim arkadaşa gördüm minik köpeciği de. Hayvan adamdan daha anlayışlı duruyor. Yüzünden belli işte acıktığı ve zincire bağlanmaktan hoşlanmadığı. Biraz gezdirin bunu sonra da evinize götürün. Bu hayvan insana alışmış. Üstelik küçük, annesini de özlüyordur, süt de verin dedim ama amcam peki efendimci memurlar gibi başını sallasa da bi halt yiyeceğini sanmıyorum. Neymiş oğlu çok sevmiş ama karısı evde bakmalarına izin vermiyormuş o da işyerine getirmiş. Hem büyüyünce hırsızları da korkuturmuş. Pişkinliğe vurup, "pencere balkon açık yatıyorsun komşu sana da faydası olur bak" demez mi.
Şikâyet etmek zorunda kalmak istemediğimi ama buna katlanamayacağımı söyledim. Şeytan diyor ki, dicem de neler diyor bilseniz. "komşunun balkonuna el bombası, kimyasal silah ve zehirli et atmaya kadar her türlü adilik geliyor aklıma" ama insan yanım düşünüp düşünüp diyor ki "hayvanın günahı ne" insan insan olmadıktan sonra.
Adamı da zehirleyemem ya...
Resim, Eskişehir Tepebaşı belediyesi ve HAYTAP (Hayvan hakları federasyonu'nun) bir duyarlık projesine ait. Bu dünyada yalnız olmadığımızı kedi köpek cinsinden başka hayvanlarla bir arada yaşadığımızı vurgulamak adına yapılmış. Bir de bulduğumuz her yere beton döküp hayvanların yaşama alanını ota değil de b.ka çevirdiğimiz için içecek su bulabilmeleri adına kapımızın önüne bir tas su bari koymamızı söylüyor. Eskiden atalarımız kurtlar, çakallar aç kalmasın diye dağlara koyun kesip atarlarmış desem bazılarımızın bugünki algı düzeyimiz ile o hassasiyeti anlaması mümkün değil.
Tabi kediyi köpeği pet shoplarda görüp sonra da kırıp döktüğümüz oyuncaklar gibi kapının önüne koyanlarımız bu sıkıntının ne olduğunu pek anlamayabilir. Marketlerden alıp, kedi köpek mamasına alıştırıp sokağa salıverdiğiniz hayvan bir müddet sonra açlıktan ölmezse artık çöp karıştırmayı öğrenmesi gerekir. O yüzden sokağa atmak yerine bakabilecek birine vermeyi tercih edin ya da hayvan besleme işine hiç bulaşmayın...
Ayrıca akşama kadar o bar senin bu meyhane benim deyip de nette de gördüğümüz kedisine köpeğine içki içirenlerden de olmayın. Kapının önüne bir tas şarap, iki duble rakı falan koymayın hayvanlara. Ya su, ya süt, ya da et. Vejetaryen olup marul , taze fasülye falan da bırakmayın, bu hayvanlar inek değil, sokaklarda tavuklar başıboş dolaşmıyor şehirlerimizde.
Diyorsunuz ki İbram abi'nin kafasının tası atmış yine, hırlayacak yer arıyor. Evet doğru. Yoksa ben niye bulaşim sağa sola durduk yerde. Komşum balkonunda köpek beslemeye karar vermese. Üstelik işyerinin balkonunda. Gündüz sev okşa, gece bırak benim yatak odamın kenarına xtir ol git. Oh! Lanet olsun komşumun hayvan sevgisine. A be eşek herif ben de severim hayvanı ama bakabileceksen bak şuna. Gece yarısından sabaha kadar havlıyor hayvan. Sabah ise karnı mı acıkıyor, annesini mi özlüyor yoksa çişi mi geliyor ağlıyor saatlerce. Hal böyle olunca da 3 gündür geç yatıp erken kalkıyorum.
Sabaha doğru yataktan kalkıp oturma odasında yere uzandım. Kemiklerim ağrıyor resmen. Bu sabah söyledim arkadaşa gördüm minik köpeciği de. Hayvan adamdan daha anlayışlı duruyor. Yüzünden belli işte acıktığı ve zincire bağlanmaktan hoşlanmadığı. Biraz gezdirin bunu sonra da evinize götürün. Bu hayvan insana alışmış. Üstelik küçük, annesini de özlüyordur, süt de verin dedim ama amcam peki efendimci memurlar gibi başını sallasa da bi halt yiyeceğini sanmıyorum. Neymiş oğlu çok sevmiş ama karısı evde bakmalarına izin vermiyormuş o da işyerine getirmiş. Hem büyüyünce hırsızları da korkuturmuş. Pişkinliğe vurup, "pencere balkon açık yatıyorsun komşu sana da faydası olur bak" demez mi.
Şikâyet etmek zorunda kalmak istemediğimi ama buna katlanamayacağımı söyledim. Şeytan diyor ki, dicem de neler diyor bilseniz. "komşunun balkonuna el bombası, kimyasal silah ve zehirli et atmaya kadar her türlü adilik geliyor aklıma" ama insan yanım düşünüp düşünüp diyor ki "hayvanın günahı ne" insan insan olmadıktan sonra.
Adamı da zehirleyemem ya...
Tabi kediyi köpeği pet shoplarda görüp sonra da kırıp döktüğümüz oyuncaklar gibi kapının önüne koyanlarımız bu sıkıntının ne olduğunu pek anlamayabilir. Marketlerden alıp, kedi köpek mamasına alıştırıp sokağa salıverdiğiniz hayvan bir müddet sonra açlıktan ölmezse artık çöp karıştırmayı öğrenmesi gerekir. O yüzden sokağa atmak yerine bakabilecek birine vermeyi tercih edin ya da hayvan besleme işine hiç bulaşmayın...
Ayrıca akşama kadar o bar senin bu meyhane benim deyip de nette de gördüğümüz kedisine köpeğine içki içirenlerden de olmayın. Kapının önüne bir tas şarap, iki duble rakı falan koymayın hayvanlara. Ya su, ya süt, ya da et. Vejetaryen olup marul , taze fasülye falan da bırakmayın, bu hayvanlar inek değil, sokaklarda tavuklar başıboş dolaşmıyor şehirlerimizde.
Diyorsunuz ki İbram abi'nin kafasının tası atmış yine, hırlayacak yer arıyor. Evet doğru. Yoksa ben niye bulaşim sağa sola durduk yerde. Komşum balkonunda köpek beslemeye karar vermese. Üstelik işyerinin balkonunda. Gündüz sev okşa, gece bırak benim yatak odamın kenarına xtir ol git. Oh! Lanet olsun komşumun hayvan sevgisine. A be eşek herif ben de severim hayvanı ama bakabileceksen bak şuna. Gece yarısından sabaha kadar havlıyor hayvan. Sabah ise karnı mı acıkıyor, annesini mi özlüyor yoksa çişi mi geliyor ağlıyor saatlerce. Hal böyle olunca da 3 gündür geç yatıp erken kalkıyorum.
Sabaha doğru yataktan kalkıp oturma odasında yere uzandım. Kemiklerim ağrıyor resmen. Bu sabah söyledim arkadaşa gördüm minik köpeciği de. Hayvan adamdan daha anlayışlı duruyor. Yüzünden belli işte acıktığı ve zincire bağlanmaktan hoşlanmadığı. Biraz gezdirin bunu sonra da evinize götürün. Bu hayvan insana alışmış. Üstelik küçük, annesini de özlüyordur, süt de verin dedim ama amcam peki efendimci memurlar gibi başını sallasa da bi halt yiyeceğini sanmıyorum. Neymiş oğlu çok sevmiş ama karısı evde bakmalarına izin vermiyormuş o da işyerine getirmiş. Hem büyüyünce hırsızları da korkuturmuş. Pişkinliğe vurup, "pencere balkon açık yatıyorsun komşu sana da faydası olur bak" demez mi.
Şikâyet etmek zorunda kalmak istemediğimi ama buna katlanamayacağımı söyledim. Şeytan diyor ki, dicem de neler diyor bilseniz. "komşunun balkonuna el bombası, kimyasal silah ve zehirli et atmaya kadar her türlü adilik geliyor aklıma" ama insan yanım düşünüp düşünüp diyor ki "hayvanın günahı ne" insan insan olmadıktan sonra.
Adamı da zehirleyemem ya...
Yazar
The İbrahim Ortaç (e.b)
:
1.1.10
Hiç yorum yok:
Etiketler
bazı insanlar sadece tasarım aşamasında kalmış hissi veriyorlar,
hayvanlar oyuncak değildir adam gibi sahip çıkın,
yazık len köpeğe acımasam sahipsiz kalacak
Biraz gazetecilik deneyimi var. Okumayı ve okunmayı sever. Mütevazidir. Varlıkla yokluk arasında yorulmuş bir adam...
çocuklar,
foto fal,
savaş
Mazereti ne olursa olsun. Hiç kimse bana şu masum çocukların çektiği acıların sebebini izah edemez.
Mazereti ne olursa olsun. Hiç kimse bana şu masum çocukların çektiği acıların sebebini izah edemez.
Biraz gazetecilik deneyimi var. Okumayı ve okunmayı sever. Mütevazidir. Varlıkla yokluk arasında yorulmuş bir adam...
Foto fal: Anlamaya çalışmayı reddediyorum
Mazereti ne olursa olsun. Hiç kimse bana şu masum çocukların çektiği acıların sebebini izah edemez.
Anlamıyorum, anlamak istemiyorum, Anlamaya çalışmayı reddediyorum.
Resmin Orjinali: http://www.sanfranciscosentinel.com/wp-content/uploads/2009/01/gaza-attack-dead-child-1-2.jpg
Mazereti ne olursa olsun. Hiç kimse bana şu masum çocukların çektiği acıların sebebini izah edemez.
Anlamıyorum, anlamak istemiyorum, Anlamaya çalışmayı reddediyorum.
Biraz gazetecilik deneyimi var. Okumayı ve okunmayı sever. Mütevazidir. Varlıkla yokluk arasında yorulmuş bir adam...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


