Birkaç Blog Hikayesi

Buralar eskiden hep dutluktu. Sonra taze çiçeğe konan kelebekler gibi, gelenler bir üşüştüler ki; sorma gitsin.
Tabi her güzel şeyin sonu geldiği gibi, gidenler gitti, kalan sağlarla artık burada başbaşayız. Neler yazmışız, çizmişiz haydi birlikte okuyalım. Bakalım neler varmış...

tio yazar

Bugünkü şansınız :

Eti-ket8

Hiç yorum yok:


Yazılarımı araklayıp bir de kendi adını yazarak yayınlayan arkadaşlar: "El tarağı ile saç taranmaz" deyimi utanmanız için yeter sanırım. Kendi şeyiniz yok mu sizin?


Yazılarımı araklayıp bir de kendi adını yazarak yayınlayan arkadaşlar: "El tarağı ile saç taranmaz" deyimi utanmanız için yeter sanırım. Kendi şeyiniz yok mu sizin?

Buyur burdan yak...

Hiç yorum yok:



Geçenlerde bir arkadaşımızın başına geldi. Yazılarının içerik olarak kopyalanması olayını hatırlarsınız. Hiç hoş değil, çok tatsız bir olay. Bu konuda yazan çizen olduğu ve benim de görüşlerim "çırılçıplak" belli olduğu için fazla bir şey söylemeye gerek yok.

Yazılarımın beğenilmesinden hoşlanıyorum, insanlarca paylaşılmasından da. Ancak tüm bunları yaparken nezaket kabilinden de olsa adımın veya nickimin referans verilmesi gerekmez mi? Gerekmiyor bazı insanlara göre. Ancak kanunlar öyle demiyor ve ciddi yaptırımları var. Biliyorsunuz, burada boşuna saymayalım .

Bugün eski yazılarımı (siz burada hiç okumadınız onları) karıştırırken bir kaç satırını google'a pasteledim. Ama ne göreyim. Yazılarım kesilip biçilmekle, değiştirilmekle kalmamış. Bir de altına imza atılmış. Üstelik imza atılmakla da kalmamış bir kaç kişi de alıntılayıp yazıların altına imza atan arkadaşa "jest" yapmışlar. Yani yazdıklarımı araklayıp imzalayan kişi, telif hakkına saygı gösteren birkaç blog sahibi tarafından adeta ödüllendirilmiş. Tabi onların suçu yok. Eser sahibi "San"dıkları kişiye hürmette kusur etmemişler.

Şimdi ne yapmam lazım?
Düşündüm. İlgili sitelere birer mail attım. Gerekli düzeltmeyi yapmaları için. Bir müddet sonra da eski yazılarımı yeniden yayınlamaya başlayacağım. Hepsi daha önce "geocities ve diğer bir kaç sitenin" kayıtlarında var. Emeğe saygı göstermeyenleri gördüm ama emeğine saygı gösterilen bir "(ç)alıntı üstadını" da yeni duyuyor, yeni görüyorum.

Kendisini bulursam en kısa sürede tebrik edip, araklayıp tahrif ettiği yazılarımı sitemde yayınlamak için izin isteyeceğim. Vay be... Erbabı yaparsa yorgan bile titremez diye boşuna dememişler. Yıllardır uyuyormuşum. Uyandıran "google" sağolsun.

Fatihin fedaisi Kara murat geliyor:) savulun bre melunlar...

HAMİŞ:
*Yakalarsam napıcamı ben biliyorum  ama yakalayamazsam da bedduam tutar, başınıza resimdeki gibi bi  olay gelebilir. Allah korusun.



Geçenlerde bir arkadaşımızın başına geldi. Yazılarının içerik olarak kopyalanması olayını hatırlarsınız. Hiç hoş değil, çok tatsız bir olay. Bu konuda yazan çizen olduğu ve benim de görüşlerim "çırılçıplak" belli olduğu için fazla bir şey söylemeye gerek yok.

Yazılarımın beğenilmesinden hoşlanıyorum, insanlarca paylaşılmasından da. Ancak tüm bunları yaparken nezaket kabilinden de olsa adımın veya nickimin referans verilmesi gerekmez mi? Gerekmiyor bazı insanlara göre. Ancak kanunlar öyle demiyor ve ciddi yaptırımları var. Biliyorsunuz, burada boşuna saymayalım .

Bugün eski yazılarımı (siz burada hiç okumadınız onları) karıştırırken bir kaç satırını google'a pasteledim. Ama ne göreyim. Yazılarım kesilip biçilmekle, değiştirilmekle kalmamış. Bir de altına imza atılmış. Üstelik imza atılmakla da kalmamış bir kaç kişi de alıntılayıp yazıların altına imza atan arkadaşa "jest" yapmışlar. Yani yazdıklarımı araklayıp imzalayan kişi, telif hakkına saygı gösteren birkaç blog sahibi tarafından adeta ödüllendirilmiş. Tabi onların suçu yok. Eser sahibi "San"dıkları kişiye hürmette kusur etmemişler.

Şimdi ne yapmam lazım?
Düşündüm. İlgili sitelere birer mail attım. Gerekli düzeltmeyi yapmaları için. Bir müddet sonra da eski yazılarımı yeniden yayınlamaya başlayacağım. Hepsi daha önce "geocities ve diğer bir kaç sitenin" kayıtlarında var. Emeğe saygı göstermeyenleri gördüm ama emeğine saygı gösterilen bir "(ç)alıntı üstadını" da yeni duyuyor, yeni görüyorum.

Kendisini bulursam en kısa sürede tebrik edip, araklayıp tahrif ettiği yazılarımı sitemde yayınlamak için izin isteyeceğim. Vay be... Erbabı yaparsa yorgan bile titremez diye boşuna dememişler. Yıllardır uyuyormuşum. Uyandıran "google" sağolsun.

Fatihin fedaisi Kara murat geliyor:) savulun bre melunlar...

HAMİŞ:
*Yakalarsam napıcamı ben biliyorum  ama yakalayamazsam da bedduam tutar, başınıza resimdeki gibi bi  olay gelebilir. Allah korusun.

Eti-ket9

Hiç yorum yok:


Kadın vücudunda SUŞİ servisi başlamış ama biz en kısa zamanda lehmacun çiğ küfte adana dürüm ve tantuni servisine başlanmasını bekliyoruz. Bkunu çıkarmazsak olmaz


Kadın vücudunda SUŞİ servisi başlamış ama biz en kısa zamanda lehmacun çiğ küfte adana dürüm ve tantuni servisine başlanmasını bekliyoruz. Bkunu çıkarmazsak olmaz

Tek geçerim

Hiç yorum yok:


Aşk, sevda, sevmek ve sevdiğini kıskanmak üzerine onlarca söz, yüzlerce şiir vardır.
Ama ben kendimi bildim bileli aşağıdaki dörtlüğü tek geçerim.
Sevda bu mudur?
Bence budur...

"Ey benim bahtı yârim
Gönlümün tahtı yârim
Yüzünde "göz" izi var,
Sana kim baktı yârim?"

                              Karacaoğlan



Aşk, sevda, sevmek ve sevdiğini kıskanmak üzerine onlarca söz, yüzlerce şiir vardır.
Ama ben kendimi bildim bileli aşağıdaki dörtlüğü tek geçerim.
Sevda bu mudur?
Bence budur...

"Ey benim bahtı yârim
Gönlümün tahtı yârim
Yüzünde "göz" izi var,
Sana kim baktı yârim?"

                              Karacaoğlan