* Günün Yazısı :

Gezi Notları




Facebook ve Twitter'de Gezi olayları ile ilgili paylaştıklarımdan yola çıkarak kendi adıma kendi tarihime not düştüm. 

Blog yazısı olarak daha çok şey yazılabilirdi  belki ama böylesi daha kolayıma geldi. Paylaşımlar ilk günden itibaren kronolojiktir.

  • * Ha gayret. Üstüne gaz sıkılıp, dövülmedik kalabalık kalmasın. (kinaye)
  • * Keşke birileri bu sözü unutmamış olsalardı. "Haddinden fazla şiddet, manadaki hikmeti yok eder"
  • * Neydi o söz. "İmam yellenirse"...
  • * Eğer siz günah işlemeseydiniz, Allah sizi helak eder ve yerinize, günah işleyip, peşinden tövbe eden kullar yaratırdı. (Hadis)
  • * Şiddet yönetimsel beceriksizliğin de göstergesidir. Kontrolsüz güç güç değildir. Ali'ye kızıp, faturayı Veli'ye de kesmek olmaz...
  • * Vaktiyle yaşam ve düşünce biçimleri nedeniyle özgürlük alanları kısıtlanan AKP seçmenlerine düşen, şu an yaşanan gelişmelere karşı, biz sizi bunun için seçmedik diyerek seslerini yükseltmektir.
  • * "Elinde sadece çekiç olan, herşeyi çivi olarak görür"
  • * Tamamen haksız bile olsalar, insanların sizi ve uygulamalarınızı eleştirme, protesto etme hakkı vardır.
  • * Beyaz masa, gönül elçisi, ef püf kurmakla olmuyor bu. En azından informasyon, enformasyon, halkla ilişkilerde çuvalladınız...
  • * Göndereydin Ertuğrul Günay'ı. Tamam arkadaşlar ben başbakanla görüştüm "Halkımın istemediği bir şeyi yapmam!" dedi. Şimdi piknik ve konser zamanı. Çalsın davullar diyeydi...
  • * Kimse bu halka tepeden bakamayacak. Herkes halkın hizmetinde olacak. Üstünlük taslamayacak. Böyle diyerek oyları aldıktan sonra, (isterse sana oy vermesin) insanlara büyüklük tasladığında, kırıcı konuştuğunda bunu en alt tabakadaki memurun da benimsiyor. Dün şikayet ettiğin şeyi bugün sen halka yapıyor hale geliyorsun. Hal böyle olunca da provokasyonun yolu açılıyor. Buna fırsat veren de zemin hazırlayan da sen oluyorsun...
  • * Bir sözümüz vardı. Başörtülüler tekmelenirken, cumaya gidenler fişlenirken, insanlar mağdur edilip hor görülürken. Biz mağdur olanın yanında yer alacağız diye. İşte bugün o sözü tutma zamanı. Kardeşlerimize de kardeşliğimize de "gaz" sıkmayın...
  • * Herşeyin doğrusunu sen biliyor, ya da bildiğini sanıyor olabilirsin. Hakkımızda hayırlısını, iyiliğimizi de isteyebilirsin ama soruyorum bunu jopla, gazla, tazyikli suyla mı yapacaksın...
  • * İtiraf ediyorum bize posta koyanlara, posta koyarken iyiydi ama bize de posta koymasaydın daha iyiydi...
  • * Biri size yanlış öğretmiş. Kalabalıkların "gazını almak" gerekir. Gaz vermek değil..
  • * Şimdi sen kocaman bir pankart yapıp, "bu ağaçları şuraya taşıyacağız - lütfen bu çabamıza destek verin - ağaçlar ölmesin" deseydin de o ağaçları sökseydin. Oraya toplanan kalabalık bir ucundan tutup senle beraber taşımaz mıydı...
  • * Allah’ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı YUMUŞAK DAVRANDIN. Eğer KABA, KATI yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık sen onları affet. Onlar için Allah’tan bağışlama dile. İş konusunda onlarla MÜŞAVERE ET (danış) . Bir kere de karar verip azmettin mi, artık Allah’a tevekkül et, (ona dayanıp güven). Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever. (Ali-İmran 159)
  • * Başbakan dahil herkes olayın 3-5 ağaç meselesi olmadığında hemfikir. Yine de herkes çözümü karşısındakinin pes etmesinde arıyor. Yanlış...
  • * Başbakan'ın imdadına yine Kemal bey yetişecek gibi. Gitme dedi diye inadına Gezi parkına gidiyor CHP. Koş koş, polislerin yapamadığını yapar, halkı bir güzel dağıtırsın...
  • * Geçmişle hesaplaşmak adına özür dileyenler bugünler içinde özür dilemeyi bilmeliler...
  • * Merkez medya "güce olan tapınması ve göbek bağı" ile susarak sınıfta kalırken "sosyal medya" "maniplasyonlar, yalan dolan, çakma foto, haber ve dedikodular" yüzünden sınıfta kaldı. Herkesin şapkasını önüne koyup düşünmesi gerek...
  • * Sosyal medya ateşle oynuyor. Bu yalanları engellemenin bir yolu bulunmazsa gerçekten Sosyal medya'nın güvenilirliği kalmayacak. Aklınızın yatmadığı ve güvenmediğiniz haberleri paylaşmayın...
  • * Hepimizin toptancı anlayışlardan vazgeçmemiz gerekiyor. Ordaki yaşam tarzını ve çevreyi korumaya gönüllü eylemcilerin ortalığı kırıp döktüğüne inanmadığım gibi, provakatörlerin de masum eylemciler olduğuna inanmıyorum. Sapla samanı ayırma görevi olan yetkililerin ise sıradan şiddet uygulaması kitleleri harekete geçiren en büyük hata...
  • * Son çareyi ilk başta uygularsanız, olayların kontrolünü kaybetmeniz kadar doğal bir şey olamaz.
  • * O kadar insanı imece usulu hayırlı bir inşaat için oraya toplayabilseydin, şimdi çatıyı bitirmiş, kiremitleri döşüyor olurdun:)
  • * Polis de hatalıydı diyebilen bir insan, dönüp halkına "onlar adına özür dilerim" de diyebilir..
  • * Hiç bir demokratik lider "ben halkımın istemediği şeyi yapmam" dediği için küçük düşmezdi...
  • * Her demokratik tepkide halkın önüne "fanatik, anarşist, saldırgan ve holigan" fotoğraflarını koyup, hatalı davranışlarınıza tepkisiz kalmasını bekleyemezsiniz..
  • * Biraz daha devam edin eylemlere, vurup kırmaya. Haklılığınızı tamamen yitirip, bokunu çıkarana kadar... O zaman sayenizde sandıklar yine AKP'ye çalışacak... Durmayın hadi...
  • * Herkes karşıt durumu özetleyen fotoğraflarla birbirini kötülüyor. Oysa alsanız elinize destek verdiğiniz durumun aksini gösteren en kötü fotoğrafı ve altına "iyi yaptık" yazabilecek misiniz bir düşünseniz..
  • * Başbakanın inadı, polisin sertliği ve eylemin provatörler eliyle yayılması... Duracağı yeri bilmesi gerektiğini birileri herkese hatırlatmalı...
  • * Camiye bira şişesi ile, sarhoş gireceksin. Ana bacı düz gideceksin. Halkın malını halktanım diye harap edeceksin. Sonra benden eylemine destek bekleyeceksin. Yok öyle, orda dur şimdi...
  • * Olayın rengi "ağacın yeşilinden" "orak çekicin kızılına" döndüğünde bizim rengimiz hala yeşildir...
  • * Ha gayret, eylemi amacından saptırmaya, kırıp dökmeye devam. Aldığınız bu gazla 2 gün daha devam ederseniz AKP'ye ilk seçimde kesin biraz daha oy kazandıracaksınız...
  • * Sokağa dökülen hiç kimsede asıl o sabah "gazı yemesine" rağmen, ertesi gün elinde çop poşeti "gezi parkını" temizleyen çocuklar, gençler kadar akıl yok mu?
  • * Bu gazın üstüne hükümet kanadından mahalli seçimlerle, genel seçimleri birleştiren bir "baskın seçim" hamlesi gelirse benim için sürpriz olmaz.
  • * İş zorla, "zorba olduğunu iddia ettikleri" seçilmiş bir başbakanı götürmekse "yemezler"... Biz ne seçtiğimiz insanın zorbalığına izin veririz ne de seçmediklerimizin...
  • * Merak etmeyin. Günü geldiğine inanırsa sandıkta "AKP"yi de değiştirmesini bilecek olan halk, sokakta taş sopa atan değil evinde, işinde, gücünde olanlardır.
  • * Birileri sertlik yanlısı yöneticilerle, vurup kıran göstericilerin "aynı cephede" olduklarını hatırlatsa. İtidalli vatandaş, sakince tepkisini koyan eylemci de "başka bir cephe" nin insanı oysa...
  • * Direniş çok mu masum. Bazıları karıştıktan sonra hayır. Çok mu tuuu kaka "o sertliğe göre" hayır. Başbakan çok mu agresif "evet" Bu birilerine küfretme ve ortalığı yakıp yıkma hakkı verir mi."tabi ki hayır.
  • * Birilerinin kırdığı camlar, yakıp yıktıkları şeylerin, birilerinin yaktığı canlar, attığı gazlar, tekmelerin faturası hepimize yol su elektrik "faturası" olarak gelecek. Biliyorsunuz değil mi?
  • * Tam AKP'nin bu seçimde "mağdur edebiyatı" yapacak bir şeyi kalmamıştı ki, aferin yetiştiniz imdadına. Seyredin seçimlerde "bizi zorla götürmek istediler, yakıp yıkıp talan ettiler" diyerek alacakları oyları.
  • * "Fikirler zorla ve şiddetle, top ve tüfekle asla öldürülemediği gibi zorla ve şiddetle, kırıp, dökmekle de asla ifade edilemez"
  • * Avrupada eylemcilerin pasif direniş metodlarını görmek lazım. Kendini zincirlemek, hiç hareket etmemek, sesini bile yükseltmeden pankartlarla protesto etmek ve yöneticilerin olabildiğince hoşgörü göstermesi.. Daha gidecek çok yolumuz. Yiyecek bi kaç fırın ekmeğimiz var...
  • * Bir liderin olaylar karşısında takınacağı tavrın rakipleri ve düşmanlarınca tahmin edilip, bilinebilir olması o lider açısından yönetim zaafiyeti oluşturur.
  • * Bugüne kadar kişisel karizması ve oy potansiyeli partisinden daha yüksek bir Erdoğan vardı. Bugünden sonra AKP yine iktidara en yakın partidir ama en azından oyu kendi liderinden az olmayacaktır. Bu da fena bir şey değildir..
  • * Sosyal medyaya kızma başbakanım. Keşke bu çatışmalar sadece sosyal medyada Fotoshop üstünde kalsaydı. Ne cana, ne mala zarar gelmese. Biber gazı masrafı da olmasaydı...
  • * Sandıktan %99'la da çıksanız %1'in hakkını korumak göreviniz. Sandıktan %30la'da çıksalar seçilene saygı duymak görevimiz...
  • * Hiç kimse önyargılı ve toptancı bir genelleme yaparak, karşı tarafı suçlama hakkını kendinde görmemeli. Zaten olayların sebebi bu değil mi...
  • * Bu olayda Deniz BAYKAL olayı gibi oldu sanki. Ortalık çok karıştı, sen bir yurt dışı gezisine çık yerine Bülent Abi özür dilesin... diyerek emeklilik yolu açılıyor belki de.
  • * Öncelikle başbakan hatalarını düşünmeli. Sağlığını gözden geçirmeli. Belki o da "tükenmişlik sendromu" yaşıyordu. Kolay değil hem ülkenin başbakanı, hem dünya lideri, hem istanbul belediye başkanı gibi davranmak. Ama bu da onun tercihiydi... Demokrasiler "tek adamın" sırtlayabileceği kadar hafif yükler içermiyor... İyi ki.
  • * Mağdurların gururu ve savunucu olan bir adamın kendini mağdur hisseden yeni kitleler yaratması belki de ileride okullarda ders olarak okutulacak. Şahsen amacının bu olduğunu sanmıyorum ama bir şekilde "iktidar" denen şey sen onu değiştirmeye çabalarken o da seni değiştiriyor. Farkında olmuyor insanlar.
  • * O ağacın altını bilmem anıyor musun? diye bir şarkısı olan bir ülkenin çocuklarına bu yapılmamalıydı. Belki o ağaçlara birileri sevdikleri kızın ismini yazdılar kalpler içine. Belki o ağacın altında evlenme teklif ettiler.
  • * Eylemcilerin arasına karışmış provakatörler olduğu bir gerçek ama ya ilk gün polisin arasında bir kaç provakatör vardıysa. Ulan vuralım bi kaç kişiye jopu, sıkalım gazı gözüne gözüne ortalık karışsın dedilerse... Bence bunu da araştırmak gerek...
Bu yazıyı paylaş: :

0 Yorum var:

Yorum Gönder

Buraya yorum yazabilirsiniz. Niye yazmıyorsunuz?

Üşenmedim, başka şeyler de yazdım