* Günün Yazısı :

İnsanoğlu çiğ et yemiştir...



Olayın günahı vebali her zamanki gibi kadınların üstüne yıkılıyor. İnsanoğlu çiğ süt emmiştir diyerek. Sanki buzağılar veya memeli cinsinden diğer hayvanların yavruları ,kaynamış süt içiyor. Sorun sütte değil ki, sorun ette. Ama biz bunu bilerek görmezden geliyoruz.

Süt, anne memesinden yavruya en pastörize ve en sağlıklı bir şekilde ulaşıyor. Deyime mecazi anlamlar yükleseniz bile, işin altında kadınlara ince bir gönderme olduğu bariz belli. Bir yandan överken, bir yandan da yine çaktırmadan kadınları dövüyoruz.

Her memelinin yavrusu en savunmasız anında süt'e muhtaçtır. Anne sütü, ona gerekli olan her şeyi içerir ve yaşama tutunmasını sağlar. Oysa et tüketimi çocuklukta başlasa bile bir bilinç, bir beğeni ve iştah sonrası hayatımızda yer alır. Tabi et'te insan bünyesi için gerekli temel gıdalardan birisidir ve ben de et yemeyi seven biriyim.

Ancak çiğ et yemenin, çiğ süt içmekten daha fazla sakıncaları vardır.(ki insan evladı inek memesinden bile olsa çiğ süt içmez, kaynatır.) Hayvandan geçen her türlü hastalığı bu sakıncaların içinde sayabiliriz. En başta bağırsaklar kurtları, tenya vs. Verem türü hastalıklar ki; deli dana hastalığının bile ineklerin yemlerine bir miktar çiğ et karıştırıldığı için çıktığını biliyoruz. Nitekim çiğ et yemek köpeklerde de saldırganlığa yol açabilmektedir. Kuduz yanında cabası. Üstelik çiğ et yiyen hayvanların, daha kolay kandırılıp zehirlenebildiği de bir gerçektir.

İnsanoğlunun çiğ et yemesi durumunda başına gelebileceklerden "hamilelik" konumuz dışındadır. Ancak benzer rahatsızlıkların insanda da görülmesi fazlasıyla mümkündür. Dahası bazı sağlıksız etlerin genetik özelliklerinin insana geçebileceğine dair rivayetler vardır. "Yediğinden, içtiğinden huy kapmış, adam kıskanmıyor bile" sözü buna işarettir. Ancak yukarıda bahsettiğimiz gibi azıcık argo olan "Ne yedin de böyle güzelleştin?" sözü yine ilgi alanımız dışındadır.

Haçlı savaşlarının sebeplerinden birisi de çiğ ettir desem inanır mısınız? Onca tarihçi bilmiyor da sen mi uyduruyorsun diyebilirsiniz. Benim ki bir varsayım. Çünkü sanılanın aksine, eskiden Avrupa’da da çiğ et pek tasvip edilen bir şey değildi. İlk haçlı savaşlarında esir düşüp, bir şekilde kurtulan Haçlı askerlerinin "Kayserili yeniçerilerin atlarının altında çemene sararak yol boyu üstünde tepine tepine pişirdikleri; canım pastırma" -Anaaa! Türkler yamyam gibi bişi, çiğ et yiyorlar" diye lanse etmeleri sonucu Avrupa'da var olan Türk düşmanlığı daha da artmıştır. Oysa aynı askerler "Sabun"la ilk tanıştıklarında "leş gibi" kokmaktan bu sayede kurtulduklarını hemencecik unutmuşlardır.

Avrupa korku masallarını süsleyen kanlı canlı vampir öykülerindeki kahramanların da Türk olduğunu düşünüyorum. Son dönem dallamalarının sallama öykülerini saymazsak, neden bizim kültürümüzde vampir öyküleri yoktur? Çünkü vampir sanılan, çiğ et yiyor denilenler biz Türkler'iz. Oysa biz eti az pişmiş de yeriz, çok pişmiş de yeriz ama çiğ et yemek kültürümüzde yoktur. Pastırma ise et pişirmenin en ilginç yöntemlerinden birisidir.

Konu dağıldı. Daldan dala atladık ama yazının sonunda mesaj kaygısı güderek, sosyal mesajımızı da verelim: Diyeceğim o ki; insanoğlunun çiğ süt emmesi değil, bilakis çiğ et yemesi sorunlara yol açmaktadır efendim. Saydığımız birçok zararlı yan etkinin yanında "AİDS ve frengi" de yine insanoğlu'nun çiğliğinden kaynaklanmaktadır.

Siz siz olun, etinizi çiğ değil, az ya da çok pişmiş yiyin efendim....

-----------------------------------------
Hamiş: Etiketler çok şey söyler :p
Bu yazıyı paylaş: :

5 Yorum var:

  1. Mübarek ramazan günü oruçlu oruçlu midem kalktı şu resimden ya Hu :) Çiğ et yemek diyince aklıma yıllar önce izlediğim film geldi.'Rosemary'nin bebeği' :/ Ne filmdi ya,kadın şeytansı bi varlık tarafından hamile kalıyordu ve çiğ et aşeriyordu :/ Neyse velhasılı kelam ,çok güzel bir konuya değinmekle beraber sondaki sosyal mesaj da yazıya 'cuk' oturmuş :)

    YanıtlaSil
  2. çiğ et sakıncalıdır, evet :D

    YanıtlaSil
  3. çalıntı yapasım geldi. emeYine saalık yüreYine saalık paylaşım için teşekkürler.

    YanıtlaSil
  4. Oysa kimi komplo teorilerine göre "AIDS" mikrobu gibi kimi tedavisi yok yahut zor enfeksiyonların laboratuvar ortamında biyolojik savaş enstürümanı olarak üretildiği gibi bir iddia var ortada. Gerçi bu da bir çeşit "çiğlik" bana kalacak olursa; "et" teki gibi olmasa da insanlık namına. Düşündüm de şimdi; insan da etten, kemikten vücut bulma. Çiğliğimizin bununla alakası olabilir mi?

    YanıtlaSil
  5. SeiNeP : bir de et diye bi film vardı galiba. adam sevdiği kadını buzdolabında paketliyodu. acıktıkça..... iyk..

    Polly: yani ;)

    bi dost: çal çal... sen de çal. bişicik olmaz. halkın malı ortaktır yarin yanağından gayrı.

    prelude for: pişmek lazım.

    YanıtlaSil

Buraya yorum yazabilirsiniz. Niye yazmıyorsunuz?

Üşenmedim, başka şeyler de yazdım