Birkaç Blog Hikayesi

Buralar eskiden hep dutluktu. Sonra taze çiçeğe konan kelebekler gibi, gelenler bir üşüştüler ki; sorma gitsin.
Tabi her güzel şeyin sonu geldiği gibi, gidenler gitti, kalan sağlarla artık burada başbaşayız. Neler yazmışız, çizmişiz haydi birlikte okuyalım. Bakalım neler varmış...

tio yazar

Bugünkü şansınız :

yeniden etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yeniden etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Aleme değil, kendine ayar vermeli insan

Hiç yorum yok:

Camı aç denilince kamera açtığımız günlerdeyiz hala.
Oysa Şubat tam bahar havası yaptı. Zamanlama manidar anlayacağınız.
Bir don bir kırağı, elmalar martta hapı yuttu yutacak...
(deyimin orjinali için bakınız argo sözlük)

Üstümüze sinmiş gündem ve osuruk kokusu yüzünden odaları bir bir havalandırıp, temiz havayı ciğerlerimize çekmeye muhtacız.
Ancak bu muhtaç olduğumuz kudret büyük şehirlerde pek bulunmuyor. Bulabildiğimiz parkları da siyasi malzeme aracı yaptılar. Adam gibi girip çıkamıyoruz.



Katty Perry'li rüyaların içine kabus gibi dalan ak sakalsız hoca efendiler ve bir türlü mazlumiyetini, mağduriyetini gideremediğimiz iktidarın çift kale maç yaptığı şu günleri atlatıp hayırlısı ile seçimleri de bir yapsak rahata ereceğiz inşallah... Herkeşler muradına erecek.

Aslında hepimizin aforizma yumurtlama adına 140 karekterle cenk ettiği ortamları terkedip yine blog dünyasına dönmemiz gerekiyor.
Çünkü her ne kadar aksi iddia edilse de micro blogging ortamları tamamen gündemde kalmaya ya da gündem oluşturmaya yönelik, su üstüne yazı yazma ibadethaneleri gibi yerler. Ya da fan kulüpleri...

Bıktım yani, sözün özü. Buralar hani eskiden hep dutluktu ya. Sonra kopup gitti insanlar önce facebook'a arkasından da twitter'a.
Meydan muharebelerini sanal ortamdan reel ortama da taşıdılar. Bir sürü üzüntü, sıkıntı kavga gürültü mal ve en önemlisi, can kayıpları yaşandı.

Hep söylerim, bu gençlere anlatmak değil onları anlamak lazım diye. Sen iktidar olarak ne yaparsan yap, onbeş yıldır seni görüp senle büyümüş çocuklara geçmişin daha "tu kaka" olduğunu anlatamazsın.

Anlatsan da anlamazlar, dinlemezler. Onlar bugüne ve kendi sıkıntılarına çözüm isterler. O sıkıntılar bazen internette gönlünce erotik içerik izleyememek bile olsa... (asıl dert karikatürdeki oysa)

Aha yine güllik gülistanlık bir yazıdan elimizde olmadan siyasete bulaştık. Hemen çıkalım bu sulardan.

Uzun süreli bir ayrılıktan sonra bendeniz yeniden blog yazmaya karar verdim. hiç boş bırakmayıp arada sırada döktürdüğüm twitter kesmedi aksine kasdı açıkçası...


Blog yazmak bir hatıra defteri tutmaya benziyor. Bir kumbaraya para atmaya. Bir şeyler biriktirebiliyorsunuz. Diğer ortamlar gibi gelip geçici değil. Daha elle tutulur şeyler saçmalayabiliyorsunuz en azından.

Aforizma yumurtlayıp alemi düzeltmek yerine, blog yazarak kendinizi düzeltmeyi deneyebiliyorsunuz 
(biliyorum ermez ama en azından deniyorsunuz )



O zaman üstümüzdeki uyuşukluğu atıp, gözümüzün çapağını, burnumuzun sümüğünü silip yeniden yazmaya koyulalım bakalım.

Haydi bakalım...

TiO






Camı aç denilince kamera açtığımız günlerdeyiz hala.
Oysa Şubat tam bahar havası yaptı. Zamanlama manidar anlayacağınız.
Bir don bir kırağı, elmalar martta hapı yuttu yutacak...
(deyimin orjinali için bakınız argo sözlük)

Üstümüze sinmiş gündem ve osuruk kokusu yüzünden odaları bir bir havalandırıp, temiz havayı ciğerlerimize çekmeye muhtacız.
Ancak bu muhtaç olduğumuz kudret büyük şehirlerde pek bulunmuyor. Bulabildiğimiz parkları da siyasi malzeme aracı yaptılar. Adam gibi girip çıkamıyoruz.



Katty Perry'li rüyaların içine kabus gibi dalan ak sakalsız hoca efendiler ve bir türlü mazlumiyetini, mağduriyetini gideremediğimiz iktidarın çift kale maç yaptığı şu günleri atlatıp hayırlısı ile seçimleri de bir yapsak rahata ereceğiz inşallah... Herkeşler muradına erecek.

Aslında hepimizin aforizma yumurtlama adına 140 karekterle cenk ettiği ortamları terkedip yine blog dünyasına dönmemiz gerekiyor.
Çünkü her ne kadar aksi iddia edilse de micro blogging ortamları tamamen gündemde kalmaya ya da gündem oluşturmaya yönelik, su üstüne yazı yazma ibadethaneleri gibi yerler. Ya da fan kulüpleri...

Bıktım yani, sözün özü. Buralar hani eskiden hep dutluktu ya. Sonra kopup gitti insanlar önce facebook'a arkasından da twitter'a.
Meydan muharebelerini sanal ortamdan reel ortama da taşıdılar. Bir sürü üzüntü, sıkıntı kavga gürültü mal ve en önemlisi, can kayıpları yaşandı.

Hep söylerim, bu gençlere anlatmak değil onları anlamak lazım diye. Sen iktidar olarak ne yaparsan yap, onbeş yıldır seni görüp senle büyümüş çocuklara geçmişin daha "tu kaka" olduğunu anlatamazsın.

Anlatsan da anlamazlar, dinlemezler. Onlar bugüne ve kendi sıkıntılarına çözüm isterler. O sıkıntılar bazen internette gönlünce erotik içerik izleyememek bile olsa... (asıl dert karikatürdeki oysa)

Aha yine güllik gülistanlık bir yazıdan elimizde olmadan siyasete bulaştık. Hemen çıkalım bu sulardan.

Uzun süreli bir ayrılıktan sonra bendeniz yeniden blog yazmaya karar verdim. hiç boş bırakmayıp arada sırada döktürdüğüm twitter kesmedi aksine kasdı açıkçası...


Blog yazmak bir hatıra defteri tutmaya benziyor. Bir kumbaraya para atmaya. Bir şeyler biriktirebiliyorsunuz. Diğer ortamlar gibi gelip geçici değil. Daha elle tutulur şeyler saçmalayabiliyorsunuz en azından.

Aforizma yumurtlayıp alemi düzeltmek yerine, blog yazarak kendinizi düzeltmeyi deneyebiliyorsunuz 
(biliyorum ermez ama en azından deniyorsunuz )



O zaman üstümüzdeki uyuşukluğu atıp, gözümüzün çapağını, burnumuzun sümüğünü silip yeniden yazmaya koyulalım bakalım.

Haydi bakalım...

TiO