Bugünkü şansınız :

Önce elindekini cebine koy! / Hatıra defterimden




Bir alacak davasında başıma geldi ve nasıl davranmam gerektiğini rahmetli babam öğretti bunu. Yani "elindekini cebine koymayı"

Zor bir durumdu.
Bayağı büyükçe bir kaç "binS dolarlık" bir rakam. Bir kısmını almıştım ama adam sallıyor gerisini. Babamla gittik parayı istemeye. Adam paranın bir kısmını verdi ama yine borcu kaldı bir miktar daha. Ben ise bıkmıştım bu durumdan, sürekli gel git, iste sinirlerim harap olmuştu.

Aklımca takıntı kaldı diye posta koydum adama. Elimde paralar sinirli sinirli söyleniyorum. "Olmaz ki hep vercem diyorsun, vermiyorsun" vs vs. Adam ani bir hareketle pat diye çekti aldı paraları elimden.

-"Vermiyorum ya, git. Ne yaparsan yap, mahkemeye ver, icraya ver" dedi. Ben dondum kaldım. Elimden ciddi bir rakam uçtu gitti bir anda.

Birden babam girdi araya, önce sertçe beni azarladı. "Saygısızlık etme ne biçim konuşuyorsun abinle" falan dedi. Sonra kibarca aldı parayı adamın elinden ve sakinleştik karşılıklı olarak. Öğleden sonra da gittik, paranın geri kalanını aldık.

Adamın dükkânından ayrılırken babam öyle diyordu.
-"Salak oğlum, birine posta koyacaksan, önce parayı cebine koymayı öğren. Postayı dilediğin zaman koyarsın."

O gün bu gün, bir alacak söz konusu olduğunda ortaya ufacık bir kâğıt para bile düşse ; önce cebe indiriyorum parayı. Sonra "bu yetmez, falan fıstık" diyorum.

Demek ki neymiş: "Büyük sözü dinlemek iyiymiş"...

Bu yazıyı paylaş: :

0 yorum:

Yorum Gönder

Buraya yorum yazabilirsiniz. Niye yazmıyorsunuz?