Birkaç Blog Hikayesi

Buralar eskiden hep dutluktu. Sonra taze çiçeğe konan kelebekler gibi, gelenler bir üşüştüler ki; sorma gitsin.
Tabi her güzel şeyin sonu geldiği gibi, gidenler gitti, kalan sağlarla artık burada başbaşayız. Neler yazmışız, çizmişiz haydi birlikte okuyalım. Bakalım neler varmış...

tio yazar

Bugünkü şansınız :

toplist etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
toplist etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Gel seni hit yapalım yavrum

14 yorum:
8 Mart dünya kadınlar gününü kutladığım dostlardan birinden bir mail geldi. Cüretine hayran olduğum gibi bir de cesaretimi sınayıp "sıkıyorsa yayınla" demeye getirmiş. Virgülüne dokunmadan yayınlıyorum. Sevgili İbrahim. Öncelikle 8 Mart dolayısı ile bile olsa bir kadın olarak beni hatırladığın için teşekkür etmek isterdim ama içimden ve senin gibilere öylesine öfke doluyumki kusura bakma bunu yapamayacağım. Bir kadın olarak doğum günleri, evlilik yıldönümleri bir de yalancı meme gibi 8 Mart kadınlar gününde hatırlanıyor olmak koyuyor açıkçası. Siz erkekler peşimizden koşarken, arkamızdan dil dökerken pek bir zekisiniz maşallah. Ancak istediğinizi aldıktan sonra unutmakta da üstünüze yok. Doğum günümüzü hatırlıyor olmanız bile bir lütuf gibi geliyor size. Dünyada kadının çilesini falan anlatıp feministlik yapacak değilim. Biliyorum ki siz erkekler feministliği de bize bırakmazsınız. Bir şekilde bize yanaşmak için yapamayacağınız yalakalık yok. Bakıyorum da dünya da kadın hareketlerinde bile başı nedense erkekler çekiyor. Oysa ezilen, horlanan, aşağılan hep kadın. Tecavüze uğrayan, baskı şiddet gören hep kadın. Ülkemizde töre cinayetleri, namus cinayetleri, ensest, sübyancılık konularında orta sayfa haberleri ile yarışacak da değilim. Hepsi sizin gibi öküzlerin sakat bakış açısından kaynaklanmıyor mu? Hangi aşağılık baba küçük kızım beni tahrik etti diyebilir? Ama mahkeme çıkıp diyebiliyor değil mi. Hangi rezil insan öz kızını kümesin altına gömebilir ama gömüyorsunuz değil mi? Tecavüze uğrayan kadınlar, suçlu ilan edilen yine kadınlar. Geçtim bunları bir kalem. Bu yazgı korkarım hiç değişmeyecek. Kadının çilesi bitmeyecek. Anneniz, bacılarınız başınızın tacı ama yoldan geçen bir kadın gördünüz mü, kıçına başına bakıp laf atmaktan taciz etmekten vazgeçmiyorsunuz değil mi? Kadına mal ya da eşya gibi bakmaktan. Gerektiğinde kullanıp atmaktan geri durmuyorsunuz. Ekonomik özgürlüğünü kazanmasına, sizden eğitimli, kültürlü bilgili olmasına katlanamıyorsunuz değil mi? Evlerinizde ahçınız, bulaşıkçınız biziz. Hasta olsanız hasta bakıcınız. Çayı koymak, sofrayı hazırlamak hanginizin aklına ne zaman geliyor? Ne zaman elinizde (bir suçunuz yoksa ya da bir beklentiniz yoksa) bir sinema bileti, bir demet çiçek ile geldiniz kapımıza. Ne zaman arayıp sordunuz, sevgilisiz kalmadıkça. Hadi çekinmeyin itiraf edin. Bırakın çiçek getirmeyi, yiyeceği salatanın marulunu pazardan alıp, akşama salatayı bari ben hazırlayayım diyen kaç kişi var içinizde? 8 Mart dünya kadınlar gününde mi aklına geldim senin mesela? Hasta mıydım? Aradın sordun mu. Sen gittikten sonra ne acılar çektim umursadın mı? Ya bir kaza geçirseydim? Ya bir köşede cesedimi bulsalardı? Bir öküzün tecavüzüne uğramış olsaydım. Umrunda mıydı? Kaç gün ağlardın arkamdan sahi? Kendi çapkınlığını umursamayıp, tecavüze uğradı diye sevgilisini, nişanlısını, karısını terkeden öküzler yok mu sanki içinizde? Alınma ama senin gibi ağzı laf yapan adamların yüreği nerde onu da merak ediyorum. İnsan seviyorsa sahip çıkar, benimsin dediği kadar seninim demeyi de becerir. En ufak zorlukta sıvışıp, en ufak dargınlıkta küserek başka kollarda teselli aramaz. Bir kadını sadece 8 Mart'ta hatırlamanın Mart'tan marta azıp ta sevişme derdine düşen mart kedilerinin davranışlarından ne farkı kalır? Ne oldu cicim? Sevgilinle mi darıldın da ben aklına geldim. Siz erkekler en ufak bir mesajınızda hemen gel kollarıma dememizi mi bekliyorsunuz? Oysa sizi doğurup, büyüten analar da biziz. Çocuklarınızın kahrını çeken de. Koynunuza giren sevgililer de biziz. Peşimizden yanık türküler yaktığınız, uğrumuza (sözde) aşk acısı çektiğiniz. Bizim için birbirinizle kavgalar edip savaştığınız ve ne yazık ki istediğinize ulaştıktan sonra bir köşeye attığınız. Ulaşamadığınızda her türlü pisliği atmaktan, yaftalayıp damgalamaktan çekinmediğiniz de biziz, biz kadınlarız. Kusura bakma İbrahimciğim. Bir ara dünya erkekler gününde ben de seni hatırlarım. Belki sevgililerim terkeder. Belki ben de sana iki şiir, bir kaç güzel söz söylerim. Çiçek alır kapına dayanırım senede bir gün. Sonra mart kedileri gibi sevişir unuturum bir dahaki 8 mart abazan bayramına kadar. Doğum gününü outlooka kaydettim artık hatırlarım. Telefonunu silmiştim. Bi çaldır kapa ben seni ararım. Hadi öptüm İbrahimciğim senin ve senin gibi tüm öküzlerin 8 Mart kadın tavlama gününü kutlarım. Seni çok seven Leyla Metin (kahretsin biz kadınlar yine unutamıyoruz değil mi?)

Kasmayın bu kadar kendinizi.
İş olacağı yere varır. Kolayca dolmuşa binip, o kadar büyütmeyin gözünüzde kendinizi.

Yok sanal alemin kralı/çesi benim. Hitim şu kadar. Mxoko listesine de de girdim. Herkes yazıma link vermiş. üçbeşonyüz yorumcum var. Ne desem olay olur. Kıçımın sivilcesini yazsam okunur.
Yok valla kasmayın. Zaten özellikle bayan bloggerleri t'avlamak için "en iyi list/ayın yazısı" vs tezgahı kuranların da olduğu kanısındayım.

Hadi canım sende demeyin adam facebook'u bile kız bulmak için açtığını itiraf etmedi mi:p

Biraz meraktır işin aslı. İnsan tutkuya meyilli kolayca bağımlı hale gelebilen bir canlıdır. Bazılarımız iyi yazar, bazılarımız iyi okur. Bazılarımız bam telimizden yakalar, yakalanırız. O günki ruh halimize göre veya okşanan yerlerimize göre okuma eğilimimizde değişiklikler olur. Şu sıralar kukusunu gündeme açmak moda diye siz oraya takılmayın, biraz daha özgün şeyler yazın.

Mesela bloglarda "polisiye ve işlenmiş cinayet öyküleri" yazsanız iyi hit alır bence. Herkes (ben dahil) 3ncü sayfa sapığı oldu. Kurtlar vadisi figuranları olarak dolaşan bir sürü adam sokaklarda, yetmedi elit DEXTER'lerimiz cabası. Sevgilisini ayinle peşkeş çeken katile bile destek için facebook'ta grup açmışlar daha ne diyeyim ey blog...

Yine de gelir geçer bunlar, takılıp kalmayın, fazla merak etmeyin. Bir modadır bir rüzgardır. Bundan 3-5 sene sonra kimse bloglamaz. Twitter'le cıvıldamaya başladılar bile. Bir teşhir modasıdır, bir röntgenciliktir gidiyor. Takılıp kalmamak lazım. Üç kuruşluk hit için pandorayı bu kadar açmamak lazım.

Hakikatten demem o ki kasmayın, yaş tahtaya da basmayın. Siz(biz) ünlü bir yazar falan değiliz. Acayip hitimiz olsa da değiliz, okuyan olmasa da değiliz. Hadi samanlıkta iğne farzedelim kendimizi kıymete bindirelim biraz: "Bakkk blogumdan medyada söz edildi. Kızım ben Zaga'ya da çıkarım bu gidişle.... Face'de fanlarım var fanlarım.... Canlarım benim.... 2 dakikalık ünlüyüm ben.

Ey blog... bu gün dantelli donumu mu giysem, kırmızı pabuçlarımı mı? Sevgilimle hangi sutra denesek kız... Bakkk benim manita böyle... Okulu astım, derste kustum... Bi küfretsem karşıki blog'lar yıkılır.... En güzel ben ...........tım... Yok, yok bu işin sonu yok.

Bi gün gelir sizi herkes okur. Herkes dediğin Hale jale topla bütün mahalle, okuldan arkadaşlar, blogdaşlar, izleme listin toplasan 3-500 kişi... İnternet kullanıcısı sayısı canım ülkemde kaç milyon du oysa di mi? Hadi çok okunduk diyelim.. Ey blog... kitabım çıkacak yakında.. Okuyun beni anacım.... Valla bütün fantezilerimi de yazcam ekleyin beni izleme listenize... okuyun tüketin bakın daha neler dicem. Tüm sapıklıklarım yakında bu sinemada.... mı dicez...

Yok, yok bu işin sonu yok. Kitabını bassan kaç yazar. Orhan Pamuk mu editörü. Kim değerlendirecek? Bastır parayı basalım kitabını tarzı yayınevleri dolaşıyor nette... Hadi hayranlarınızdan, okuyucularınızdan 1'er lira göndermelerini isteyin bakalım kaç 1 liranız olacak ertesi gün cebinizde. (1 lira verene ben de bişi vercem demek yasak ama:))

- Bu arada M.Mungan'ın kitapları kaç paradan satılıyor haberiniz var mı?
Evet bir gün bir dakikalık herkes ünlü olacak.
Neden o biri siz olmayasınız di mi...
Ama unutmayın bu işin 2nci - 3ncü dakkası var....

O yüzden kasmayın bu kadar kendinizi.
Yazın çizin kafanıza göre takılın ama kasmayın..
3 kuruşluk dünyada yazdıklarınıza 1 lira vercek 1.000 kişi bulamadıktan sonra:)

hamiş: şöhretin yolu okuyucunun yatak odasından...
8 Mart dünya kadınlar gününü kutladığım dostlardan birinden bir mail geldi. Cüretine hayran olduğum gibi bir de cesaretimi sınayıp "sıkıyorsa yayınla" demeye getirmiş. Virgülüne dokunmadan yayınlıyorum. Sevgili İbrahim. Öncelikle 8 Mart dolayısı ile bile olsa bir kadın olarak beni hatırladığın için teşekkür etmek isterdim ama içimden ve senin gibilere öylesine öfke doluyumki kusura bakma bunu yapamayacağım. Bir kadın olarak doğum günleri, evlilik yıldönümleri bir de yalancı meme gibi 8 Mart kadınlar gününde hatırlanıyor olmak koyuyor açıkçası. Siz erkekler peşimizden koşarken, arkamızdan dil dökerken pek bir zekisiniz maşallah. Ancak istediğinizi aldıktan sonra unutmakta da üstünüze yok. Doğum günümüzü hatırlıyor olmanız bile bir lütuf gibi geliyor size. Dünyada kadının çilesini falan anlatıp feministlik yapacak değilim. Biliyorum ki siz erkekler feministliği de bize bırakmazsınız. Bir şekilde bize yanaşmak için yapamayacağınız yalakalık yok. Bakıyorum da dünya da kadın hareketlerinde bile başı nedense erkekler çekiyor. Oysa ezilen, horlanan, aşağılan hep kadın. Tecavüze uğrayan, baskı şiddet gören hep kadın. Ülkemizde töre cinayetleri, namus cinayetleri, ensest, sübyancılık konularında orta sayfa haberleri ile yarışacak da değilim. Hepsi sizin gibi öküzlerin sakat bakış açısından kaynaklanmıyor mu? Hangi aşağılık baba küçük kızım beni tahrik etti diyebilir? Ama mahkeme çıkıp diyebiliyor değil mi. Hangi rezil insan öz kızını kümesin altına gömebilir ama gömüyorsunuz değil mi? Tecavüze uğrayan kadınlar, suçlu ilan edilen yine kadınlar. Geçtim bunları bir kalem. Bu yazgı korkarım hiç değişmeyecek. Kadının çilesi bitmeyecek. Anneniz, bacılarınız başınızın tacı ama yoldan geçen bir kadın gördünüz mü, kıçına başına bakıp laf atmaktan taciz etmekten vazgeçmiyorsunuz değil mi? Kadına mal ya da eşya gibi bakmaktan. Gerektiğinde kullanıp atmaktan geri durmuyorsunuz. Ekonomik özgürlüğünü kazanmasına, sizden eğitimli, kültürlü bilgili olmasına katlanamıyorsunuz değil mi? Evlerinizde ahçınız, bulaşıkçınız biziz. Hasta olsanız hasta bakıcınız. Çayı koymak, sofrayı hazırlamak hanginizin aklına ne zaman geliyor? Ne zaman elinizde (bir suçunuz yoksa ya da bir beklentiniz yoksa) bir sinema bileti, bir demet çiçek ile geldiniz kapımıza. Ne zaman arayıp sordunuz, sevgilisiz kalmadıkça. Hadi çekinmeyin itiraf edin. Bırakın çiçek getirmeyi, yiyeceği salatanın marulunu pazardan alıp, akşama salatayı bari ben hazırlayayım diyen kaç kişi var içinizde? 8 Mart dünya kadınlar gününde mi aklına geldim senin mesela? Hasta mıydım? Aradın sordun mu. Sen gittikten sonra ne acılar çektim umursadın mı? Ya bir kaza geçirseydim? Ya bir köşede cesedimi bulsalardı? Bir öküzün tecavüzüne uğramış olsaydım. Umrunda mıydı? Kaç gün ağlardın arkamdan sahi? Kendi çapkınlığını umursamayıp, tecavüze uğradı diye sevgilisini, nişanlısını, karısını terkeden öküzler yok mu sanki içinizde? Alınma ama senin gibi ağzı laf yapan adamların yüreği nerde onu da merak ediyorum. İnsan seviyorsa sahip çıkar, benimsin dediği kadar seninim demeyi de becerir. En ufak zorlukta sıvışıp, en ufak dargınlıkta küserek başka kollarda teselli aramaz. Bir kadını sadece 8 Mart'ta hatırlamanın Mart'tan marta azıp ta sevişme derdine düşen mart kedilerinin davranışlarından ne farkı kalır? Ne oldu cicim? Sevgilinle mi darıldın da ben aklına geldim. Siz erkekler en ufak bir mesajınızda hemen gel kollarıma dememizi mi bekliyorsunuz? Oysa sizi doğurup, büyüten analar da biziz. Çocuklarınızın kahrını çeken de. Koynunuza giren sevgililer de biziz. Peşimizden yanık türküler yaktığınız, uğrumuza (sözde) aşk acısı çektiğiniz. Bizim için birbirinizle kavgalar edip savaştığınız ve ne yazık ki istediğinize ulaştıktan sonra bir köşeye attığınız. Ulaşamadığınızda her türlü pisliği atmaktan, yaftalayıp damgalamaktan çekinmediğiniz de biziz, biz kadınlarız. Kusura bakma İbrahimciğim. Bir ara dünya erkekler gününde ben de seni hatırlarım. Belki sevgililerim terkeder. Belki ben de sana iki şiir, bir kaç güzel söz söylerim. Çiçek alır kapına dayanırım senede bir gün. Sonra mart kedileri gibi sevişir unuturum bir dahaki 8 mart abazan bayramına kadar. Doğum gününü outlooka kaydettim artık hatırlarım. Telefonunu silmiştim. Bi çaldır kapa ben seni ararım. Hadi öptüm İbrahimciğim senin ve senin gibi tüm öküzlerin 8 Mart kadın tavlama gününü kutlarım. Seni çok seven Leyla Metin (kahretsin biz kadınlar yine unutamıyoruz değil mi?)

Kasmayın bu kadar kendinizi.
İş olacağı yere varır. Kolayca dolmuşa binip, o kadar büyütmeyin gözünüzde kendinizi.

Yok sanal alemin kralı/çesi benim. Hitim şu kadar. Mxoko listesine de de girdim. Herkes yazıma link vermiş. üçbeşonyüz yorumcum var. Ne desem olay olur. Kıçımın sivilcesini yazsam okunur.
Yok valla kasmayın. Zaten özellikle bayan bloggerleri t'avlamak için "en iyi list/ayın yazısı" vs tezgahı kuranların da olduğu kanısındayım.

Hadi canım sende demeyin adam facebook'u bile kız bulmak için açtığını itiraf etmedi mi:p

Biraz meraktır işin aslı. İnsan tutkuya meyilli kolayca bağımlı hale gelebilen bir canlıdır. Bazılarımız iyi yazar, bazılarımız iyi okur. Bazılarımız bam telimizden yakalar, yakalanırız. O günki ruh halimize göre veya okşanan yerlerimize göre okuma eğilimimizde değişiklikler olur. Şu sıralar kukusunu gündeme açmak moda diye siz oraya takılmayın, biraz daha özgün şeyler yazın.

Mesela bloglarda "polisiye ve işlenmiş cinayet öyküleri" yazsanız iyi hit alır bence. Herkes (ben dahil) 3ncü sayfa sapığı oldu. Kurtlar vadisi figuranları olarak dolaşan bir sürü adam sokaklarda, yetmedi elit DEXTER'lerimiz cabası. Sevgilisini ayinle peşkeş çeken katile bile destek için facebook'ta grup açmışlar daha ne diyeyim ey blog...

Yine de gelir geçer bunlar, takılıp kalmayın, fazla merak etmeyin. Bir modadır bir rüzgardır. Bundan 3-5 sene sonra kimse bloglamaz. Twitter'le cıvıldamaya başladılar bile. Bir teşhir modasıdır, bir röntgenciliktir gidiyor. Takılıp kalmamak lazım. Üç kuruşluk hit için pandorayı bu kadar açmamak lazım.

Hakikatten demem o ki kasmayın, yaş tahtaya da basmayın. Siz(biz) ünlü bir yazar falan değiliz. Acayip hitimiz olsa da değiliz, okuyan olmasa da değiliz. Hadi samanlıkta iğne farzedelim kendimizi kıymete bindirelim biraz: "Bakkk blogumdan medyada söz edildi. Kızım ben Zaga'ya da çıkarım bu gidişle.... Face'de fanlarım var fanlarım.... Canlarım benim.... 2 dakikalık ünlüyüm ben.

Ey blog... bu gün dantelli donumu mu giysem, kırmızı pabuçlarımı mı? Sevgilimle hangi sutra denesek kız... Bakkk benim manita böyle... Okulu astım, derste kustum... Bi küfretsem karşıki blog'lar yıkılır.... En güzel ben ...........tım... Yok, yok bu işin sonu yok.

Bi gün gelir sizi herkes okur. Herkes dediğin Hale jale topla bütün mahalle, okuldan arkadaşlar, blogdaşlar, izleme listin toplasan 3-500 kişi... İnternet kullanıcısı sayısı canım ülkemde kaç milyon du oysa di mi? Hadi çok okunduk diyelim.. Ey blog... kitabım çıkacak yakında.. Okuyun beni anacım.... Valla bütün fantezilerimi de yazcam ekleyin beni izleme listenize... okuyun tüketin bakın daha neler dicem. Tüm sapıklıklarım yakında bu sinemada.... mı dicez...

Yok, yok bu işin sonu yok. Kitabını bassan kaç yazar. Orhan Pamuk mu editörü. Kim değerlendirecek? Bastır parayı basalım kitabını tarzı yayınevleri dolaşıyor nette... Hadi hayranlarınızdan, okuyucularınızdan 1'er lira göndermelerini isteyin bakalım kaç 1 liranız olacak ertesi gün cebinizde. (1 lira verene ben de bişi vercem demek yasak ama:))

- Bu arada M.Mungan'ın kitapları kaç paradan satılıyor haberiniz var mı?
Evet bir gün bir dakikalık herkes ünlü olacak.
Neden o biri siz olmayasınız di mi...
Ama unutmayın bu işin 2nci - 3ncü dakkası var....

O yüzden kasmayın bu kadar kendinizi.
Yazın çizin kafanıza göre takılın ama kasmayın..
3 kuruşluk dünyada yazdıklarınıza 1 lira vercek 1.000 kişi bulamadıktan sonra:)

hamiş: şöhretin yolu okuyucunun yatak odasından...