* Günün Yazısı :

İyi ki vaktiyle ölmüşsün be dede


Hiç dedem olmadı benim. İyi ki de olmamış, daha doğrusu ben doğmadan iyi ki ikisi de ölmüşler. Çünkü ben ninelerimi çok severdim ve elimde imkan olsa dedelerimi döverdim.

Her ikisi de talihsiz ama benim için, talih olan kadınlardı çünkü ninelerim.

Ninelerimin ellerinde büyüdüm. Anlattıkları öyküleri dinledim. Sonra aklım biraz erdiğinde yaşam hikayelerini, çektikleri sıkıntıları dinleyerek hüzünlendim.

Bir dedem, oldukça varlıklıymış. Bu yüzden de para ya da huzur batmış olmalı ki ikinci bir eş almış. Bu yeni eşe muhabbeti çok fazla olduğundan ve ninemi çok üzdüğünden olsa gerek, bir gün ninem oturduğu yerden kalkamamış.

O günden sonra da ancak ev içinde bastonla gezerken gördüm onu. Hiç evden dışarı çıkmadı ölene kadar. Onu hep elinde bastonu ve Mona Lisa gibi oturuşuyla hatırladım.

Dedeme dair en sevmediğim öykü ise "Ramazan'da sofraya oturup, orucunu açar açmaz bir bahane bulup sofraya bir tekme atar, öbür eşinin yanına koşarmış." Geride kalanlara sofranın zehir olduğunu söylemeye gerek yok tabi. Bu yüzden, babam dedemi uzun yıllar affetmemiş, kabrine bile gitmemişti.

Diğer dedeme ait anneannemin anlattıklarından hatırladığım ise, dedemin biraz yaramaz olan dayımı "köpeğin doğurduğu" diye azarladığı. Hiç hoş bir söylem değil. Dedem eşi ölmüş yaşlı bir adamken, ikinci eş olarak aneannemi almış. Zaten dayım ve son çocuk olarak annem doğduktan sonra,  pek de uzun yaşamamış.

Anneannemin anlattıklarından hatırladığım en kötü anı ise, dedemin ilk eşinden olan oğullarının miras bölünecek diye ninemi öldüresiye dövmeleri neticesinde ninemin hayata ancak yeni kesilmiş bir koyun derisine sarılarak tutunabildiği ve yıllarca sızıntı halinde akan bir yara ile yaşadığı.

Bugünlerde hemen hemen her gün kadın cinayetlerini okuyoruz gazetelerde. İnternette ve diğer sosyal medya ortamlarında vahşet dolu haberleri duymaya alıştık artık.

Çocuğunun, anne babasının yanında, mahallesinde, çarşıda, pazarda öldürülen kadınlar. Zaten cinnet-cinayet öncesinde de o çocukların yanında dövülüyor olmalılar ki kendini erkek sanan insancıklar kadınlarına uluorta şiddet uygulamaktan, hatta çocuklarının gözü önünde öldürmekten kaçınmıyorlar eşlerini.

Herkesin bir öyküsü var. Acı, tatlı. Ama ne yazık ki bu ülkede hala kadın öyküleri daha dramatik, daha hüzün dolu ve hala çok benzer ya da aynı acılarla dolu.

Bir gün düzelmesi umuduyla...
Bu yazıyı paylaş: :

4 Yorum var:

  1. Çok kötüymüş ninelerinin yaşadıkları. Allah cennette çektikleri sıkıntıların karşılığını fazla fazla verir inşallah. Okurken gerçek mi dedim, benim dedem de aşırı kibarmış çünkü, diğeri de normal adammış övmezler de. Eskiden beri yaşananları artık medya sayesinde de görmeye başladık. İnşallah bir gün düzelir. :/

    YanıtlaSil
  2. Allah rahmet eylesin yine de, her nasıl yaşamış olsalarda.
    Ve kadın sorunu diye bir şey varsa da tam olarak budur. Çakma feministlerin bize kakalamaya çalıştıkları değil. Kadın haklarını Atatürkçülüğü savunma nedenlerimden birisi de, doğuda veya beyni hala orta çağda kalmış bazı kırsallarda ki kadınların çektikleridir.
    Son zamanlarda da ülke gundemindeki her konu bana ne kadar doğru yolda olduğumu gösteriyor.

    YanıtlaSil
  3. @ayse: evet bir hayli. aslında kadının adı gerçekten yokmuş. hala da ne kadar var tartışılır. her kuşak biraz daha insancıl, biraz daha iyi yetişmek zorunda.ilginç olan erkeklerin de kadınların ellerinde şekillendiği. annelere çok iş düşüyor çok...

    YanıtlaSil
  4. @Özgür: tabi ki rahmet eylesin. toplumun dönüşümü kolay olmamış. hala da sürüyor medeniyete doğru evrilmemiz gerekiyor. duyduğumuz çok acıklı kadın öyküleri var anadoluda. en basitinden hala mal olarak görüldüğü yerler var kadınlarımızın. umarım daha güzel günler görürüz hep birlikte kadın erkek demeden...

    YanıtlaSil

Buraya yorum yazabilirsiniz. Niye yazmıyorsunuz?

Üşenmedim, başka şeyler de yazdım