Erkekleri kullanma klavuzu

3 yorum:
Dünyada kitabı ve kullanma kılavuzu olmayan hiçbir şey yok. Üretilmiş ne varsa herkes yanına bir prospektüs, bir kullanma kılavuzu koymuş. Nitekim tanrı da kutsal kitaplarda bir şekilde insanın kullanma kılavuzunu bizzat insanlara vermiş, diğer kılavuzların yanında.

Madem öyle erkeğin de kullanma kılavuzu olmalı değil mi? vardır da zaten. Bunu kadınlar nesillerdir birbirlerine aktarırlar ancak bir kadının gözüyle aktarılan erkekleri kullanma kılavuzunda zaman zaman yanlışlar olması ve kul yapısı bu kılavuzların her zaman eksik olduğunu göz önünde bulundurmanız gerekir.

Örneğin yola gelmiyorsa, istediğini yaptıramıyorsan "3 gün vermeyeceksin muma döner" bilgi aktarımı kadınların en yanlış aktarımlarından biridir. Bunun yerine kutsal referansı bile olduğu söylenen "devenin üstünde de istese vereceksin" sözü daha anlamlıdır olaya bir erkek gözüyle bakınca.

Neden mi? (kılavuzumuzu okumaya başlayalım)

1-Çünkü erkek sevişken bir canlıdır. Ve erkeğiniz her koşulda sevişir. Siz sevişmezseniz o er ya da geç beliyle olmazsa eliyle, ya da başka bir yerde başka biriyle sevişir. Hiç olmadı zihninde olmadık kurgulara girişir. Bu yüzden sevişmeyi bir silah gibi kullanan kadınlar ilişkilerinde en çok kendilerini vururlar.

2- Erkekler iyi giyinmeseler de iyi giyimli şık kadınları severler. Rüküşe kaçmadan, abartmadan birlikte olduğunuz mekânlarda ama özellikle ev ortamında mutlaka alımlı ve bakımlı olmaya bakın. Gözü başka yere dalmasın. Arkadaş toplantıları, düğün dernek süslenmelerini abartmak yerine evde bunu yapmayı deneyin. Farz edin o gün evinizde düğün var. Zaten olur da:)

3- Saçınızın şeklini, rengini değiştirdiniz de farkında değil mi? buna taklılmak yerine daha radikal bir değişiklik yapın uzun aralıklarla da olsa. Kızmayın sinirlenmeyin ama kendinizdeki değişiklikleri ince bir zekâyla mutlaka fark ettirin.

4- Erkekler bütün dağınıklıklarına rağmen düzgün bir ev ortamı beklerler. Detaya kaçıp abartmadan ortalığı düzgün tutun ama günlük rutin işleri pek ona hissettirmeyin. Görev paylaşımı istemeniz doğal ama bunu şikâyet ederek talep etmeyin.

5- En pısırık erkeğin bile fırça yemekten hoşlanmadığını unutmayın. Hele bunu arkadaşlarının yanında asla yapmayın. Erkeğinize söz geçirmek ve istediğinizi yaptırmak istiyorsanız şu sihirli kelimeyi kullanın. PEKİ demesini bilen bir kadının erkeğine yaptıramayacağı hiç bir şey yoktur. Aksine inatçı kadınlar, bir erkeğin damarına basıldığında nasıl inatçı ve ters olabileceğini tahmin bile edemezler. Erkeğinizi azarlamayın. Hırçın ve öfkeli kadınlar zamanla sevdiklerini uzaklaştırırlar bunu asla unutmayın.

6- Erkeğinizi asla çantada keklik görmeyin. Onun size olan ilgisini biraz abartmış olabileceğini hep aklınızda tutun. Erkeğiniz kafeste kanarya değil bir bülbül olabilir ve ne zaman uçacağı belli olmaz. O yüzden tetikte olun. Bunun yolu da onun için her zaman çekici ve cazip olmanızdan geçer.

7- Kilo almayın ama diyet de diyet diye de tutturmayın. Erkekler formda kadınları sever ama sürekli diyet yapıyorum, onu yememem lazım, spora gitmem lazım diyen mızmız kadınları da pek sevmez.

8- Süslenirken şişenin dibine vurup, parfüm kullanmanın b..kunu çıkarmayın. Özellikle erkeğinizle dışarı çıkıyorsanız ancak yakın planda hissedilen ama sokaktakilerin burnunun direğini kırmayan dozlarda kullanın, fazlasından uzak durun. Kıskançlık damarını ateşlemeyin. Dışarı çıkarken dekoltenizi abartmayın. Göze batarsınız, içine kurt düşürürsünüz.

9- "Bana asla yalan söyleme" kadınların bu favori cümlesinin altında gizli bir cümle daha vardır. "bana inanabileceğim yalanlar söyle" Ama siz erkeğinizi yalan söylememek üzerine motive ederseniz bir gün cesaret ve küstahlığı abartıp hiç hoşlanmayacağınız doğruları söylemeye başlayabilir. Zaten bu dünya yalansız olmaz. Nitekim "bana her şeyi anlat, asla yalan söyleme" diyen kadınların da sakladığı ve yalan söylediği bir şeyler hep vardır.

10- Erkeğinizin size aldığı hediyenin parasını asla sormayın. Beğenmediyseniz bile tepkinizi sabaha saklayın. Başka yerde gördüm vs demeyin. Doğum günü, evlilik yıldönümü gibi anlık şeylere takıntılı olmayın. Ertesi gün hatırlarsa da çok sorun etmeyin. Erkeklerin kafasında bir saat vardır ama takvim yoktur. Zaten saatleri de zamanı göstermez. Sadece "yemek saati, içmek saati, yatıp sevişmek saati şeklinde 3 rakamlıdır o saat"

11- Erkeğinizle konuşurken ses tonunuzu ondan daha fazla yükseltmeyin. Ondan daha argo fıkra anlatmayın. Boyunuz daha uzunsa kısa topuklu giyin. Egonuzdan fedakârlık edin, böylece erkeğinizi tepe tepe kullanın.

12- Herkesin peşinde koştuğu bir kadın olma imajı flört dönemlerinde iyidir ancak "ben seçilmem seçerim" diye hava atarken "ama ben de seni seçtim "diyerek onu onore etmeyi ihmal etmeyin. Kıskançlığınızı abartmayın ama hissettirin.

13- Nasıl çocuk ismi vermek kadınlara bırakılmayacak kadar ciddi bir işse, çocukların eğitimi de erkeklere bırakılmayacak kadar ciddi bir iştir. Özellikle erkek çocuklarını belli bir yaşa gelene kadar babalarının etki alanından uzak tutun. Yoksa evin içinde "ne var lan tarram" diyerek apışarasını kaşıyan ve "göstereyim mi amcalara pipimi" modunda dolaşan veletler türeyebilir.



Dünyada kitabı ve kullanma kılavuzu olmayan hiçbir şey yok. Üretilmiş ne varsa herkes yanına bir prospektüs, bir kullanma kılavuzu koymuş. Nitekim tanrı da kutsal kitaplarda bir şekilde insanın kullanma kılavuzunu bizzat insanlara vermiş, diğer kılavuzların yanında.

Madem öyle erkeğin de kullanma kılavuzu olmalı değil mi? vardır da zaten. Bunu kadınlar nesillerdir birbirlerine aktarırlar ancak bir kadının gözüyle aktarılan erkekleri kullanma kılavuzunda zaman zaman yanlışlar olması ve kul yapısı bu kılavuzların her zaman eksik olduğunu göz önünde bulundurmanız gerekir.

Örneğin yola gelmiyorsa, istediğini yaptıramıyorsan "3 gün vermeyeceksin muma döner" bilgi aktarımı kadınların en yanlış aktarımlarından biridir. Bunun yerine kutsal referansı bile olduğu söylenen "devenin üstünde de istese vereceksin" sözü daha anlamlıdır olaya bir erkek gözüyle bakınca.

Neden mi? (kılavuzumuzu okumaya başlayalım)

1-Çünkü erkek sevişken bir canlıdır. Ve erkeğiniz her koşulda sevişir. Siz sevişmezseniz o er ya da geç beliyle olmazsa eliyle, ya da başka bir yerde başka biriyle sevişir. Hiç olmadı zihninde olmadık kurgulara girişir. Bu yüzden sevişmeyi bir silah gibi kullanan kadınlar ilişkilerinde en çok kendilerini vururlar.

2- Erkekler iyi giyinmeseler de iyi giyimli şık kadınları severler. Rüküşe kaçmadan, abartmadan birlikte olduğunuz mekânlarda ama özellikle ev ortamında mutlaka alımlı ve bakımlı olmaya bakın. Gözü başka yere dalmasın. Arkadaş toplantıları, düğün dernek süslenmelerini abartmak yerine evde bunu yapmayı deneyin. Farz edin o gün evinizde düğün var. Zaten olur da:)

3- Saçınızın şeklini, rengini değiştirdiniz de farkında değil mi? buna taklılmak yerine daha radikal bir değişiklik yapın uzun aralıklarla da olsa. Kızmayın sinirlenmeyin ama kendinizdeki değişiklikleri ince bir zekâyla mutlaka fark ettirin.

4- Erkekler bütün dağınıklıklarına rağmen düzgün bir ev ortamı beklerler. Detaya kaçıp abartmadan ortalığı düzgün tutun ama günlük rutin işleri pek ona hissettirmeyin. Görev paylaşımı istemeniz doğal ama bunu şikâyet ederek talep etmeyin.

5- En pısırık erkeğin bile fırça yemekten hoşlanmadığını unutmayın. Hele bunu arkadaşlarının yanında asla yapmayın. Erkeğinize söz geçirmek ve istediğinizi yaptırmak istiyorsanız şu sihirli kelimeyi kullanın. PEKİ demesini bilen bir kadının erkeğine yaptıramayacağı hiç bir şey yoktur. Aksine inatçı kadınlar, bir erkeğin damarına basıldığında nasıl inatçı ve ters olabileceğini tahmin bile edemezler. Erkeğinizi azarlamayın. Hırçın ve öfkeli kadınlar zamanla sevdiklerini uzaklaştırırlar bunu asla unutmayın.

6- Erkeğinizi asla çantada keklik görmeyin. Onun size olan ilgisini biraz abartmış olabileceğini hep aklınızda tutun. Erkeğiniz kafeste kanarya değil bir bülbül olabilir ve ne zaman uçacağı belli olmaz. O yüzden tetikte olun. Bunun yolu da onun için her zaman çekici ve cazip olmanızdan geçer.

7- Kilo almayın ama diyet de diyet diye de tutturmayın. Erkekler formda kadınları sever ama sürekli diyet yapıyorum, onu yememem lazım, spora gitmem lazım diyen mızmız kadınları da pek sevmez.

8- Süslenirken şişenin dibine vurup, parfüm kullanmanın b..kunu çıkarmayın. Özellikle erkeğinizle dışarı çıkıyorsanız ancak yakın planda hissedilen ama sokaktakilerin burnunun direğini kırmayan dozlarda kullanın, fazlasından uzak durun. Kıskançlık damarını ateşlemeyin. Dışarı çıkarken dekoltenizi abartmayın. Göze batarsınız, içine kurt düşürürsünüz.

9- "Bana asla yalan söyleme" kadınların bu favori cümlesinin altında gizli bir cümle daha vardır. "bana inanabileceğim yalanlar söyle" Ama siz erkeğinizi yalan söylememek üzerine motive ederseniz bir gün cesaret ve küstahlığı abartıp hiç hoşlanmayacağınız doğruları söylemeye başlayabilir. Zaten bu dünya yalansız olmaz. Nitekim "bana her şeyi anlat, asla yalan söyleme" diyen kadınların da sakladığı ve yalan söylediği bir şeyler hep vardır.

10- Erkeğinizin size aldığı hediyenin parasını asla sormayın. Beğenmediyseniz bile tepkinizi sabaha saklayın. Başka yerde gördüm vs demeyin. Doğum günü, evlilik yıldönümü gibi anlık şeylere takıntılı olmayın. Ertesi gün hatırlarsa da çok sorun etmeyin. Erkeklerin kafasında bir saat vardır ama takvim yoktur. Zaten saatleri de zamanı göstermez. Sadece "yemek saati, içmek saati, yatıp sevişmek saati şeklinde 3 rakamlıdır o saat"

11- Erkeğinizle konuşurken ses tonunuzu ondan daha fazla yükseltmeyin. Ondan daha argo fıkra anlatmayın. Boyunuz daha uzunsa kısa topuklu giyin. Egonuzdan fedakârlık edin, böylece erkeğinizi tepe tepe kullanın.

12- Herkesin peşinde koştuğu bir kadın olma imajı flört dönemlerinde iyidir ancak "ben seçilmem seçerim" diye hava atarken "ama ben de seni seçtim "diyerek onu onore etmeyi ihmal etmeyin. Kıskançlığınızı abartmayın ama hissettirin.

13- Nasıl çocuk ismi vermek kadınlara bırakılmayacak kadar ciddi bir işse, çocukların eğitimi de erkeklere bırakılmayacak kadar ciddi bir iştir. Özellikle erkek çocuklarını belli bir yaşa gelene kadar babalarının etki alanından uzak tutun. Yoksa evin içinde "ne var lan tarram" diyerek apışarasını kaşıyan ve "göstereyim mi amcalara pipimi" modunda dolaşan veletler türeyebilir.



İyi ki kadınım dedirten (memeler * )

2 yorum:

* bu yazı meme kanserine dikkat çekmek amacıyla yeniden yayınlanmıştır.

Birçok erkek aynaya baktığında bir kadının bakıp da kendisinde olmasından büyük haz aldığı, iyi ki kadınım dediği çok güzel iki şeyi göremez. Memeler. Bazı erkekleri yoldan çıkarıp travestilikten, transseksüelliğe kadar götüren süreç hep o memeler yüzünden başlamıyor mu zaten?

Uff! Lan memelere bak deyip, sonra bunlardan bende niye yok diye hayıflanmaya giden süreç. Gerçekten kadını her açıdan erkeğe göre daha cazip kılan, çekicileştiren o iki yol tümseğinden, o iki küçük dağ tepesinden daha güzel ne var ki?

Ne kadar ruhsuz yazıyorum değil mi? Oysa dahasını yazmak isterdim. Hani nice şairleri baştan çıkarmış, nice erkeklerin aklını baştan almış o iki güzel çıkıntı nasıl anlatılabilir ki? Kadın vücudu zaten hoş yaratılmış. Ancak dekolte, göğüs çatalı, meme uçları derken erkeğin aklını baştan alan birçok şey de o noktada toplanmış.

Hani öküz gibi baktığımız o çıkıntılar, baktıkça aklımızı karıştıran kum tepecikleri. Baktıkça bakmaya doyamadığımız, dokundukça kıyamadığımız, Freud’a sorulsa belki anne sütünden erken kesilmekten diye tarif edebileceği, ama benim  bu görüşe katılmadığım, insanın içinde dudaklarını uzatıp; bazen emme, bazen canını yaka yaka ısırma, bazen uçlarıyla oynama hissi uyandıran o güzel memeler.

Ressamların çizerken, şairlerin yazarken mest olduğu, üzerine düşmüş bir damla tere fotoğraf makinesi objektiflerinin odaklanıp kilitlendiği, kadını baştan çıkarıcı hale dönüştürmeye yeten iki nükleer füze gibi olan o çıkıntılar. Uyandırdığı şehvetle, şefkati harmanlayan adına türküler yakılmış, şarkılar bestelenmiş dam üstünde un eleyen memeler.

Adı, argoda meyveye benzetilip portakalla, ayvayla, armutla, uçları üzümle özdeşleştirilmiş, tanımlamada erkeklerin kifayetsiz kaldığı memeler.

Erkeklerin şımarıklık ve tembelliğinde küçük birer yastık gibi başını yaslamaktan, sevdiği kadının kalbinin atışlarında kendini aramaktan mutluluk duyduğu, gözlerden sonra günaha davetin baştan çıkarıcı ikinci durağı olan, cennet vaatleri içine “turunç memeli kızlar” kategorisinden giren memeler.

Küçük kızların ergenliğe erişirken gözüküyor diye utana sıkıla sakladığı, erişkinlerin niye küçük diye takviye kullanmaya kalktığı, sutyen diye kimine göre gereksiz kimine göre olmazsa olmaz bir aksesuarın icad sebebi olmuş memeler.


* bu yazı meme kanserine dikkat çekmek amacıyla yeniden yayınlanmıştır.

Birçok erkek aynaya baktığında bir kadının bakıp da kendisinde olmasından büyük haz aldığı, iyi ki kadınım dediği çok güzel iki şeyi göremez. Memeler. Bazı erkekleri yoldan çıkarıp travestilikten, transseksüelliğe kadar götüren süreç hep o memeler yüzünden başlamıyor mu zaten?

Uff! Lan memelere bak deyip, sonra bunlardan bende niye yok diye hayıflanmaya giden süreç. Gerçekten kadını her açıdan erkeğe göre daha cazip kılan, çekicileştiren o iki yol tümseğinden, o iki küçük dağ tepesinden daha güzel ne var ki?

Ne kadar ruhsuz yazıyorum değil mi? Oysa dahasını yazmak isterdim. Hani nice şairleri baştan çıkarmış, nice erkeklerin aklını baştan almış o iki güzel çıkıntı nasıl anlatılabilir ki? Kadın vücudu zaten hoş yaratılmış. Ancak dekolte, göğüs çatalı, meme uçları derken erkeğin aklını baştan alan birçok şey de o noktada toplanmış.

Hani öküz gibi baktığımız o çıkıntılar, baktıkça aklımızı karıştıran kum tepecikleri. Baktıkça bakmaya doyamadığımız, dokundukça kıyamadığımız, Freud’a sorulsa belki anne sütünden erken kesilmekten diye tarif edebileceği, ama benim  bu görüşe katılmadığım, insanın içinde dudaklarını uzatıp; bazen emme, bazen canını yaka yaka ısırma, bazen uçlarıyla oynama hissi uyandıran o güzel memeler.

Ressamların çizerken, şairlerin yazarken mest olduğu, üzerine düşmüş bir damla tere fotoğraf makinesi objektiflerinin odaklanıp kilitlendiği, kadını baştan çıkarıcı hale dönüştürmeye yeten iki nükleer füze gibi olan o çıkıntılar. Uyandırdığı şehvetle, şefkati harmanlayan adına türküler yakılmış, şarkılar bestelenmiş dam üstünde un eleyen memeler.

Adı, argoda meyveye benzetilip portakalla, ayvayla, armutla, uçları üzümle özdeşleştirilmiş, tanımlamada erkeklerin kifayetsiz kaldığı memeler.

Erkeklerin şımarıklık ve tembelliğinde küçük birer yastık gibi başını yaslamaktan, sevdiği kadının kalbinin atışlarında kendini aramaktan mutluluk duyduğu, gözlerden sonra günaha davetin baştan çıkarıcı ikinci durağı olan, cennet vaatleri içine “turunç memeli kızlar” kategorisinden giren memeler.

Küçük kızların ergenliğe erişirken gözüküyor diye utana sıkıla sakladığı, erişkinlerin niye küçük diye takviye kullanmaya kalktığı, sutyen diye kimine göre gereksiz kimine göre olmazsa olmaz bir aksesuarın icad sebebi olmuş memeler.

Ariflere sevdanın tarifi

2 yorum:
sevda
yaşadığın şey ne olursa olsun aslında ne demek biliyor musun?
işin aslı, sözün özeti, yaşadıklarından pişman olmamaktır sevda anlıyor musun.


bir insana,
seni tanığım güne diye lanet okumamak, bozmamak iyi niyetini
sevda yıllar sonra bile gülümseyerek umutla yüreği sevinçle titreyerek anabilmek ötekini.


sevda bitse de, tükenip, bitmemek.
sevda belaya ve kavgaya dönüşmeyen, sevda bozulmayan çirkinleşmeyen.
sevda paylaştığın kişinin gerçeği ne olursa olsun onu hep beyaz, hep masum ve temiz görebilmek. sevda kin gütmemek, kem söz etmemek.
sevda içine kanayıp dilini tutabilmek, sevda gözyaşına ekmek banabilmek.

sevda yemeninde gül oya,
o yüzden yaşamalı doya doya.
sevda
yaşadığın şey ne olursa olsun aslında ne demek biliyor musun?
işin aslı, sözün özeti, yaşadıklarından pişman olmamaktır sevda anlıyor musun.


bir insana,
seni tanığım güne diye lanet okumamak, bozmamak iyi niyetini
sevda yıllar sonra bile gülümseyerek umutla yüreği sevinçle titreyerek anabilmek ötekini.


sevda bitse de, tükenip, bitmemek.
sevda belaya ve kavgaya dönüşmeyen, sevda bozulmayan çirkinleşmeyen.
sevda paylaştığın kişinin gerçeği ne olursa olsun onu hep beyaz, hep masum ve temiz görebilmek. sevda kin gütmemek, kem söz etmemek.
sevda içine kanayıp dilini tutabilmek, sevda gözyaşına ekmek banabilmek.

sevda yemeninde gül oya,
o yüzden yaşamalı doya doya.

Çok okunan yazılar