Tak, tak, tak....



Dünyada aynı zamanda hem bu kadar kafa ütüleyici , hem de bu kadar iç gıcıklayıcı bir ses daha var mıdır bilmem. Kapatın gözlerinizi ve sesi dinleyin. Koridorda etekleri zil takmış bir kadın yürüyor. Tahminen uzun bacaklı, yüksek ve ince topukları, kırmızı ayakkabıları ve elbisesi ile iç gıcıklayıcı bir güzellik. Yüzünde hoş bir gülümseme tak, tak, tak.

Bir özgüven ki, değme gitsin. "At gibi karı" sözünün hakkını verir bir kadın hem de. Göğüs dekoltesini üç aşağı beş yukarı tahmin edebiliyorsunuz. Şimdi gözlerinizi kapatıp havaya yayılan parfüm kokusunu hissetmeye hazırsınız. Kırmızı elbiseyi beğenmediniz mi hadi fıstık yeşili olsun. Geliyor geliyor, tak, tak, tak....

Aaa, bu bücür kokanaya mı aitmiş o ayakkabılar. Ya herkese neden satıyorlar bu yüksek topukluları. Olmaz ki. Hanımefendi senin benim hayallerimi yıkmaya ne hakkın var. Tanrım ağdası gelmiş bacaklar ve çorap da mı yok. Yok yok nasıl herkes göğüs kıllarını açıp, altın zincir takamıyorsa bazı kadınlara yüksek ve ince topuklu ayakkabı giydirip koridorda yürütmeyeceksin kardeşim.

Bak şimdi nasıl da gidiyor kadın. Yüzünden bir hayır görmedik ki arkasından bakalım. Göz görmezse gönül katlanır, hadi gözlerimizi kapayalım. Oh my god!.. yine o ses. Tak, tak, tak... Şimdi kulaklarımı tırmalıyor. Bir dahaki sefere güzel bir kadın görene kadar da kabus devam edecek...

Lütfen çirkin, yaşlı ve kalın bacaklı kadınlara ince topuklu ayakkabı satılmasın. Sıkıştırıverin anayasa teklifine bunu da...



Bu yazıyı paylaş: :

0 Yorum var:

Yorum Gönder

Buraya yorum yazabilirsiniz. Niye yazmıyorsunuz?

Çok okunan yazılar