* Günün Yazısı :

Öküz!. / Hatıra defterimden (seçtiklerim -3)


Blog yazısı yazmayacağım bir süre.
Meteorolojiye göre mevsim bahar olduğu için, azıcık romantik hallerimin ve orta yaş bunalımımın geçmesini bekliyorum. Her an, aşkıma gözyaşı karışıp ortalığı yine seller alabilir. Gördüğünüz üzere henüz İstanbul'un altyapısı gözyaşlarıma müsait değil. Bu yüzden halkımı düşünmeliyim.

Ancak bu durum hatırlarımı yazmama da engel değil ya.
Ben de öyle yapayım dedim. Buyrun hatıra defterimden bir yaprak...

I - Öküz Vakası

Rabbim her ergen kuluna kazasız belasız, bunalımsız reşit olmayı nasip etsin. Benim ki öyle olmadı. Bunalımlı geçti resmen. Ayrıca bol sivilceli ve terlemeli, sıkılgan ve kırılgan olduğum bir dönemdi...

Çocukken çok iyi olduğum insan ilişkilerinde çuvalladım. Karşı cins konusu ise tamamen bir kâbus olup çıktı. Adına şiirler döktürdüğüm platonik aşkıma dair içimde ilk öpme isteği uyandığında kendimi adi, eşek herifin biri olarak görmeye başladım. Ulan hayvan İbram insan sevdiği kızı öper mi? Öpüyormuş zamanla öğrendim:).

Zaten taşradan gelip Büyükşehirle tanışınca ilk tokadı yemiştim. Düşünün ki yaşadığım kasabada (12 Eylülde işkence için kullanılan) manyetolu telefonlar var sadece. Çeviriyorsun kolu bir kaç tur ve karşına çıkan santral memuresine konuşmak istediğin telefon numarasını söylüyorsun o da sizi bağlıyor. Connection People böyle birşey işte o zamanlar.

Şehirde ise çevirmeli telefonlar var. Üzerinde rakamlar ve arayacağın numarayı bir çemberdeki deliklerde bulup işaret parmağını sokarak peş peşe çeviriyorsun. Babam ilk kaldığımız otelin lobisine gönderiyor eve haber vereyim diye. Telefonun yanındaki jeton koyma yerine 1 lirayı koyup itiyorum ve hat açılıyor. Sonra numarayı çeviriyorum ama tık yok. Geliyorum açmadılar teli diyorum. Resepsiyondaki otelci amca da 1 TL’leri üttürmemi izliyor keyifle. 9dan hat al çocuğum demiyor. Ben de utanıp soramıyorum...

Minibüslere binemiyorum. Hangisi nereye gidiyor okuyup bulmaya çalışıyorum. Zaten yarı dolu geliyorlar. Elimi kaldırmakla kaldırmamak arasında tereddüt ediyorum. İlk semt aşırı denememde Topkapı'dan Şişli'ye yaya yürümeye çalışıyorum ama yarım saat yürüdükten sonra İstanbul'un sandığımdan büyük olduğunu anlıyorum. Vazcayıyorum.

Minibüslere bindiğimde ineceğim yeri bile söyleyemiyorum. Kısmen bildiğim güzergâha yakın bir yerde durur da birileri inerse, onlarla birlikte iniyorum. Olmadı başka bir minibüsle geri gidiyorum.

Otobüsler sıkış tepiş ve en büyük korkum Ford'cu sanılmak. Bu yüzden elimde mutlaka içinde bir iki defter olan bir mağaza poşeti oluyor ve kazara kimseleri taciz etmesin diye pipi'mi özenle saklıyorum. Karşılaştığım kızların yüzüne bakamıyorum. Başımı önüme eğiyorum. Yanlarında terliyorum. Sık sık terimi siliyorum. Yüzlerine bakarsam (dün gece rüyamda da olsa) aklımdan geçen kötü şeyleri okuyacaklar sanıyorum. Tırsıyorum.

Oysa bütün bu cici çocuk hallerim bile ÖKÜZ olmama engel değilmiş. Yaşadım öğrendim en büyük kusurumu. Çünkü özür dilemeyi beceremiyormuşum.

----------------------------------

Sıcak bir yaz günü, az da yorgun ve telaşla bindim bir dolmuşa.
Dolmuş tepeleme dolmuştu her zamanki gibi. Güç bela kendimi attım içeri. Ücretimi ödedim ve her zamanki gibi olabildiğince çekingen ve her zamanki gibi terleyerek yerimi aldım. Minibüs biraz da savrularak gittiğinden ortadaki direğe can havliyle tutunmaktaydım. Henüz dolmuşta bir yere tutunmadan ayakta gidebilecek ustalıkta değildim.

Benimle birlikte minibüsteki iki kız kendi aralarında fısıltılı konuşmaya başladı. Sinirli ya da sıkıntılı oldukları her hallerinden anlaşılıyordu gerçi ama ortada anlam veremediğim bir "Öküz" lafı dolaşıyordu. Önce minibüs şoförüne kızıyorlar sandım. Sonradan durumu anladım. Her ne kadar direkt yüzüme söylemiyor olsalar da sohbetteki ÖKÜZ bizzat ben oluyordum. Sebebi ise aceleyle minibüse binerken kızlardan birinin ayağına bastığımı fark etmemiş olmamdı.

Haliyle ilk öküz cümlesi yüzüme söylenseydi anlardım ihtimal ama, demek ki pek de sert basmadım ya da bastığımı fark etmedim. Bir pardon demediğim için de olaydaki ÖKÜZ olmuştum. Hoş, durumu öğrenince en azından özür dileyebilirdim ama o medeni cesarete ve kıvraklığa sahip değildim. O yüzden aklıma gelen en basit çözümü uyguladım ve kan ter içinde ilk durakta minibüsten indim.

Aynı istikamete gidecek ikinci bir minibüsü beklerken, (kız söylendiği için olmasa da) özür dileyemediğim için kendimi "Öküz" gibi hissediyordum. Bir yandan da kendi kendime söyleniyordum "Bu kızların ayağı neden bu kadar narin ki?" diye. Bunun neden böyle olduğunu ise bir müddet sonra ilk defa bir kızın elini tuttuğumda anladım.

Hamiş:
Odun İbram yavaş yavaş, kereste kıvamına geliyordu...
Yumuşayıp, pamuk şekeri gibi olması ise bir hayli zaman alacaktı.

Bu hatıranın sonu. :p
Bu yazıyı paylaş: :

13 Yorum var:

  1. sondan 2. ve 3. cümlelere çok güldüm :D estf tabi:P

    + o kızlar narin değil çirkefmiş. ağzını yüzünü öfelerim onların, kimse ibrahim abime öküz diyemez :p

    YanıtlaSil
  2. Keşke öküzlerin tek öküzlükleri bu olsa..Özür dileyememek..O zaman biz çiçekli, böcüklü, cicili, bicili hatunlar da daha az beklenti içinde oluruz belki :)

    YanıtlaSil
  3. ahaha :D ilk evden çıkıp yalnız başıma seyahat etmeye başladığımda ben de böyleydim.Bence insanı öküzleştiren bu büyük şehirin tantanası :D

    hepimiz öküzüz :D

    YanıtlaSil
  4. Yazmadan duramayacağını söylemiştim.. Sebeplerini de söylemiştim üstelik....

    :)

    YanıtlaSil
  5. bu konuda öküz ün kim olduğu tartışılır!

    YanıtlaSil
  6. İbrahimmm....Onlarda senin gibi özür dileyemediklerinde sıkılıyorlar mıdır?

    Benden özür dileyeceksiniz dediğim annem benimle konuş muyor günlerdir.... Bu kadar mı zor?
    Bu kadar mı zor diyorum.. Birinin kalbinin soğumasını sağlayacak bu iki kelimeyi yan yana getirmek....

    Özürlü deriz, özrü kabahatinden büyük deriz, insan bi özür diler deriz... Ama iş özür dilemeye gelince dilendiğimizi zannederiz...

    Ufff :(((

    YanıtlaSil
  7. bi dost: gül bakalım. döversin di mi:) döf döf

    bi garip women: hımmm öteki öküzlere söylim bunu:)

    uçandepik: sen de bizdensin arkadaş:) sevindim.

    YanıtlaSil
  8. cache: yazmadan durcam demedim zaten. anılarımı yazıyorum. orhun kitabeleri var, mısır piramitleri var. benden de birşeyler kalsın gelecek nesillere :p

    dbp: cinsiyet itibarıyla öküz ben oluyorum efendim. diğerleri mağduredir. kıyamam ama mağdur edici olsalar da inek olurlar di mi efendim:) öküz dil.:))

    YanıtlaSil
  9. KYBLE F: büyükler özür dilemez. aslında dilemeli. hep bunu öğretiyorum çevremdeki çocuklara, gençlere. nasıl mı? onlardan özür dileyerek. ve bana lisede özür dilemeyi öğreten öğretmenime aşıktım uzun süre. bunu yazıcam bi ara?

    YanıtlaSil
  10. çok eğlenceli hatıralar ya :) pipi kazayla taciz eder mi hiç nmuhhaha :D

    YanıtlaSil
  11. Estağfurullah :)Üstelik bu şekilde düşünerek asıl öküzlerin hakkını yiyorsunuz...

    YanıtlaSil
  12. Seninki ne kadar masummuş. Bir de şimdiki ökküzzleri gör. Iyy!

    YanıtlaSil
  13. döverim demedim:S öfelerim dedim :(

    YanıtlaSil

Buraya yorum yazabilirsiniz. Niye yazmıyorsunuz?

Üşenmedim, başka şeyler de yazdım